Anadilinde eğitim: Bir insanlık ve vicdan meselesi
Nureddin Şimşek yazdı...
Türkiye'de 2025-2026 eğitim-öğretim yılı Pazartesi itibarı ile başladı. Ancak bu başlangıç, yüz binlerce çocuk için bir sevinç kaynağı olmaktan uzak. Başta Kürt çocukları ve mülteci çocuklar olmak üzere, bu ülkenin "görünmez" azınlık kesimlerinin evlatları, bir kez daha kendi ana dillerinde eğitim alma hakkından mahrum kalacak.
Bu durum, sadece bir eğitim politikası sorunu değil; derin bir insanlık, vicdan, ahlak ve evrensel hukuk ihlali. Üstelik dini açıdan bakıldığında, dillerin çeşitliliği Allah'ın ayetlerinden biri olarak kabul edilirken, bu hakkı inkar etmek manevi bir yoksunluk yaratıyor. Anadilinde eğitim hakkı ve çok dilli eğitim ile ilgili Türkiye'nin acil bir dönüşüme ihtiyacı olduğu bir gerçek.
Bunu gerekçeleriyle birlikte irdeleyelim.
Anadilinde eğitim, temel bir insan hakkı olarak kabul ediliyor. UNESCO'nun belirttiği üzere, anadil temelli eğitim, inclusion ve kaliteli öğrenme için anahtar bir faktör; öğrenme sonuçlarını iyileştiriyor ve akademik performansı artırıyor. Birleşmiş Milletler insan hakları uzmanları, anadilde öğrenmenin, çocukların düşük ücretli işlere mahkum olma riskini azalttığını vurguluyor.
Bu, sadece bireysel gelişim için değil, toplumsal eşitlik için de zorunlu. Uluslararası insan hakları belgeleri, anadilde eğitimi sivil ve insan hakkı olarak stresliyor.Vicdani ve ahlaki boyutu ise daha da çarpıcı: Anadil, bireyin kimliğinin oluşumunda kritik rol oynar; onu yitirmek, büyük bir talihsizliktir
Türkiye'de ise bu hak, özellikle Kürtler için sistematik bir engelle karşılaşıyor. Yaklaşık 30 milyon Kürt'ün anadilde eğitim hakkı, uluslararası insan hakları yasalarına aykırı olarak reddediliyor.
Mülteci çocuklar, örneğin Suriyeli çocuklar, Arapça konuşmalarına rağmen Türkçe müfredatla karşılaşıyor ve %70'inden fazlası okula gidemiyor.
Bu, sadece dil bariyeri değil; kültürel kimliklerin silinmesi anlamına geliyor.
Dini perspektiften bakıldığında, durum daha da düşündürücü. Kur'an-ı Kerim'de, Rum Suresi 22. ayette şöyle buyurulur: "O'nun ayetlerinden biri de göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin çeşitliliğidir. Bunda bilenler için elbette ibretler vardır.
Bu ayet, dil çeşitliliğini Allah'ın kudretinin bir işareti olarak tanımlar ve onu korumayı manevi bir sorumluluk haline getirir.
Dillerin korunması, sadece kültürel değil; ilahi bir emirdir. Türkiye'de, bu ayetin ruhuna aykırı politikalarla, azınlık dilleri bastırılıyor ve bu, vicdanları yaralayan bir çelişki yaratıyor.
Dünyada ise çok dilli eğitim, başarı hikayeleriyle dolu. UNESCO, anadil temelli çok dilli eğitimi, kaliteli ve kapsayıcı öğrenmenin anahtarı olarak teşvik ediyor.
Bu yaklaşım, okuryazarlığı artırıyor, toplumsal inclusion'ı güçlendiriyor ve öğrenme oranlarını yükseltiyor. Somut örnekler, bu modelin etkinliğini kanıtlıyor. Mozambik'te, ilkokullarda ikidilli eğitime geçiş, öğrenme oranlarını %15 artırdı.
Kanada'da, Fransızca ve İngilizce'nin eşit kullanıldığı sistem, öğrencilerin çok yönlü gelişimini sağlıyor; Montreal'deki Socrates Okulları'nda Fransızca, Yunanca ve İngilizce eğitim veriliyor ve bu, kültürel çeşitliliği pekiştiriyor.
İsviçre, dört resmi dille (Almanca, Fransızca, İtalyanca, Romansh) çok dilli eğitimi başarıyla uyguluyor; bu, ulusal birliği bozmak yerine güçlendiriyor.
Lübnan'da da benzer modeller, çok kültürlülüğü eğitimle entegre ediyor. Finlandiya'da ikidilli okullar, özellikle Helsinki'de Fransızca, Almanca veya Rusça gibi dillerle eğitim veriyor ve bu, öğrencilerin başarılarını artırıyor
Bu ülkeler, çok dilli eğitimin, ekonomik ve sosyal faydalarını somut olarak gösteriyor: Daha iyi istihdam, daha az ayrımcılık ve daha güçlü toplumlar.
Türkiye, bu küresel örneklerden ders çıkarabilir. Kürtçe eğitim talepleri, kültürel kimliğin ifadesi için hayati; ancak hükümet politikaları, Kürtçe okulları kapatıyor ve dili kısıtlıyor.
Mülteciler için de benzeri: Anadil temelli geçiş programları, entegrasyonu hızlandırırdı. Artık zamanı geldi: Anadilinde eğitim hakkı, anayasal bir güvenceye kavuşturulmalı. Bu, sadece azınlıkların değil; tüm ülkenin vicdanını rahatlatacak bir adım olur. Yarın başlayan okul yılı, bu değişimin başlangıcı olabilir yeter ki irade olsun.
İlginizi Çekebilir