Coşkun Gök

Coşkun Gök

Mail: coskungokx@gmail.com

Herkes Engelli Adayı mıdır?

Çok sık duyulur oldu “hepimiz engelli adayız” diye.

Politikacılar, kamu kurumu yöneticileri, patronlar, sağlıkçı, eğitimci, sokaktaki vatandaş hatta engelliler aynı şeyi tekrarlıyor; “herkes engelli adayıdır” ya da “hepimiz engelli adayıyız”.

Gerçekten böyle midir, bu mümkün müdür ya da bu yaklaşımın asıl nedeni nedir?

Konunun iki yönü bulunuyor;

İlki; gerçekten, Türkiye gibi bir ülkede engelli olma ihtimali herkes için geçerlidir. İş kazaları, maganda kurşunları, sağlıksız ve yetersiz beslenme, yolda bir çukura düşme, trafik kazaları, şiddet, asker ve polisin sokaktaki uygulamaları vs hepsi herhangi bir insanın başına gelebilir ve o kişinin engelli olmasına neden olabilir.

Bu gerçekliğe rağmen “hepimiz engelli adayıyız” sözü bir realite veya durum tespiti değil engelliliğe yaklaşımla, bakış açısıyla ilgili bir düşüncenin ifadesidir.

Konunun ikinci ve gerçek olan yönünü ise bu yaklaşım oluşturmaktadır.

İnsanların genel bir ruh halidir; kendisinden daha “kötü” olana bakıp durumuna şükretmek ve razı olmak. Burada kişinin kendisinin durumunun nasıl olduğunun bir önemi olmadığı gibi durumuna sebep olan şartların da önemi yoktur. İşsiz mi, çocuklarına süt mü alamıyor, işyerinde hakarete mi uğruyor, hastanede yazılan ilacı parasızlıktan alamıyor mu, çocukken okulu bırakıp çalışmaya mı başlamış, yılda bir hafta bile tatil yapamıyor mu, birilerinin verdiği yardımla mı geçiniyor vs. bunların ve bunlara neden olan sebeplerin bir önemi yoktur. Önemli olan kendisinden daha “kötü” olan birilerini bulmak ve onun durumuna düşmemektir.

“Hepimiz engelli adayıyız” yaklaşımının mantığında da esas olarak bu bakış açısı bulunmaktadır.

Bu bakış açısının tezahür ettiği durumların bağlandığı temel üç nokta ortaya çıkıyor;

Engelliler zavallı, güçsüz, yardıma muhtaç insanlardır.

Engellilere acıyın, üzülün ve onlar gibi olmayın.

Durumunuza şükredin.

Birkaç örnek vermek gerekirse;

-Engellilere bakıp ne kadar şanslı olduğunu düşün. Gözün görüyor elin tutuyor, yaşadığın sorunların ne önemi var ki. Bu anlayışa göre; engelliler acınası, zavallı, bir insanın başına gelebilecek en kötü şeye uğramış kişilerdir.

-Hepimiz bir gün engelli olabiliriz, öyleyse engellilere iyi davran ki sen de engelli olursan başkaları da sana iyi davransın. Bu anlayış, günümüz insanına empoze edilen en aşağılık hislerden olan bencilliğin kendisidir. Ve bu bencillik ortaya çıkmak için engellileri aşağılamak gereksinimini duyuyor. Çünkü bencillik kendisini üstte görme halidir ve mutlaka aşağıda da birilerinin olması gerekiyor, örnekte aşağıda olan engellilerdir.

- Konumuzla ilgili olarak bencilliğin diğer bir şeklide, engellilerin hayatını kolaylaştıracak şeyler yapalım çünkü bir gün biz de engelli olabiliriz. O gün gelince bizim de hayatımızda zorluklar olmaz.

Engeli olmayanların engellilerin hayatını kolaylaştırıcı işler yapması elbette ki olumlu şeylerdir. Ama bu işler potansiyel engelli adayı korkusuyla yapıldığı oranda, toplumun engellilere yönelik aciz, zavallı, yardıma muhtaç, birilerinin yardımı olmadan bir şey yapamaz bakış açısını beslemekte, bu bakış açısını daha da güçlü hale getirmektedir.

İnsanlar, insan olmakta dahil birçok şeyi kendi iradeleriyle seçmezler. Milliyet, ten rengi, göz rengi, aile, isim, uzunluk-kısalık vb insanların tercihine bağlı şeyler değildir. Ya doğuştan gelir ya birileri tarafından o şekilde isimlendirilir veya şartlar söz konusu duruma neden olur.

