Coşkun Gök

Coşkun Gök

Mail: coskungokx@gmail.com

Engellilerin İnsan Hakları

Merhaba...

Bu pazartesinden başlayarak, bir aksilik çıkmadığı müddetçe, her hafta pazartesi günleri bu köşede VANMED okuyucuları, takipçileriyle “engelli hakları” konusunda yazılarla beraber olacağız.

Öncelikle bu sayfayı bizlere açtığı için VANMED yetkililerine şahsım ve engelliler adına teşekkür ediyorum.

Bu köşenin konusu “engelli hakları” kapsamına giren veya bu bağlamda değerlendirilebilecek konular olacak.

Belki, bir şeyler söylemek istediğimiz ve engellilerle beraber tüm toplumu da ilgilendiren konular da dönem dönem yazıların konusu olacaktır.

Bir değinme/hatırlatma da bulunarak başlayalım; bu sayfanın konusu “engelliler” değil “engelli hakları” olacak.

Bunun anlamı, engelli kişiler, kişilerin engelleri önemsizdir değildir, tabii ki. Söylemek istediğimiz şey mealen şudur; “engellilik” kendinden menkul, değeri-değersizliği, önemi-önemsizliği, eksikliği-fazlalığı, güzelliği-çirkinliği olan bir durum değildir. Engellilik bir farklılıktır ve bu farklılığı anlamlı hale getiren şey ise “haklardır”.

Biz daha çok ve tercihen; örneğin görme engelli bireyin görmemesini değil sahip olduğu hakları, bu hakların hayata geçmesi için sorumluluğu olanları, hak ihlallerini ve hakların elde edilmesi için yürütülen ve yürütülmesi gereken mücadeleleri esas alırız.  

Bunun şöyle bir anlamı vardır; engellilik esas alınırsa, her kişiye, inanca, ideolojiye, coğrafyaya, ekonomik şartlara vs göre farklı bakış açıları ortaya çıkar. Örneğin din üzerinden bakanlar engelliliği tanrının cezalandırması, ders vermesi veya engelli olmayanların sevap kazanacağı bir kapı olarak görebilir. Veya ekonomik şartların kötü olduğu çevrelerde engellilik devlet yardımları, sadakalar, dilencilik vb şekilde ekonomik gelir yolu olarak görülebilir, “üst tabaka” denilen kesimlerde toplumdan saklanılması, gizlenmesi gereken bir ayıp olarak değerlendirilebilir.

Bunlar ve benzeri insani olmayan yaklaşımlardan kurtulmanın anahtarı; engelliliği bir eksiklik olarak değil farklılık olarak değerlendirmek, engelli bireyleri ve engelliliği bir “hak öznesi” olarak görmektir.

Engellilerin “hak öznesi” olması demek; engellilerin gereksinimleri olan şeyleri, ihtiyaçlarını haklarını kullanarak elde edecekleri, sadaka, lütuf, yardım gibi şeylere ihtiyaç duymayacakları anlamına gelir.

Eğer engellilik toplum dışı olan bir anomali değilse o halde engellilerin toplumun eşit bireyleri olarak varlıklarını devam ettirmelerini sağlayacak hakların devreye girmesi gerekmektedir.

Bu haklar, toplumun diğer bireylerinden uzak, yalnızca engellilere has olmak zorunda olan şeyler değildir ki zamanla bu köşede yazılacak yazılarla bu durum daha net ortaya konacaktır.

Engelli hakları dediğimiz konular aslında genel olarak insan hakları şemsiyesi altında toplanan, insanlığın ortak kazanımlarıdır. Yani engelliler için ayrı bir vaha, gül bahçesi talep edilmemektedir. “Eşit vatandaşlık + eşit haklar + haklara erişebilmek” engelli haklarının hem temel denklemi hem de vazgeçilmezleridir.

Engellilerin talep ettiği şey; tüm insanlığın ortak kazanımı olan haklara engellilerin de erişebilmelerinin yollarının açılmasıdır.

Bir örnek verecek olursak; sağlık herkes için temel bir haktır ve bu hak insanlığın yüzlerce yıla yayılan mücadeleleri sonucunda elde dilmiştir. Bu hakkın tanınmasında engelli-engelsiz ayrımı yoktur. Fakat, örneğin işitme-konuşma engelli bir kişinin bu hakkı kullanabilmesi için hastanelerde işaret dili tercümanı bulundurulması gerekmektedir. İşaret dili tercümanı işitme-konuşma engelli bireyin sağlık hizmetine erişebilmesini sağlamak için yapılması gereken bir düzenlemedir.

Her engel grubunun özelliğine göre erişebilirlik için düzenlemeler gerekir. Erişilebilirlikle ilgili düzenlemeler engellilerin haklarını kullanabilmelerini sağlayan ve haktan ayrı düşünülmemesi gereken bir konudur.

Özetleyecek olursak;

Engellilik eksiklik değil farklılıktır, engelliler herkesle beraber tüm toplumsal haklara sahiptir, hizmet sunucular engellilerin haklarına erişebilmesinin olanaklarını sağlamak zorundadır.

Bu özet, bu köşenin “engellilik” konusuna yaklaşımını ve sonraki süreçte yazılacak yazıların temel mantığını göstermektedir.

Buraya kadar yazılanlar, bundan sonraki süreçte “engellilik meselesine” nasıl yaklaşmaya çalışacağımızın anlaşılması için yazılmış oldu.

Son bir hatırlatma ise; her hafta bu köşede engelli haklarıyla ilgili bir kavram/kelime/konu hakkında kısa bir “Dip Not” düşülecektir. Bunun nedeni ise; engelliler dışındaki kimselerin de engelli haklarıyla ilgili kavramlar, konular hakkında fikir sahibi olmaları ve engelli hakları konusunda bir farkındalığın oluşmasıdır.

Bu haftaki “Dip Not”la yazıyı tamamlayalım;

“Dip Not”

BM Engelli Haklarına İlişkin Sözleşme;

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 13.12.2006 tarihinde kabul edilmiştir. Türkiye’nin 2007 yılında imzaladığı, 2008 yılında TBMM tarafından kabul edilen bu sözleşme 21.yy’ın ilk ve en kapsayıcı sözleşmesidir. Engelli haklarıyla ilgili bir sözleşme olmasına rağmen, engelliler dışındaki bütün toplum kesimlerini de (yaşılar, kadınlar, çocuklar, evsizler, işçiler vs) kapsayan bir özelliği vardır. Esas hedef kitlesi dışında bütün toplum kesimlerine haklar tanıyan “tek sözleşme” olma özelliği vardır. Erişebilirlik başta olmak üzere engelliler için temel haklar konusunda düzenlemeler barındırmaktadır. Sözleşmenin tamamına ulaşmak için

PDF  linkini kullanabilirsiniz.

Önümüzdeki ve sonraki pazartesilerde görüşmek dileğiyle.

Herkese tekrar merhaba ve hoşçakalın.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar