Misbah EratillaYAŞAM

Van Gölü’nde trajik bir aşk öyküsü: Tamara (4)

Tamara, çobanla anlaştıkları gibi babası uyuduktan sonra o akşam feneri yanına alır ve pencereden yavaşça aşağı iner. Sessiz adımlarla çobanla ilk buluştukları kıyıya gelir ve feneri yakar. Fenerin yandığını gören çoban bir ok hızıyla suya atlar. Kulaçları onu yanıp sönen kıyıdaki fenere doğru götürür.

Çoban elinde fenerle bekleyen Tamara’yı gördüğünde bedenindeki yorgunluk uçar kara bulutlarla kaplı zihni birden bir bahar sabahı gibi berraklaşır. Gece, onlara yıldızlardan bir çadır kurar ve saatler boyu üzerlerine huzur ve mutluluk yağdırır. 

Foto: Sıtkı Yıldız

Zaman hızla yol alınca hain bir düşman gibi vaktin geç olduğu uyarısıyla onları pembe rüyalarından uyandırır. Çoban suya atlayıp karşı kıyıya kulaç atarken kalbi hüzün ile dolar. Kıyıya vardığında giysilerini giyer, gece karanlığında yürüyerek Artos dağını aşar ve sabah imsak vakti ile köye varır. 

Dinlenmeden yiyeceğini eşeğin heybesine yerleştirir ve hemen sürüyü toplamaya başlar. Sürüyle dağın zirvesine vardığında sırtı güneşin ilk ışığıyla ısınmaya başlar. Gözleri uykusuzluktan, bedeni yorgunluktan dökülmesine rağmen göl kenarına varır. Kıbleye yönelmiş gibi adaya bakar. Öğle arası sırtını bir kum tepeciğine yaslayıp uykuya dalar. Uyandığında bedeni tüm yorgunluğunu kumlara boşatılmış gibi kendini rahat hisseder. Heybesinden çıkardığı yiyecekten birkaç lokma yemeye çalışırken gözü adadan başka bir yöne sapmaz.

Akşama doğru sürüsünü alarak köye döner. Hiç dinlenmeden buluşmaya gitmek için havanın kararmasını bekler. Hava kararınca kanatlanan bir kuş hızında koca dağı aşıp göl kenarına bir solukta varır. Eli yüreğinde karşı kıyıda yanacak fenerin ışığını bin bir sabırla beklemeye başlar.

Her dakikası yıllar kadar uzun ve zahmetli süren bu bekleyiş ürpertir onu:

“Ya gelmezse ya benden vazgeçerse!”

Bu düşüncelerle başına bir taş düşmüş gibi sersem olur. Ama birazdan birden fenerin yanıp sönen ışığını görünce kötü düşünceler aklından uçup gider ve hemen suya atlar.

Her attığı kulaç onu huzur ve mutluluk dolu aşkına yaklaştırdı. Nihayet kıyıya vardığında fenerin ışığıyla Tamara’nın güzelliği gözlerini kamaştırdı. Tamara, sudan çıkan çobanın üşümemesi için evden getirdiği birkaç giysi ve kilimi uzatarak:

“Bunları giy, kilimi de üstüne at üşüteceksin.” Dedi.

Çoban Tamara’nın getirdiklerini elinden aldı. Giysileri giydi ve kilimi sırtına attı. Oyulmuş kayaya sırtlarını yaslayarak yıldızları seyrettiler.

Çoban uzun bir sessizlikten sonra:

“Ne olacak bizim sonumuz Tamara?” dedi aniden.

Tamara derin bir kuyuya düşmüş gibi derinden gelen bir sesle:

“Bilemiyorum!” dedi.

Çoban kararlı bir sesle konuşmaya devam etti:

“Tamara; seni görmek, sesini duymak, sana uzaktan da olsa bakmak bana yetiyor. Sen varsan ben varım. Seni bir an görmek için ömür boyu gölde kulaç atarım. Senin yolunda yorulmak, zahmet çekmek ve her türlü sıkıntıya katlanmak benim için zevktir. Ancak senin olmadığın bir dünyada benim de olmayacağımı iyi bilmelisin!”

Tamara da, “Senin olmadığın bir hayatta bende olmam. Benim tek korkum senin bu buluşmalarda zarar görmendir. Sana bir şey olursa yaşayamam.” diye cevap verdi.

O gece konuşmaları geç saatlere kadar kalpten kalbe seferlerle sürdü. Birden akıl devreye girince çaresizlik ikisini de sarstı. Aşklarının hassas ve kutsal dairesi şiddetli bir fırtınaya tutulmuş gibi titredi. Böylece her buluşmalarında aşkı ve korkuyu beraber yaşamaya başladılar.

Çobanın sırat köprüsünden geçişleri yaklaşık altı ay devam etti. Havalar soğuyup su sertleşince de hasret onu her gece yüzerek adaya getirdi. Bu zahmetli buluşma sonraları çoban işini aksatmadan devam etti. Yine sabahın erken saatlerinde sürüsünü topladı ve göl kıyısına otlatmaya götürdü.

Tamara’nın yüzündeki sevinç ve endişeli hali babasının dikkatini çekti ama gençlik diyerek üzerinde durmadı. Bazı geceler kaybolması da babasını endişelendirmedi. Ama bazen de Tamara’nın uzun süre diğer kızlardan uzak durması ve sürekli düşünceli hali babasının dikkatinden kaçmadı. Gece fenerle adada gezdiği söylentisi kızları daha da şüphelendirdi. (Devam edecek)

Daha Fazla Göster

Misbah Eratilla

m.eratilla@gmail.com

2 Yorum

  1. 4. Bölümü bitirdik ve halen merak had safhada.. Acaba neler yaşanacak, aşk hikayelerinde muazzam bir sevinç-hüzün duyguları bir arada bulunur.. Bakalım sonuç ne olacak, merakla beklemeye devam..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sitede spam yorumları azaltmak için Akismet kullanıyoruz. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini bu yazıya tıklayarak öğrenin.

Başa dön tuşu
Kapalı