Bunların hiçbirisi insanın gurur veya utanç duymasına neden olacak şeyler değildir.

Aynı engellilik durumu gibi.

Engellilik bir eksiklik, yoksunluk, acizlik durumu değildir.

Ela göz kara gözden, Ayşe ismi Fatma isminden nasıl farklıysa engellilik için de aynı şey söz konusudur.

Engellilik sadece ve sadece farklılıktır. Ve sadece bu farklılığın toplumsal hayata dahil olmasını sağlayacak düzenlemeler gerekmektedir. Bütün mesele budur.

Bu düzenlemeler engelliler için “özel alanlar”, “özel araçlar”, “özel statüler” yaratılması anlamına gelmemektedir.

Herhangi bir eşyanın, hizmetin toplumda herhangi bir kimsenin kullanabildiği gibi engelli bireylerinde kullanabileceği şekilde tasarlanmasıdır söz konusu olan şey. Örneğin engelliler için ayrı toplu taşıma aracı değil istenen veya doğru olan şey. İstenen ve doğru olan şey; otobüslerin herkesin faydalanabileceği şekilde tasarlanmasıdır. Yaşlılarda, çocuklarda, hamile kadınlarda, görmeyenlerde, tekerlekli sandalye kullananlarda, eşya taşıyan işçilerde vs herkes aynı otobüsü aynı zamanda aynı kolaylıkla kullanabilmelidir. Bu bir haktır. Yaşlı için de, çocuk için de, engelli için de, işçi için de haktır.

Engellilik veya engellilerle ilgili bir düşünce olacaksa, bu düşüncenin hem temelinde hem de zuhurunda bu bakış açısının olması gerekmektedir.

Engelliler acınacak ya da bir gün ben de engelli olabilirim korkusu duyulacak kimseler değildir. Engellilerin istediği şey merhamet, sevecenlik veya korkuyla kendilerine yaklaşılması değildir.

Engelliler hak özneleri yani hakkın sahipleridir.  Ve olması gereken şey de hakkı hakkın sahibine teslim etmektir. Engellilerin istekleri de öz olarak budur.

Örneğin; bozukluktan, engebelerden dolayı kaldırımda yürüyemeyen bir engelli gördüğümüzde ona üzülüp, acımak ya da bir gün ben de bunun gibi olurum korkusuyla veya buldum sevap kazanayım bencilliğiyle davranmak yerine hakkı ihlal edilen, hakkı elinden alınan bir kimseye nasıl davranılırsa öyle davranmak gerekir.

Engellilerin talebi hak ihlallerinin ortadan kaldırılmasıdır.

Engellilerin talebi toplumda var olan her şeyin herkesle beraber engelliler için de erişilebilir olmasıdır.

Bu şartlar sağlandığı oranda birilerinin engellilere acıyarak yaklaşması veya “herkes engelli adayıdır” korkularının önemli bir kısmı da ortadan kalkacaktır.

Sonuç olarak; herkesin bir gün engelli olup olmayacağı önemli değildir. Önemli olan engellilerin insan hakları vardır. Engelliler o hakların sahibidir. O hakların hayata geçmesi için birilerinin acımasına, korkusuna, ihsanına, lütfuna gerek yoktur. Her insan hakkı gibi engellilerin insan hakları da temeldir, vazgeçilmezdir ve birilerinin onayına gereksinim duyulmaz.

Sonucun örneği ise; geçen haftaki yazıda süreci detaylıca anlatılan, TCDD’nin engellilerin seyahat hakkını engelleme uygulamasına karşı engelliler, engelli örgütleri ve engeli olmayanların beraberce yürüttükleri mücadele sonuç verdi ve TCDD engellilerin seyahat hakkını tekrar uygulamaya koymak zorunda kaldı.

Engellilerle beraber olanlar, bir gün biz de engelli olabiliriz ve trenlere binemeyebiliriz diye düşünmediler. Bir hakkın ihlaline karşı ortak ses verdiler. İşçilerin, kadınların, öğrencilerin sesine toplumun diğer kesimlerinden ortak ses verildiği gibi…

“Dip Not”

Evrensel Tasarım: Türkiye tarafından da kabul edilen “BM Engelli Haklarına İlişkin Sözleşme”de tarifi yapılan "Evrensel tasarım" ürünlerin, çevrenin, programların ve hizmetlerin özel bir ek tasarıma veya düzenlemeye gerek duyulmaksızın, mümkün olduğunca herkes tarafından kullanılabilecek şekilde tasarlanmasıdır.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar