--°Van
DOLAR49,75
EURO55,83
GRAM6.421
ÇEYREK10.619

Cemil Bayık: Rojava'da demokratik sistem hedef alındı

Cemil Bayık: Rojava'da demokratik sistem hedef alındı
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Rojava'da, Halep başta olmak üzere Kürtlerin yaşadığı ve güç haline geldiği kentlerin hedef alındığı saldırılar için "Rojava’nın demokratik sisteminin hedef alındığı açıktır" yorumunu yaptı.

VANMED HABER MERKEZİ - KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Ortadoğu'da son yaşanan siyasi gelişmelerle ilgili ANF’ye verdiği röportajda Rojava'da yaşananları da değerlendirdi.

Bayık, Arap aşiretlerin 12 yıldır iç savaşta birlikte olduğu Kürtlere son anda silah çevirdiği, YPG Genel Komutanı Mazlum Abdi'nin en çok Mesud Barzani ile görüştüğü, kadın savaşçıların saç örgülerinin kesildiği, cenazelerinin binalardan atıldığı Halep katliamının dünya genelinde Kürtlerin ayaklanmasına yol açtığı Rojava gerçeği ile ilgili olarak şu belirlemelerde bulundu:

"Rojava’ya yönelik saldırıların, hem uluslararası hem bölgesel boyutları var. Uluslararası güçler, DAİŞ’e karşı ortaklık yapılan Rojava ile taktik ilişkileri sürdürmenin kendi çıkarlarına olmadığını düşünerek; Türkiye ve bazı Arap devletleri ile ilişkiyi daha önemli gördü.  

Rojava’ya ve Kuzey-Doğu Suriye’ye yönelik saldırının önemli bir boyutu da demokratik toplumu hedeflemiş olmasıdır. Şam hakimi HTŞ, tabii ki Rojava-Kuzey ve Doğu Suriye’deki demokratik sistemi kabul edemez ve sindiremezdi. Bu açıdan Kuzey-Doğu Suriye ile bir gerilim yaşayacağı açıktı. Bu, demokratik bir ortam içinde var olacak bir gerilim mi, yoksa şiddet araçlarının devreye girmesiyle mi olacaktı? Şam hakimlerinin demokratik zihniyeti olmayınca şiddeti kullanacağı sır değildi. Tabii ki bunu tek başına yapma zemini ve gücü yoktu. Uluslararası güçlerin onayı ve bölge devletlerinin desteği olunca hem bu demokratik sistemi ortadan kaldırmak hem de Kürt iradesini kırmak için harekete geçirildi.

Rojava’nın demokratik sisteminin hedef alındığı açıktır. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, “Ortadoğu’da iyiliksever monarşiler uygundur” dedi. Bu aslında Ortadoğu halklarına hakarettir; demokrasiyi Ortadoğu halklarına layık görmemektir. Bu söylemle birlikte Kuzey ve Doğu Suriye tehdit altına girmişti. Ortadoğu için monarşi önerilirse tabii ki Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi sistemi, Ortadoğu monarşileri ve demokratik olmayan sistemi için tehlike olarak görülür. Bu demokratik sistem, kapitalist modernist sistemin öngördüğü Ortadoğu için tehlike anlamına gelir. Demokratik Özerk sistemine saldırının bir amacı, kendileri için tehlike gördüklerini tasfiye etmektir.

Ne koalisyon güçleri ne de HTŞ ve Türkiye, Demokratik Özerk Yönetim sistemini kabul etti. Demokrasiyi kendi sistemlerini etkisiz kılacağı bir yönetim sistemi olarak görüyorlar. Bu açıdan Kürtlerin iradesini kırmakla birlikte demokratik sistemi tasfiye etmeyi amaçladılar. Arap, Süryani, Çerkes, Türkmen, Ermeni toplumuna dayalı bu sistemi Rojava Devrimi’nin yarattığı Kürt iradesi ortaya çıkardığı için bu Kürt iradesine saldırı, doğrudan demokratik toplum paradigmasına saldırıdır. Eğer bu paradigma Suriye’de etkili olursa bunun tüm Ortadoğu’ya sıçrayacağını gördüler."

Bayık, Öcalan'ın paradigması için de şu yorumları yaptı:

"Rêber Apo’nun kadın özgürlükçü, demokratik, ekolojik toplum paradigmasının ve bunun öngördüğü demokratik toplum inşasının çöktüğünü söylemek, insanlığın kapitalizme, baskıcı sömürücü sistemlere muhtaç olduğunu söylemektir. Francis Fukuyama, tarihin sonunun geldiğini savunuyordu. İnsanlık için son sistem neoliberalizmdir, bundan öte bir siyasi toplumsal ve ekonomik sistem olamaz iddiası vardı. Reel sosyalizmin, esas olarak kendi iç yanlışlıklarından dolayı çözülmesi, kapitalizmin zaferi olarak görüldü.

