Zekeriya EKİNCİ yazdı: HAYVANAT CEZAEVLERİ
Zekeriya EKİNCİ yazdı: HAYVANAT CEZAEVLERİ haberine ait detaylar
Hayvanları kendi zevkimiz, ekonomik ve sosyal faydalarımız için kafeslere kapattığımız geniş alanlara hayvanat bahçeleri diyoruz.
Büyük şehirlerde çocuklarıyla beraber bir hayvanat bahçesine uğramayan aile sayımız pek fazla sayılmaz. Ailece gittiğimiz bu hayvanat bahçelerinde çocuklarımızın büyük bir şaşkınlıkla hayvanlara nasıl acıyarak baktığını çoğumuz görmeyiz. Gözleri kızarık, özgürlük hayaliyle demir kafeste volta atan, oradan oraya zıplayan, sürünen, kanat çırpan, çoğu zaman hasta, bakımsızlık nedeniyle doğal yapısı dışında pis kokan, yılların verdiği eziklikten harap düşen, üstüne konan sinekleri kovalayamayacak kadar yorgun olan bu hayvanların hüznüne çocuklarımızı niçin ortak ettiğimizi de bilmeyiz. Daha sokak hayvanlarına sahip çıkamayan bir toplumun bireyleri olarak, hayvanların neslini devam ettirmek, onların sağlığını korumak adı altında hayvanat bahçelerinin yapımına göz yummak ve kendimizi hayvan sever ilan etmek tam bir tuluat komedisi olsa gerektir!
Hayvanlara özgürlük bağlamında, Kosta Rika gibi hayvanat bahçelerini kapatabilme bilincine erişebilecek miyiz?
Sanmıyorum!
Dedim ya, daha sokak hayvanlarını sevme ve onları koruma bilincine ulaşamadık ki yaban hayvanlarını sevip onları koruyabilelim!
Gel gelelim asıl konuya.
İradesi dışında, suçlu gösterilerek, bir yere hapsedilene mahkûm denir. Mahkûmiyet ekonomik ve sosyal fayda amaçlıdır. Buna mahkûmiyetin gerçekleşmesine taraftar kişinin zevk alması durumunun eklenmesi de unutulmamalıdır.
Hayvanı hapsederek zevk alma, bir köleci toplum geleneğidir. Asya ve Afrika’da kral saraylarına ilk hayvanat bahçeleri yapılırken amaç, kralların hâkimiyet zevkine dayalıydı. Dokuz yüz on dokuz yıl önce Pekin’de hükümdar Wang Wong tarafından yapılıp dünyaya salgın bir hastalık gibi yayılması da hâkimiyet zevki gereğiydi.
Teknolojinin dünya iletişimini kolaylaştırması nedeniyle bir yaban hayvanının istendiği zaman görülebilmesinin kolaylaştırması, geçinmek bağlamında avlanmanın tarihe geçmiş olması, avcılığın psikolojik bir hastalık olduğu bilimsel verilerle kanıtlanması hayvan özgürlüğünü zorunlu kılmıştır. Hayvanlar bilgi, sağlık, üreme ve koruma merkezi adı altında yeni hayvan cezaevlerinin açılmasına engel olmalı ve var olanlar da bir an önce kapatılmalıdır. Bu kapatma işlemi, dünyada sahip olunan hayvanat bahçesinin tür fazlalığı ve büyüklüğü sırasına göre Almanya, ABD, Çin ve Rusya’dan başlatılmalıdır.
Siz bakmayın hayvanat bahçeleri sayesinde nesli tükenmekte olan hayvanları koruma altına alındığı masalına!
Eğer bizler avcılık denen psikolojik rahatsızlıktan kendimizi kurtarmayı başarırsak ve ekolojiyi bozarak iklimsel değişime neden olan çevreyi kirletme alışkanlığımızı terk edebilirsek yaban hayvan nesli neden tükeniyor olsundu ki!
İklim farklılığı nedeniyle bir hayvan çok yaşatılamaz ve çoğalması sağlanamaz. Doğa yasasına aykırı bir eylemde bulunmak, boş zamanı gereksiz yere doldurmak demektir. Hangi yaban hayvan cinsini kaç yıl yaşatabildik, ne kadar çoğaltabildik ki zaten?
O halde ne yapmalı?
Önce kendimizden başlamalı.
Hiçbir siyasi gerekçe gözetmeden 1933 yılında tarıma ve halka zarar veren hayvanların teşhiri amacıyla kurulan ve 29 Ekim 1940 yılında bilindik bir hayvanat bahçesine dönüştürülen Atatürk Orman Çiftliği Hayvanat Bahçesi’nden başlayıp 2001 yılında bin dönümlük arazi üzerine yapılan ve alanıyla Türkiye’nin en büyüğü sayılan Gaziantep Hayvanat Bahçesi kapatılarak işe başlanmalıdır.
Hayvanı özgür olmayan bir dünyanın insanı da özgür olmaz.
Kafesler içine tutsak ettiğimiz hayvanlar özgürlüğüne kavuşturulmalıdır. Hayvanlara karşı sevgi yüklü olma davranışı eğitsel olarak tüm bireylere kazandırılmalıdır. Bilinmelidir ki hayvanı sevmeden insanı seviyor görünmek kendini kandırmaktan öte bir şey değildir.
O hâlde!...
O hâlde, hayvanat bahçeleri kapatılmalıdır!
İlginizi Çekebilir