Zekeriya EKİNCİ yazdı: SUÇ VE CEZA
Zekeriya EKİNCİ yazdı: SUÇ VE CEZA haberine ait detaylar
Merak etmeyin, Dostoyevski’nin iki ciltlik Suç ve Ceza romanından söz etmeyeceğim.
Gerçi ünlü Rus yazarıyla ortak yanlarımız yok değil demekte de yarar var hani!
İki ana felsefenin suç ve cezaya bakış ayırdını sağlamaktır bu yazıdaki amacım.
Bilirsiniz, idealist felsefeye göre suç, törelere, ahlak kurallarına, yasalara aykırı davranıştır; ceza ise uygunsuz davranışlarda bulunanlara uygulanan üzüntü, sıkıntı, acı verici işlem ya da özgürlüğüne, mallarına yasaların öngördüğü yaptırımdır.
İdealist felsefenin aksine bilimsel felsefenin suç ve ceza kavramlarına bakışı farklıdır.
Bilimsel dünya görüşü içerikli felsefeye göre suç, sınıflı toplumun bir ürünüdür. Dahası suç, baskıya karşı kolayca bertaraf edilebilecek kişisel bir tepkidir. Ve dahası suç, bir ülkenin politik kurumlarının ürünü olmaktan çok, üst tabakanın temel şartlarından kaynaklanan bir tepkinimdir.
Baskıcı polisiye tedbirlerle suç ortadan kaldırılamaz.
Suçun ortadan kalkması için sosyal koşullarda radikal değişimlerin yapılması gerekir.
Bir toplumda kişisel ihtiyaçlar karşılanıp eşitliksiz giderilmeden ve kişi ile toplum arasındaki çelişkilere son verilmeden suçun ortadan kalkması düşünülemez.
Eşit dağılımın olmadığı ülkelerde suç, üst tabaka tarafından desteklenir. İşsizlik varsa suç oranını destekleyici ortamlar hazırlar ve işsizlerin cezaevlerinde tutulmasını sağlar. Ardından işsizlerin bir kısmını işgücü piyasasından uzak tutar ve biraz daha ileri giderek işsizlerin bir kısmına kanun uygulayıcısı olarak iş imkânı sağlar. Böylece ücret rekabetini biraz olsun azaltır. Burada amaç, sermayeyi elinde tutan kesimin tek düzenliğini azaltmak, uğraş alanı yaratılsın diye de sanat camiasına malzeme sağlamaktır.
Eşit dağılımı destekleyen ve sistemi tehlikeye sokabilecek siyasi suçların bu kapsamın dışında tutulduğu unutulmamalıdır.
Zaten cezaî yargının yönü sistemden yana, yani ideolojiktir.
Bu nedenle cezaî yargıya devletin suç kontrolünün ekonomi politiği gözüyle bakmamız gerekir.
Tekrarlayacak olursak suç, sistem tarafından bir yaratımdır. İşgücü sıkıntısı olduğu zamanlarda ceza kurumlarının artması bunun gereğidir. Ne kadar çok işsizlik o kadar çok tipten cezaevi: A Tipi, A1 Tipi, A2 Tipi, A3 Tipi, B Tipi, C Tipi, D Tipi, E Tipi, F Tipi, H Tipi, K1 Tipi, K2 Tipi, L Tipi, M Tipi, R Tipi, T Tipi.
Bu gidişle alfabenin harfleri cezaevlerinin tip adlarına yetmeyeceğe benzer!
Devletin meşrutiyetini korumak gereği sermaye tarafından yaratılan suçtaki artışa tepki olarak suç kontrol politikası için daha fazla harcama yapması kaçınılmazdır. Bu nedenle yeni tip cezaevlerinin yapılması ve teknolojik verilerle donatılması devlet için önemlidir. Çünkü cezaevleri, eşit dağılımı reddeden sistemlerin bir nevi can simididir.
Teknolojiyi ilerletse bile suça da cezaya da hayır demek en doğrusu olsa gerektir.
Suç olgusu ortadan kaldırılsın, cezaevleri kapatılsın!
İlginizi Çekebilir