Coşkun Gök

Coşkun Gök

Mail: coskungokx@gmail.com

Ebru ve Aytaç!

2020’nin Temmuz ayında “öldürülen” işçi sayısı 164, ilk 7 ayda ise 1098.

2020’nin Temmuz ayında “öldürülen” kadın sayısı 36, ilk 7 ayda ise 182.  Ayrıca ilk 7 ayda ölen 89 kadının ölüm nedeni ise şüpheli.

Cehenneme çevrilen güzel ülkemizde her gün insanlar öldürülüyor.

Bütün kanunların en başında, “yaşam hakkı en temel haktır” diye yazmasına rağmen.

Ve cehenneme çevrilen güzel ülkemizde insanlar “aç”…

Kimisi ibadet için, kimisi yoksulluktan, kimisi gözü doymayan patron açlığından, kimisi de ADALET için.

Hepsi bir mi? Değil tabi ki..

Ebru Timtik 228 ve Aytaç Ünsal 197 gündür ölüm orucundalar.

Adalet istiyorlar. Sadece ve sadece adil yargılanmak istiyorlar!

Ebru Timtik 13 yıl 6 ay, Aytaç Ünsal 10 yıl 6 ay hapse mahkûm edildi.

Mahkemeye göre “suçları” başka olsa da neler yapmış bu avukatlar; Soma katliamı, KHK ile işten atılan kamu çalışanları, Berkin Elvan, Beyoğlu Karakolunda öldürülen Festus Okey, Dilek Doğan, cezaevinde işkence ile öldürülen Engin Çeber, Şemdinli davası, İstanbul ve Ankara'da kentsel dönüşüm kapsamında evleri yıkılanların davalarına bakmışlar.

Kısaca insanların eşit-özgür ve kardeşçe yaşayabileceğine inanmışlar.

Onlar; biz suçsuzuz, bizi cezaevinden çıkarın diye değil, bizi adil yargılayın diye ölüm orucundalar.

Yargılanmaları aleni ama milyonların görmediği hukuksuzluklarla dolu.

12 Eylül 2017 tarihinde tutuklandılar.

İlk duruşmaları, tutuklandıktan 1 yıl sonra 10 Eylül 2018 tarihinde yapıldı. Mahkeme salonunda kelepçelendiler.

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi 14 Eylül 2018 Cuma günü saat 22:10’da oy birliğiyle tahliye kararı verdi.

Savcı cumartesi günü gece 01:00’de tahliyelere itiraz etti.

Aynı mahkeme usulde olmayan şekilde cumartesi günü toplanarak Ebru ve Aytaç’la beraber 10 avukat hakkında yine “oy birliğiyle” ama bu defa tutuklamaya yönelik yakalama kararı verdi.

Tahliye kararı veren mahkeme üyeleri, her ne kadar tutuklamaya yönelik yakalama kararı verseler de 4 gün sonra “sürülmekten” kurtulamadılar.

3-5 Aralık 2019 tarihli 2.duruşmada mahkeme başkanı savcılıktan esas hakkındaki mütalaasını (ayrıntılı düşünce ve değerlendirme) istedi ve bu görev daha önce bu yargılamalara katılmamış bir savcıya verildi.

18-20 Mart 2019 tarihli karar duruşmasının 2.gününde müdafiler ve sanıklar mahkeme kararıyla salondan çıkarıldı.

20 Mart tarihinde sanıklar salonda yokken ve son söz ve savunmaları alınmadan, mahkeme kararını açıkladı: Ebru Timtik 13 yıl 6 ay, Aytaç Ünsal 10 yıl 6 ay olmak üzere 18 avukata toplam 159 yıl 1 ay 30 gün hapis cezası.

İki parantez;

Birincisi; Ebru ve Aytaç’ın yargılama süreçleri boyunca soruşturma sırasında görev alan kolluk personelinden 38'i, soruşturma savcısı ve 5 farklı savcı ve hakimlerden 2'si 15 Temmuz sonrası görevlerinden ihraç edilmiş ve "yasadışı delil temini, sahte delil üretmek" suçlamalarıyla yargılanmaktadırlar.

İkincisi; davaya itirafçı olarak dahil olan ve 240 sayfa ifade veren B.E.’nin durumuyla ilgili.

Avukatlara hapis cezası veren Mahkeme Başkanı ile bu B.E.’nin yolları çok fazla kesişiyor.

Mahkeme Başkanı, B.E. hakkında yürütülen soruşturmaya İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimi olarak katılıyor.

Aynı Mahkeme Başkanı aynı soruşturmanın kovuşturma aşamasına da 26. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak dahil oluyor.

B.E. hakkında haber yapan Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Canan Coşkun’a hapis cezası veren de aynı Mahkeme Başkanı.

Soru işareti çok büyük çünkü 1994 doğumlu B.E. toplam 240 sayfa ifade veriyor ve bu ifadelere göre de 160 kişi tutuklanıyor. Ve bir Mahkeme Başkanı onu hiçbir yerde yalnız bırakmıyor!

Dava dosyanın hikayesine dönecek olursak;

Temyiz için İstinafa başvuruldu. Buradan karar 8 Ekim 2019 tarihinde, başvuranların isteminin “reddi” olarak çıktı. Fakat tuhaflıklar burada da bitmedi; 8 Ekim’de karar çıkıyor ama dosyaya bu tarihten önce konulması gereken üye hakimin görüşü dosyaya karardan sonra, 9 Ekim’de konuluyor. Yani üye hakim dosyanın içeriği hakkındaki görüşünü karardan sonra bildiriyor.

Dosyanın sonraki yolculuğu Yargıtay’a doğru.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 70 klasörlük başvuru dosyasını 7 iş günü içinde inceleyerek, başvurunun reddini talep ediyor.

Dava dosyası şimdi karar verilmek üzere Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nde. Daire dosyayı 1 Haziran’da incelemeye başlamış ve 1 ay içinde sonuçlandırılabileceğini belirtmiş. Ama 2,5 ay geçmesine rağmen 1 ay hala bitmemiş!

Adil yargılama hakkı ve tahliye için herkes bu kararı bekliyor.

Tabi öncesinde adli tatilin bitmesini..

8 Haziran tarihinde Adalet Bakanlığı yetkilileriyle heyet olarak bir görüşme yapıldı. Bakanlık yetkililerinin “dosya yargıda, müdahale edemeyiz” tutumuna karşı görüşmeci heyetin de “biz de onu istemek için gelmiştik” anlamında beyanından ibaret kalan bir girişim oldu bu görüşme de.

Ebru Timtik ile Aytaç Ünsal, Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) “hapishanede kalmaları uygun değildir” raporuna rağmen tahliye edilmeyerek 30 Temmuz’da hastaneye kaldırıldılar. İki avukatta pandemi hastanesinde tutuluyor.

Aytaç Ünsal’ın babası; "Cezaevinden çok daha ağır şartlarda, havalandırması olmayan küçücük bir yerde kalıyoruz, Dışarıya açılan bir penceresi yok. Klima var ama bağışıklık sistemi zayıf. Açınca donduruyor, açmasa boğulacak gibi oluyorsunuz.” diyor.

Tahliye talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuru ise 11 Ağustos’ta sonuçlandı ve Mahkeme; “başvurucuların sağlık hizmetlerine erişim olanakları olduğu, hastanede tedavi altında oldukları ve tahliye edilmemelerinin sağlıkları açısından bir risk oluşturmayacağı” gerekçesiyle başvurunun reddine karar verdi.

Adil yargılanma hakkı isteyerek 5 Şubat’ta başladıkları açlık grevini 5 Nisan’da ölüm orucuna çeviren Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal için ne yazık ki kritik dönemler başladı.

Aytaç’ın babası diyor ki; tahliye etseler biz çocuklarımızı yaşatırız

Sadece ve sadece adil yargılanmak isteyenlerin ve çocuklarını yaşatmak isteyenlerin sesi toplumun vicdanında ve mücadelesinde yükseltilmeyi bekliyor.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar