
Almanya'nın Köln ve Dortmund kentlerinde Şam güçlerinin Rojava'ya yönelik saldırılarını protesto edildi.
VANMED HABER MERKEZİ - Almanya’nın Köln kentinde bir araya gelen Kürt diasporası, Rojava’ya yönelik saldırıları protesto etmek ve dayanışma sergilemek amacıyla kitlesel bir yürüyüş düzenledi. Dünyanın dört bir yanından gelen eylemciler, uluslararası topluma seslenerek saldırılar karşısında sessiz kalınmaması çağrısında bulundu.
Eylemin en dikkat çeken simalarından biri, on yıldır Almanya'da yaşayan Dêrika Hemkolu Leyla isimli anne oldu.
Kürt kadınlarına yönelik saldırılara ve hakaretlere tepki olarak geleneksel kınalı örgüleriyle eyleme katılan Leyla anne, "Kürt kadınlarının örgülerini kesenler bilsin ki bugün milyonlarca örgü var. Biz o saçlardan yeni örgüler öreceğiz. Öldürmek mertlik değildir; biz her zaman kardeşlik çağrısı yaptık ama onurumuza yapılan saldırılara da sessiz kalmayacağız” dedi.
ABD ve Avrupa’nın tutumuna sert tepki
Gösteriye katılanlar, demokrasi ve insan hakları iddiasındaki Avrupa devletlerinin ve ABD’nin mevcut durum karşısındaki tutumunu eleştirdi.
Hollanda’dan eyleme katılan Roj isimli vatandaş, diasporanın sesinin Rojava’ya güç verdiğini belirterek, "Avrupa’daki Kürtler hiçbir zaman Rojava halkını yalnız bırakmayacak. Buradaki sesimiz yükseldikçe oradaki güçleri artıyor. Mesud Barzani’ye mesajım şudur: Sırtımızı sana yasladık, bizi asla yalnız bırakma" ifadelerini kullandı.
Almanya’da yaşayan Kemend ise ABD’nin Kürtleri "yüzüstü bırakan" politikasına dikkat çekerek, Kürt partileri arasındaki çekişmelerin bir kenara bırakılıp tek ses olunması gerektiğini vurguladı.
Suriye İçin desantralize federasyon talebi
Yürüyüşte öne çıkan temel siyasi talep, Suriye’nin geleceğinde Kürtlerin kendi kendilerini yöneteceği bir federal sistemin kurulması oldu.
Leverkusen Kürt Derneği sorumlusu Rodî, Kürtlerin kendi topraklarında kendi kimlikleri ile yaşaması gerektiğini vurgulayarak, "Sadece vatandaşlık hakları yetmez. Kürtlerin hakkı federalizmdir; kendi topraklarında kendi yönetimlerini kurmalıdırlar" dedi.
Diasporanın tanınmış isimlerinden Dr. Hikmet Axa da bu görüşü destekleyerek Suriye’nin çok kimlikli yapısına işaret etti:
"Suriye’de sadece Araplar yok; Kürtler, Dürziler, Aleviler, İsmailliler, Ermeniler, Çerkezler, Süryaniler ve Keldaniler var. Bu kadar çok halkın bir arada yaşayabilmesi için yerinden yönetim esasına dayalı federal bir sistem şarttır. Federasyon dışındaki hiçbir seçenek kabul edilemez."
Köln sokaklarında saatlerce süren eylem, Rojava ile dayanışma sloganlarıyla sona erdi.
Dortmund'daki protesto
Dortmund kentinde düzenlenen gösterilerde ise Kürtlerin yanı sıra Alman vatandaşları da Rojava ile dayanışma mesajı verdi. Göstericiler, bölgede yaşananları bir insan hakları meselesi olarak tanımlayarak siyasi sorumluluk çağrısında bulundu.
Suriye ve Rojava’da tırmanan askeri gerilim ve insani kriz, Avrupa’nın çeşitli kentlerinde geniş katılımlı protestolara neden oluyor.
Dortmund’da düzenlenen son yürüyüşe katılan çok sayıda Alman vatandaşı, Kürt halkının yanında saf tutarak Alman hükümetine ve uluslararası topluma seslendi.

“İnsan acı çektiğinde milletin önemi yoktur”
Gösteriye katılan gençlerden Robin, Rûdaw’a yaptığı açıklamada eyleme katılma nedenini insani değerlerle açıkladı.
Robin, "Buradayım çünkü bir insan acı çektiğinde bu tüm insanlığı etkiler; burada ulusların hiçbir rolü yoktur. 2019 yılında Türkiye’nin Serêkaniyê’ye operasyonu sırasında Rojava’yı duydum ve çok etkilendim. O zamandan beri destekliyorum ve korunmasını umuyorum" dedi.
Siyasi ve diplomatik baskı çağrısı
Eylemciler, yaşananları sadece yerel bir çatışma değil, uluslararası bir adalet meselesi olarak görüyor.
Hannes isimli bir Alman vatandaşı, hükümetlerin somut adımlar atması gerektiğini vurgulayarak, "Tüm diplomatik ilişkilerin kesilmesini ve para akışının derhal durdurulmasını bekliyorum. Suriye hükümetine bu katliamları durdurması için baskı yapılmalı ve Rojava desteklenmelidir" ifadelerini kullandı.
Alman medyasına "sessizlik" eleştirisi
Gösteride söz alan Maria ise Alman medyasının bölgedeki gelişmelere yaklaşımını eleştirdi.
Kürtlerle birlikte büyüdüğünü belirten Maria, "Alman medyasında bu olayların yansıması benim için çok önemli çünkü olumsuz bir durum yaşanmadıkça bu konuda hiçbir şey söylemiyorlar. 'Jin, Jiyan, Azadi'... Yaşasın Kürdistan" diyerek tepkisini dile getirdi.
“2015’te Kobani’deydik, bugün de yanlarındayız”
Bazı göstericiler ise bölgeyle olan kişisel bağlarına dikkat çekti.
Marksist-Leninist Parti (MLPD) üyesi Sara Rissmann, 2015 yılında bizzat Kobani’de bulunduğunu hatırlatarak, "O zaman Rojava’yı IŞİD’e karşı başarıyla savunduk, bugün de aynı şeyi yapıyoruz" dedi.
Göstericiler, bu eylemin "dayanışmanın sınır tanımadığının" bir sembolü olduğunu belirterek, siyasi sessizliğin artık kabul edilebilir bir seçenek olmadığı mesajını verdi.
Kaynak: Rûdaw









































Yorum Yazın