Bugün çöken bir sistem varsa devletçi, iktidarcı kapitalist modernist sistemdir. Şu anda dünyada insanlığa yaşattığı sorunlar ve bunalım, bu sistemin aşılmasının gerektiğini her gün insanların yüzüne vurmuyor mu? Halkların demokratik, özgür ve adil yaşayabileceği fikrinin, Kuzey ve Doğu Suriye şahsında çöktüğünü söyleyenlerin zihniyetleri çöküntü içindedir. Daha doğrusu başka fikirlerin kölesi olan, özgür ve demokratik yaşam fikrinden yoksun kesimlerdir. Bu paradigmanın bırakalım çökmesi, insanlığa yeni umut olan ve giderek daha fazla benimsenecek bir fikir ve bunun öngördüğü toplumsal ve siyasal bir sistemdir. Sizin belirttikleriniz, milliyetçi ve kapitalist modernist sistem dışında bir sistem bilmeyenlerin, demagojik söylemleridir. Aslında Apo ve PKK karşıtlığı onlara bunları söyletiyor. 50 yıldır Rêber Apo ve PKK’de kusur bulma paranoyasında olanların söylemidir. Halklar, emekçiler, kadınlar, gençler, özgürlük arayışında olan güçler, bu paradigmayı umut olarak görüyorlar.

Bu paradigma, 14 yıldır eksikleri ve yetersizlikleriyle Kuzey ve Doğu Suriye’de pratikleşti. Türkiye ve Önderlik karşıtı olanlar dışında dünyanın örnek gördüğü bir model oldu. Böyle bir paradigmaya dayalı toplumsal sistem kurulabileceği kanıtlandı. Rojava’daki pratikleşmede eleştirilecek ve bizim de eleştirdiğimiz eksiklikleri vardır ama bir toplumsal yaşam sistemi kuruldu. Kadınlar hiçbir yerde olmadığı kadar özgür yaşama kavuştu. Kürt, Arap, Çerkes, Süryani, Ermeni, Türkmen kavga etmeden kardeşçe yaşadı. Uluslararası güçlerin, Kürt ve demokrasi düşmanı güçlerin saldırısıyla bu sisteme belli yönleriyle darbe vurulmuş olsa da bu fikrin ve projenin çöktüğü söylenemez. Sadece bu projenin pratikleştirilmek istendiği bazı alanlar, demokrasi düşmanları tarafından işgal edildi.

İnsanlığı bitiren kapitalist modernist sistem karşısında insanlara umut olacak bir ütopya sunmamak, insanlık olarak ölüme yatmaktır. İnsanlık ölmedi. Önderlik paradigması, insanlığın ölmediğini, insanın var olma koşulu olan toplumsallığın demokratik değerlerle yeniden canlanacağını söylemek tam da gerçekleşebilecek bir çağrıdır, bir kurtuluş projesidir. İnsanlık, ne mevcut iktidarcı devletçi sistemi kabul edebilir ne de kapitalist modernist sistemi. Çökmüş olan bir fikir ve sistem varsa o da erkek egemenlikçi, iktidarcı ve devletçi sistemdir. Yaşayan, yaşatacak ve insanlığın geleceği olan sistem ise Rêber Apo’nun paradigmasıyla sağlanacaktır.

Halklar bir arada yaşayamaz, ancak birbirine düşman olur ve birbirilerini boğazlarlar, denilebilir mi? Demokratik, özgür ve adil bir sistem kurulamaz, denilebilir mi? Ortadoğu insanlığın beşiğidir; birçok değer buradan dünyaya taşınmıştır. Daha sonra dogmatizm, tutuculuk var oldu diye Ortadoğu’dan bir şey çıkmaz demek, Ortadoğu’nun tarihsel değerlerini yok saymaktır. Oryantalist, yani Batıcı bir düşünce ile Ortadoğu’ya bakmaktır. Kendini küçümsemek ve bizden bir şey çıkmaz, demektir. İşte bu düşüncelerin geleceği yoktur!

Rêber Apo, tüm insanlık için bir kurtuluş projesi ortaya koyuyor. Kürt ve Ortadoğulu birinin böyle bir kurtuluş paradigması ortaya koyamayacağı düşünülüyor. Önderlik paradigmasına saldıranların ve burun kıvıranların ruh halinin de böyle olduğunu söylemek yanlış olmaz. Rêber Apo’nun paradigması, ortaya koyduğu değerler övülüp sahiplenileceğine böyle yaklaşımlar, insanlığın özgür, demokratik ve kardeşçe yaşayamayacağını söylemektir. Bir zamanlar sağ ve faşist zihniyetli insanlar, sosyalistlere insan doğası bencildir, bireycidir, böyle toplumcu bir sistem kurulamaz, diyordu. Şimdi Önderlik paradigmasında kusur arayanların da benzer bir saplantılarının olduğu anlaşılıyor. Bu paradigma ve öngördüğü proje çökmedi; aksine giderek daha fazla gelişecek ve halklar tarafından sahiplenilecektir."


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Van TB Başkanı Süer, Mısır'da Van'ı anlattıÖnceki Haber

Van TB Başkanı Süer, Mısır'da Van'ı anla...

Nureddin Şimşek: Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!Sonraki Haber

Nureddin Şimşek: Kurtuluş yok tek başına...

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar