Coşkun Gök

Coşkun Gök

Mail: coskungokx@gmail.com

Engellilik ve Sınıfsallık

Engellilik sınıfsal bir konudur!

Bu cümle, yazının son cümlesidir ama aynı zamanda herhangi bir dolayıma veya detaylandırmaya gerek olmadan en başta da yazılabilir.

Engellilik sınıfsaldır ve günümüzde işçi sınıfına, emekçilere, yoksullara ve onların dünyasına özgü bir durumdur.

Toplumun her kesiminde insanlar engelli olabilirler; zengin-yoksul, genç-yaşlı, kentli-köylü, kadın-erkek vs.

Toplumun her kesiminde insanların engelli olması engelliliğin sınıfsallığını ortadan kaldırmaz.

Engellilik; sebepleri, hak mahrumiyetleri, engelliliğin etkileri ve sonuçlarıyla sınıfsal bir konudur.

Evlilik ilişkisi oluşturulurken evlenilecek kişilerin belirlenmesine karar veren toplumsal ilişkiler, kadınların hamilelik dönemlerindeki beslenme, sağlık kontrollerini yaptırabilme, çalışma şartları, şiddete uğrama, doğum yapılan çocuk sayısı, doğum ve sonrasında sağlık hizmetlerine erişebilme olanakları çocuğun engellilik durumunu belirleyen faktörlerdir.

 Bu faktörlerin olumlu ya da olumsuz olması ailenin varlıklı veya yoksul olma durumuna yani hangi sınıfa ait olduğuna bağlıdır.

İnsanların hangi sınıfa ait oldukları doğan çocuğun engelli olup olmamasını belirleyen bir faktördür.

Çocuğun doğumdan sonraki süreçte sağlık hizmetlerine erişebilmesi, tedavi edilebilir durumun tespiti ve gerekli tedavi süreçleri, sağlıklı ve yeterli beslenme olanakları engellilik durumunu veya düzeyini belirleyen faktörlerdir.

Bu faktörlerin olumlu ya da olumsuz olması da varlıklı veya yoksul olma durumuna yani hangi sınıfa ait olunduğuna bağlıdır.

Engelli bireyin; eğitim hayatına erişebilme, sağlık hizmetlerinden faydalanabilme, çalışma hayatına katılabilme durumları hangi sınıfın parçası olduklarına bağlıdır.  Bugün Türkiye’de engellilerin yaklaşık %74’ü eğitim hayatına dahil olamamakta, %60’ı ise ilkokuldan sonra eğitim hayatının dışında kalmaktadır.

Engellilerin %76’sı ise çalışma hayatına dahil olamamaktadır.

Bu veriler engelliliğin etkilerinin, sonuçlarının varlıklı-yoksul kesimlere ait olma durumuna göre değiştiğini göstermektedir. Engellilerin büyük çoğunluğu yada tamamına yakını mülkiyet sahibi varlıklı kesime dahil olmadığı için eğitim hayatına devam edememekte, çalışmak zorunda kalmakta ama iş bulamamaktadırlar.

İşyerlerinde önlemlerin alınmayıp işçilerin iş kazaları sonucunda engelli kalması, karayolu ulaşımının yaygınlaştırılması ve trafik kazalarının artarak daha fazla insanın engelli olması patronların cebi dolsun diyedir ve sınıfsaldır.

Engel grubunuza göre kullanmanız gereken cihaza erişebilmek, cihazın kalitesi, bedensel engellinin yattığı yatak, kullandığı tekerlekli sandalye, giydiği ayakkabının ortopedikliği, işitme engellinin işitme için kullanabileceği cihazın niteliği, otizmli-down sendromlu-zihinsel engellilerin ve diğerlerinin özel eğitim gereksinimlerinin karşılanması “varlıklı kesime mi” yoksa “yoksul kesime mi” ait olduklarına bağlıdır.

Özet olarak engelliler için doğumdan öncesi, doğum süreci ve sonrasındaki hayatın ne şekilde oluşacağını belirleyen temel belirleyen şey kişinin dahil olduğu sınıftır.

Engelliliğin sınıfsal bir konu olmasının ve engellilerin de geleceğinin bunun üzerinden belirlendiğinin ve belirlenmeye devam edeceğinin diğer bir boyutu ise şudur;

Tarihin farklı dönemlerinde farklı toplumsal sınıflar toplumdaki ilerici birikimi sahiplenme, var olan sorunları ve sebeplerini ortadan kaldırma ve toplumu daha mutlu, eşit, özgür yaşayacağı günlere ulaştırma konusunda misyon üstlenir.

İçinde yaşadığımız düzenin yani kapitalizmin yarattığı eşitsizliği sebepleriyle beraber ortadan kaldırarak herkesin eşit-özgür yaşayacağı toplumsal düzeni kurma misyonu işçi sınıfındadır.

Eğer engellilerin hakları insan hakkıdır diyorsak, engellilerin tüm toplumla beraber insanca yaşamasının temel şartı; bugün ki eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasıdır.

Var olan eşitsizlikler ortadan kaldırıldığında;

Herkesin ihtiyaç duyacağı nitelikli, bilimsel ve ücretsiz eğitime erişilebilmesi, sağlık hizmetinin herkes için erilebilir ve ücretsiz olması, barınmanın temel insan hakkı olarak görülmesi, işsizliğin yasaklanması ve herkesin çalışma ve aynı zamanda dinlenme hakkının toplumsal olarak güvence altına alınması, bütün insanların iş dışında kendilerini istedikleri konularda geliştirebilecekleri olanaklara sahip olması gibi haklar engellilerle beraber tüm toplum için mümkün olacaktır.

Eğer biz bugün bu sayılan haklara sahip değilsek bunun temel sebebi bütün zenginliklerin bir avuç insanın elinde toplanmış olmasıdır ve bunu sebebiyle beraber ortadan kaldıracak tek güç ise işçi sınıfıdır.

Engelliler bugün dernek, vakıf vb yerlerde bir araya gelerek sorunlarını çözme uğraşısı vermektedirler ve bunda da bir sıkıntı yoktur.

Ama var olan sorunların sebepleriyle beraber ortadan kaldırılarak tüm toplum için yaşanabilir bir ülke yaratmanın tek yolu kadını-erkeği, yaşlısı-genci, engelli olanı-engelli olmayanı herkesin biraraya gelerek işçi sınıfı siyasetine “omuz vermek”ten geçiyor.

“Dip Not”

Bu haftaki “Dip Not” hem engelliliğin sınıfsallığıyla bağlantılı hem de güncel ve yakıcı bir konu;  #SeyahatHerkeseHaktır

“12.07.2013 tarihli ve 4736 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Yapılan Değişiklikle” engellilerin şehirlerarası trenleri ücretsiz kullanabilecekleri düzenlenmiş ve 7 yıldır bu düzenleme uygulanmaktadır.

TCDD 2020 Ocak ayında “TCDD Taşımacılık AŞ’nin 2020 yılı sonunda kamu hizmeti yükümlülüğü sona erecek, söz konusu hizmet 2021 yılı itibarıyla açık ihale usulüyle ihale edilerek ihaleyi kazanan demiryolu tren işletmecisi tarafından yerine getirilecektir” şeklinde bir açıklama yapmıştır.

“Normalleşme” adımları doğrultusunda TCDD 28 Mayıs itibariyle yolcu taşımacılığına başlamış fakat pandemi sürecini gerekçe göstererek engellilerin trenlerden ücretsiz faydalanamayacağını, ücret karşılığı bilet alarak trenlere binebilecekleri şeklinde bir uygulama başlatmıştır.

TCDD, kanunda açıkça belirtilen ücretsiz seyahat hakkına rağmen engellilere bilet satma saçmalığını fark etmiş ve 8 Temmuz günü sosyal medyadan yaptığı bir açıklamayla pandemi süreci sona erene kadar “engellilerin ve onlara yardım edenlerin salgından korunması” gerekçesiyle engellilerin hiçbir şekilde trenleri kullanamayacağını belirtmiştir.

TCDD bu kararıyla ülke nüfusunun yaklaşık %10-12’sini oluşturan vatandaşların herhangi bir şekilde şehirlerarası trenlere binmesini, seyahat hakkını yasaklamıştır.

Salgının en yoğun yaşandığı dönemlerde dahi özel sektörde çalışan engelliler mesailerine devam ettirilirken ve hükümet bu konuyla ilgili bir düzenleme yapmazken, ücretli olan otobüs ve uçaklarla yolculuk yaparken düşünülmeyen engellilerin sağlıkları ücretsiz tren yolculukları söz konusu olunca “fark ediliyor”. Fakat bu durum “manidar” ve “şüphe” uyandırıcıdır.

Aklımıza ilk elden ve “basit” sorular geliyor;

2021 yılından itibaren özel sektöre devredilmesi planlanan tren yolcu taşımacılığında engellilerin ücretsiz yolculuk hakkını kaldırarak işletmeci şirket için daha karlı bir ortam mı oluşturulmaya çalışılıyor?

Şirketler engellilerin ücretsiz seyahat hakkını zarar ve yük olarak mı görüyor?

Pandemi süreci birçok konuda olduğu gibi bu konuda da bir fırsat olarak mı değerlendiriliyor?

Engellilerin ve onlara yardım edenlerin risk altına olduğunu söylüyorlar.

Garlar, çevresi ve trenler erişilebilir olsaydı engelliler kimseden destek almadan trenleri kullanabilecekler ve kimse de risk altında olmayacaktı

“Engelliler Hakkında Kanun” kabul edileli 15 yıl ve “BM Engelli Haklarına İlişkin Sözleşme” TBMM’de onaylanalı 12 yıl olmasına rağmen garlar, çevresi ve trenler zorunlu olmasına rağmen neden bu metinlerde belirtildiği şekilde erişilebilir değil?

Sorular….sorular…??

Bu arada sizler de engellilerin seyahat hakkının gasp edilmesine karşı bir ses vermek isterseniz, en basitinden sosyal medyada #SeyahatHerkeseHaktır etiketiyle paylaşımlarda bulunabilirsiniz.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar