Zekeriya EKİNCİ yazdı: BİR KÖPEĞİN HİKÂYESİ

Zekeriya EKİNCİ yazdı: BİR KÖPEĞİN HİKÂYESİ haberine ait detaylar

Hayat bazen hayal edileni ya da daha önceden yaşananı tekrarlatabilir.

Zaten yazgı dediğimiz tesadüfler üzerine kurulu değil midir? Bir şey görür, dokunur, sevinir ya da üzülürsünüz, hayat çizginiz değişiverir. Artık yeni bir yolun yolcusu olursunuz.

Arada bir Berlin’e gelişim, sosyal diyaloglarım, Avrupa insanı ve kültürüyle bire bir tanışmam, kozmopolit yapının içinde yer almam, eskinin yeniye dönüşümü, hukukun üstünlüğü, özgür yaşam, düşünceye saygı, insanın insana insanca bakışı vd. sanırım hayat çizgimi haylice pekiştirdi.

Severim Avrupalı gibi yaşamayı.

Size anlatmak istediğim, düşüncemin pekişmesi meselesi değildir aslında.

Avrupalı ve sonradan Avrupalılaşan çoğu insanlar, hayvanseverlik konusunda birer ekoldür benim için.

İşte bu konuda bir yazı yazmak için oturdum bilgisayarımın başına.

Drama türünde yönetmeni Lasse Hallström, senaryosunda Kaneto Shindo ile Stephen P. Lindsey imzasını taşıyan ve Richart Gere, Johan Allen, Cary-Hiroyuki Tagawa, Sarah Roemer, Jason Alexander Erik Avari oyuncu kadrosundan oluşan ABD yapımı olan Hachiko filmini bilirsiniz. 2009 yapımı film 16 milyon dolara mal olmuş, 47 milyon dolar hasılat elde etmiş ve tüm dünya bu filmdeki oyunuyla Akita cinsi köpekle tanışmıştı. Bugün Berlin’de Buschkrugalle 87’de yürürken Akita cinsi bir köpekle karşılaştım. Hachi’yi canlandıran üç köpek Chico, Layla ve Forrest canlanıverdiler gözlerimin önünde. Bir an kendimi Profesör Parker Wilson sandım. Hani kaybolan bir yavru Akita cinsi köpeğe sahip çıkan ve ölümüne kadar bu sadık köpekle birlikte yaşayan, sonradan da hem köpeğin hem profesörün unutulmazlar arasına girdiği o gerçek olay…

Bir profesör ile bir köpek arasındaki dostluğun konu edindiği, daha önce Japonlar tarafından 1987 yılında Hachiko Monogatari adıyla yapılan film, 2009 yılında Amerikalı yapımcılar tarafından beyaz perdeye yeniden aktarıldığını bilirsiniz.

Ron Fortunato’nun görüntü başarısı, Jan A. P. Kaczmarek’in konuyla bütünlüklü müziği, mekân seçimi, efekt uyumu, oyuncuların olağanüstü başarısı filmi unutulmazlar arasına taşımaya yeterli olsa gerektir.

Filmin konusunu da bilmeyenimiz yok gibidir.

Film, Japonya’dan gönderilen Akita cinsi yavru bir köpeğin taşıma sırasında istasyonda kaybedilmesi ve Parker’ın (Richard Gere) köpeği bulmasıyla başlar. Köpeğin sahibi bulunamayınca, Parker ve ailesi köpeğe bağlanarak onu sahiplenir. Hachi adlı köpek her gün Parker’la işe gitmeye başlar, dönüşte onu karşılayarak birlikte eve dönerler. Bir gün Hachi Parker’la gitmek istemez ve onun da gitmesine razı gelmez. Ama giderler. İşte o gün Profesör çalıştığı fakültede bir kalp krizi geçirir ve ölür.

Profesörün hayatını kaybetmesinden sonra Hachi dokuz yıl boyunca istasyona gidip onun dönüşünü bekler ve on birinci yaşında istasyon kapısında beklerken ölür.

Gerçek hayattan sinemaya aktarılan filmin sonunda seyirci gözyaşına boğulur.

Yolunuz bir gün Japonya’daki Shibuya İstasyonu’na düşerse eğer Hachi’nin heykelini görmeden geçmeyiniz.

Hachiko (Haçiko) filmindeki Akita cinsi bir köpek var şimdi yanımda. Daha önce çok sevdiğim ve Berlin’i her yönüyle tanımama yardımcı olan bir yakınım onu yavruyken alır, büyütür, eğitir; bu cins köpeği seven birinin ısrarı nedeniyle ona verir. Bunun da ismi Hachi. Bağımsız takılmayı, gezmeyi seven, ilgi gösterene sevgiyle yaklaşan, iriyarı, güçlü, uzun tüylü, akıllı bir köpek...

Akita cinsi köpekle ilgili bilgi toplarken yaşadığım şehir Antalya’da bu cinsi yetiştiren bir çiftliğin olduğunu öğrenince çok sevindim. Dönüşte ilk işim bu çiftliği ziyaret etmek olacaktır, desem yeridir.

Eğitimi hayli zor olan ama eğitildikten sonra da köpek cinsleri arasında en sadık cins olarak bilinen Japon asıllı bir Akita cinsi köpeğim neden olmasın ki!

Hachiko filminin tekrardan izlenmesi dileğiyle iyi seyirler!...

TÜM HABERLER