
"(...)Kalp işte güzel de olsa bir gün duruyor."
Kırkdilim köyü ağasını kaybetti. Bu bildiğimiz toprak ağalarından değildi.
Arıların ağası, üzümlerin ağası, kalplerin ağası idi.
Birçok dil biliyordu; arıların, ağaçların, üzüm kütüklerin,
Kuşların ve köpeklerin, taşın ve toprağın dilini …
Hani kimi insanlar vardır etrafına negatif enerji yayar.
Hani insanı görür görmez başlarla ya
“ah saçın dökülmüş, ah yaşlanmışsın , göbeğin çıkmış “ diye saymaya.
Aliağa insan bakarken insanın dış özelliklerini görmezdi,
daha doğrusu insanda bir şeyler bulmaya çalışmazdı.
Herkes onun dostu ve arkadaşıymış gibi davranırdı.
İnsan dediğin zaten güzeldir ve güzel bakardı.
Hep gülümseyerek neşe ile başka insanları değil ürettiği şeylerde konuşurdu.
Konu üretmek, yapmakta mütevazi olmazdı bazen inatçı da olurdu…
Ankara, İstanbul sevdalısı olmadı, köyünden hiç ayrılmadı.
Dar kafalı köylülerden de olmadı.
Dünyaya hep geniş ve gülümseyerek baktı.
Misafirperverdi: en son köyde gördüğümde
yanımda yurt içinde ve yurt dışında misafirlerim vardı.
Hemen onlarla dost oldu, evinde ağırladı
ve misafirlerini yolcu ettiğinde ise yağında balından verdi.
Belki de çocuğu olmadığından çocuklara karşı güçlü
bir sevgisi vardı.
İsviçre’den köye kadar onu tanıyan herkes
eminim ki onu kaybetmemizden dolayı çok üzgündür.
Güzel bir kalbi vardı. Kalp işte güzel de olsa bir gün duruyor.
Bu güzel insan, bu güzel Aliağa’mız.
O güzel kalbini onarmak için olduğu kalp ameliyatın sonucunda yaşamını yetirdi.
Toprağın bol olsun, ışıklar içinde uyu…
Güle güle Aliağa güle güle Hala oğlu ...
Ali Biçer / 7 Şubat 2022













































Yorum Yazın