Coşkun Gök

Coşkun Gök

Mail: coskungokx@gmail.com

Bir Sözleşme Daha mı Tehlikede?

Son zamanlarda toplumun ve ülkeyi yönetenlerin ilgisi İstanbul Sözleşmesine yoğunlaşmış durumda.

İktidar belirlenimiyle, İstanbul Sözleşmesi’nin toplumumuzun yapısına uygun olmadığı, toplumun ahlak yapısını bozacak konuların bize zorla kabul ettirilmeye çalışıldığı, sözleşmenin bizi hizaya sokmak isteyen büyük güçlerin bir silahı olduğu şeklinde propaganda yoğunlaşmış durumdadır.

Sonuç; İstanbul Sözleşmesinden çıkılsın!

Büyük güçler bizleri aile içi ilişkiler, kadınların öldürülmesi, şiddete uğraması vb üzerinden hizaya sokacakmış.

Gerekçe olarak öne sürülen konuların elle tutulur, ciddiye alınır yanı zerre kadar yoktur.

İstanbul Sözleşmesi Türkiye açısından 01.08.2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Yani 6 yıl 9 gün önce!!!

6 yıl 9 gün önce Türkiye toplumunun ahlak yapısı için “zararlı” olmayan şeyler bugün nasıl oluyor da toplum için zararlı hale geliyor.

Değişen Türkiye toplumu ve onun ahlak algısı mı yoksa İstanbul Sözleşmesindeki düzenlemeler mi?

Sözleşmedeki düzenlemeler olduğu gibi aynı yerinde duruyor, değişen bir şey yok.

Uluslararası sözleşmelerde, sözleşmeye taraf devleti zorlayacak unsurlar bulunduğunda yani o devletin sicili kabarık ise ilgili devlet sözleşmenin “sakıncalı” maddesine “çekince” koyarak kendisini yükümlülükten kurtarmaya çalışabilmektedir.

Türkiye’ninde çekince koyduğu bir sürü uluslararası sözleşme maddesi de bulunmaktadır.

Sözleşmeden tamamen çekilmek ise galiba ülkemizin yeni dönem muhatap olduğu bir siyasi yönetim şekli.

Sözleşme hükümlerinin zorladığı ortamlarda sözleşmelerden tamamen çekilmenin moda olabileceği tehlikesine karşı, başka bir sözleşme için de tehlike çanları çalıyor olabilir!

Sözleşmenin adı “Engelli Haklarına İlişkin Sözleşme”

Engellilerle ilgili sözleşmeden neden çekilecekmişiz dememek gerekir.

Zira Engelli Hakları Sözleşmesinde temel ilke olarak kabul edilen “erişilebilirlik” “yani ürün ve hizmetlerin, bilgi ve teknolojinin, fiziki çevrenin ve her şeyin herkesle beraber engelliler için kullanılabilir, faydalanılabilir olacak” ilkesinin uygulaması Türkiye’de 15 yıldır sürekli erteleniyor.

Yani aslında, Türkiye’nin yöneticilerinin, mülk sahiplerinin “Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmeyle” başı dertte.

Bir mekan veya toplu taşıma aracı erişilebilirlik kriterini sağlamıyorsa mekan veya araç sahibine 1 yıl içinde 50bin liraya kadar ceza kesilebilir.

Fakat bu yaptırımın uygulaması 15 yıldır sürekli erteleniyor.

Son olarak, erişilebilirlikle ilgili düzenlemenin uygulama tarihi 28.07.2020 tarihinde TBMM’de kabul edilen “Dijital Mecralar Komisyonu Kurulması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”a konulan bir maddeyle 07/07/2021 tarihine kadar ertelenmiş oldu.

Türkiye’nin başı Engelli Haklarına İlişkin Sözleşme ile dertte.

Sözleşme, ürünlerin, çevrenin, programların ve hizmetlerin özel bir ek tasarıma veya düzenlemeye gerek duyulmaksızın, mümkün olduğunca herkes tarafından kullanılabilecek şekilde tasarlanmasını yani “Evrensel Tasarım” ilkesinin uygulanmasını istemektedir.

Örneğin ilaç kutuları dışında görme engelliler için kabartmalı üretilen kaç tane ürün aklımıza geliyor?

0 (sıfır)

Sözleşme, engellilere yönelik engel durumundan dolayı ayrımcılık yapılmasını yasaklar.

Sözleşme, engellilerin toplumsal hayata tam ve diğer kişilerle eşit katılımının önündeki engellerin kaldırılmasını, herkese eşit fırsatların sağlanmasını taraf devletlerden talep eder.

Sözleşme, engelli kadınlar ile kız çocuklarının çok yönlü ayrımcılığa maruz kaldığını ve onların tüm haklardan eşit şekilde yararlanmasını sağlayacak koşulların oluşturulmasını sözleşmeyi imzalayan devletten talep eder.

Sözleşme, engelli haklarının gelişmesi, güçlendirilmesi ve engellilerin topluma tam ve eşit katılımının sağlanması için toplumun bilinçlendirilmesi gerektiğini belirtir.

Engelli Haklarına İlişkin Sözleşme hükümlerinin taraf devletlerce yerine getirilip getirilmediğini denetlemek üzere Engelli Hakları Komitesi oluşturulmuştur.

Komite, taraf devletlerin gösterecekleri adaylar arasından 4 yıllığına seçilen 18 uzman üyeden oluşur.

Sözleşmeyi kabul eden devletler, sözleşmeye taraf oldukları ilk 2 yıl içinde, daha sonra da her 4 yılda bir komiteye gelişim raporu sunmak zorundadır.

Türkiye tarafından verilen ilk ilerleme raporu ile ilgili olarak Engelli Hakları Komitesi’nin “Nihai Gözlem Raporu” 9 Mayıs 2019 tarihinde yayınlandı.

Raporda Türkiye’deki engelli haklarının durumu ile ilgili detaylı “endişe ve tavsiyelere” listesi yer almaktadır.

Engelli Hakları Komitesinin “Nihai Gözlem Raporu”nda belirttiği “endişe ve tavsiyelere” birkaç örnek;

Komite, erişilebilirlikle ilgili güncel ve şeffaf bilgi olmamasından ve bir ilerleme kaydedilmemesinden dolayı endişe duymaktadır.

Engellilerle ilgili kanun ve düzenlemelere engellilerin ve temsilci olan kuruluşların dahil edilmemesinden endişe duyulmaktadır.

Komite, engelliliğe dayalı ayrımcılığın suç sayılması için ayrımcılığa uğrayanın, kendisine karşı “nefret saikiyle hareket” edildiğine dair kanıt göstermek zorunda olmasının endişe etmektedir.

Azınlık gruplarına ait engelliler dahil engelli tüm bireyler için kapsayıcı eşitlik sağlanması amacıyla, ayrımcılık karşıtı bir politika ve somut tedbirlerin benimsenmesi gerekmektedir.

Aile içinde, okulda ya da kurumlarda hakları ihlal edilen engelli çocukların, kamu yetkililerine gizli olarak şikayette bulunabilmesine olanak veren bir mekanizma oluşturulmalıdır.

Engelli kadınlar ile kız çocuklarının çok yönlü ayrımcılığa maruz kaldığını ve onların tüm haklardan eşit şekilde yararlanmasını sağlayacak koşulların oluşturulması gerekmektedir.

Liste uzun dileyen aşağıdaki kaynaktan Engelli Hakları Komitesi’nin Türkiye Nihai Gözlem Raporuna” ulaşabilir.

Raporda yazılan şeyler Türkiye ve engelliler için laf ola beri gele türünden şeyler değildir.

Engelliler için temel insan haklarının ihlali, Türkiye için ise sicilinin kabarması demektir.

Ebeveynin çocuğuna şiddet uyguladığında çocuğun şikâyette bulunmasının ailenin bütünlüğünü bozduğunu bunun için de İstanbul Sözleşmesinden çıkılması gerektiğini düşünen bir zihniyet örneğin Engelli Hakları Komitesi’nin Türkiye’den talep ettiği şu konuda ne diyecektir; “Aile içinde, okulda ya da kurumlarda hakları ihlal edilen engelli çocukların, kamu yetkililerine gizli olarak şikayette bulunabilmesine olanak veren bir mekanizmanın oluşturulması gerekmektedir”.

Hakların isimleri farklı olabilir; kadın hakları, çocuk hakları, engelli hakları, işçi hakları, çevre hakkı vs..

Ama hepsi bir bütünün parçasıdır ve parçalardan birisinde kaybedildiği zaman diğer parçalarda kazanmak mümkün değildir.

Her gün onlarca işçinin işyerlerinde kaza adı altında cinayete kurban gittiği bir ülkede kadınları cinayetlerden korumak, yaşatmak mümkün değildir.

Kadınların sokaklarda rahatça öldürüldüğü bir ülkede işçilerde makine başında, inşaatlarda öldürülecektir.

Çocukların tacize uğradığı, öldürüldüğü bir ülkede çevreyi, hayvanları koruyamazsınız.

Haklar bütündür ve birlikte savunulmak zorundadır.

Engelli haklarını korumak için kadın haklarını, çevreyi, işçi haklarını, hayvan haklarını vs savunmak gerekir.

Engelli Hakları Sözleşmesini korumak ve uygulamak için de İstanbul Sözleşmesini korumak ve uygulamak gerekir.

Engelli Hakları Komitesi Türkiye hakkında Nihai Gözlem Raporu: (PDF)

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar