Yasakları aşarak yükselen bir yaşam: Şerna

23 sene önce bir habere konu oldu. Adı "yasak" diye mahkemeye verilmişti. Dünyaya gelir gelmez davalık oldu Şerna. Kürtçede "Savaşa hayır" anlamına geliyordu Şerna. Ama savcı anlamıyla değil Kürtçe olmasıyla ilgileniyordu. Ne ise ki hakim savcının görmediğini görmüş davayı reddetmişti. 23 yıl sonra görüşme imkanı bulduğumuz ve şimdi Mimarlık okuyan 26 yaşındaki Şerna, isminin şimdi sempati ile karşılandığını ve kendisi için gurur kaynağı olduğunu söyledi.

VANMED HABER MERKEZİ - Kızına 2000 yılında Kürtçe’de ‘savaşa hayır’ anlamına gelen ‘Şerna’ ismini veren baba, hukuk mücadelesini 2003'te kazandı. Kürtçe isim vermenin yasaklanamayacağını hükme bağlayan Patnos Asliye Hukuk Mahkemesi, ‘Şerna’ isminin iptali için açılan davayı, "Bir sözcüğün yabancı kökenli olması kamu vicdanını incitmez" diyerek reddetti.

Ağrı’nın Patnos ilçesinde inşaat işçiliği yapan baba, kızına nüfus cüzdanı çıkarmak için 14 Eylül 2000’de Patnos Nüfus Müdürlüğü’ne başvurdu. Çocuğuna ‘Şerna’ ismini vermek isteyen babanın talebi, ismin ‘Kürtçe’ olması nedeniyle kabul edilmedi. Baba, nüfus müdürlüğünde ismin siyasi bir yönünün olmadığını söyledi ama aldığı cevap "Bu isimle kimlik çıkarırsın ama seni mahkemeye veririz" oldu. O da kabul edip kızına ‘Şerna’ ismiyle kimlik çıkarınca nüfus müdürlüğü durumu valiliğe bildirdi.

Bunun üzerine Patnos Cumhuriyet Başsavcılığı, "Türk örf ve âdetlerine uymadığı" gerekçesiyle ‘Şerna’ isminin iptali için Patnos Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açtı.



Mahkeme temyizi de reddetti

Davanın son duruşması 24 Ocak 2003’te Patnos Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü. Davada dinlenen bilirkişi, ismin ‘kötülüğe ve savaşa hayır’ anlamına geldiğini bildirdi. Bunun üzerine mahkeme, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1 Eylül 2000 tarihli kararına dayanarak davanın reddine karar verdi. Mahkeme’nin gerekçeli kararında şöyle denildi: "Bir sözcüğün salt yabancı kökenli olması ve Türk dilinde değişik anlamlara gelmesi, kişiye ad olarak verilmesine engel oluşturamayacağı gibi, bunun kamu vicdanını inciteceğinden de söz edilemeyeceği ortadadır." Mahkeme ayrıca karşı tarafın "temyiz" istemini de reddetti.

Savcı ve hâkimlere dil özgürlüğü ve kültürel kimlik hakları konusunda eğitim seminerleri veren Prof. Dr İbrahim Kaboğlu, Milliyet gazetesine şu açıklamada bulundu:

"Bu karar kesinleşmiş karardır. Başka mahkemeler için bağlayıcı olmamakla birlikte bu karardan başka mahkemeler de olumlu yönde etkilenebilirler. Milli kültüre bu yerel diller ve kültürler de dahildir. O nedenle bu yönde bir açılımın getirilmiş olması sevindiricidir"

Mahkeme kararı ile ilgili haber önce gazeteci Adil Harmancı imzasıyla Dicle Haber Ajansı’nda 2003 yılı Mart ayında yayınlandı, ardından Milliyet gazetesi Harmancı ve kaynaklarla görüşerek haberi kullandı.

 

23 YIL ARADAN SONRA...

Şu anda 26 yaşında olan ve Mimarlık okuyan Şerna ile ilk haber üzerinden 23 yıl geçtikten sonra görüşme ve sohbet etme imkanı bulduk.  

Küçük yaşta iken isminin neden gazete ve ajanslara haber olduğunu, isminin neden bu kadar konuşulduğunu merak ettiğini söyleyen Şerna, karşılaştığı tepkiler ve yaşadığı duygularla ilgili sorularımıza içten ve samimi cevaplar verdi.

 

İşte, Şerna’nın sorulara verdiği cevaplar:

 

İsmin mahkeme koridorlarından geçerek bugünlere geldin, büyüdün, geliştin, şu anda neler yapıyorsun?

Şu anda Mimarlık okuyorum ve mimarlık ile tasarım alanında kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Tasarım benim için sadece bir meslek değil, aynı zamanda kendimi ifade etme biçimi. İnsanların kendini iyi, huzurlu ve güvende hissedeceği mekânlar tasarlamak istiyorum. İleride de bu alanda başarılı bir şekilde ilerlemeyi düşünüyorum.

 

“İSMİM HER ZAMAN GURURLU VE ONURLU HİSSETTİRDİ”

İsminle ilgili toplumda zorluklar yaşadın mı?

Küçük yaşta bile ismimin neden bu kadar konuşulduğunu anlamaya çalışıyordum. İnsanlar sık sık anlamını soruyordu. Zamanla bunun benim hikâyemin bir parçası olduğunu fark ettim. İsmimin anlamı, “savaşa hayır”, ailemin ve benim hümanist ve barışçıl düşüncelerimi yansıtması beni her zaman daha gururlu ve onurlu hissettirdi. Bugün ismimi söylerken kendimi mutlu hissediyorum; ayrıca artık birçok Kürtçe ismin olması, ismimi daha da normal ve kabul edilebilir kıldı.

 

“MERAK, GÜZEL SOHBETLERE DÖNÜŞTÜ”

İsmin Kürtçe diye yadırgayan oldu mu?

Bazen şaşıran ya da merak eden insanlar oldu. Ama çoğu zaman bu merak güzel sohbetlere dönüştü. Anlamını söylediğimde yadırgamak yerine birçok kişi bunu not alıp kullanacaklarını belirtti; her zaman güzel ve olumlu tepkiler aldım. Ben her zaman farklı dillerin ve kültürlerin hayatı zenginleştirdiğine inanıyorum. Bir ismi yadırgamaktan çok, onun hikâyesini merak etmek bana daha anlamlı geliyor.

 

İSMİ ÇÖZÜM SÜRECİNDE ÖRNEK GÖSTERİLMİŞTİ

Bir dönem ismin çözüm sürecine örnek gösterilmişti. Bugün de öyle bir süreç var, neler söylersin?

O dönemde ismimin konuşulması bana, bir çocuğun kendi kimliğiyle görünür olmasının ne kadar değerli olduğunu gösterdi. Zamanla insanların farklı isimlere daha alıştığını görüyorum; artık birçok kişi kendi kültüründen ve dilinden gelen isimleri rahatça duyabiliyor. Bana göre bir isim sadece bir kelime değil; aileden gelen bir hatıra, bir hikâye ve bir kimlik sembolü. İnsanların kendi isimleriyle rahatça var olabilmesi, toplumda farkındalığın ve kabulün arttığını gösteriyor. Çözüm süreci bize öğretti ki, farkındalık ve saygı, birlikte yaşamın temel taşlarıdır.

 

“İSMİM BENİMLE BİRLİKTE BÜYÜDÜ”

İsminle ve kimliğinle barışık mısın?

Evet, çok barışığım. Çünkü bu isim benimle birlikte büyüdü. İnsanların güzel tepkileri de ismimi daha çok sevmemi ve gururla taşımamı sağladı. İnsan kendi adını sevdiğinde ve onu rahatça söyleyebildiğinde kendini daha özgür hissediyor.

 

"FARKLILIKLARIN DOĞAL KARŞILANDIĞI BİR YAŞAM OLSUN"

 

Kürtçeye yaklaşımla ilgili halen birçok şey netleşmiş değil; kaygılar, sorular var, neler söylersin bu konuda?

Ben insanların birbirini daha çok anlamaya çalıştığı, farklılıkların doğal karşılandığı bir yaşam olsun istiyorum. Hayatta hep hümanist ve barışçıl oldum; bulunduğum ortamlarda farklılıkların, etnik kökenlerin, dillerin ve dinlerin bir arada, barışçıl şekilde yaşamasını savundum. Herkesin kendisi olabildiği ve kendini rahatça ifade edebildiği bir ortam olsun isterim.

  

“SAYGI VE EMPATİ...”

İsmin sana aynı zamanda güzel duygular da sağlamış, bu duygularla barışa giden yolu nasıl tarif edersin?

Bence en önemli şey saygı ve empati. İnsanlar birbirinin hikâyelerini dinlediğinde, aradaki mesafelerin düşündükleri kadar büyük olmadığını fark ediyor. Küçük bir anlayış bile insanların birbirine yaklaşmasına yardımcı olabilir. İnsanlar hayat hikayelerini, aile yaşamlarını ve fikirlerini rahatça dile getirebildiklerinde, karşı taraftan olumsuz bir tepki almadıkça daha huzurlu ve rahat bir ortam sağlanır. Barış içinde bir yaşam için her zaman farklılıklara açık olup saygı göstermek gerekir.

Röportaj haber: Adil Harmancı

TÜM HABERLER