Van’da düğünler ve sosyal medyanın gösteri kültürü: Gelenek mi, yeni bir tüketim biçimi mi?
Van’da hayat pahalılığı, işsizlik, yüksek kiralar ve temel ihtiyaç giderlerindeki artış vatandaşların gündemindeki önemli sorunlar arasında yer alırken, düğün sezonunda ortaya çıkan yüksek harcamalar toplumsal bir çelişkiyi de görünür hale getiriyor.
VANMED (VAN) - Guy Debord’un Gösteri Toplumu adlı eserinde ortaya koyduğu temel tezlerden biri, modern toplumlarda insanların gerçek yaşamlarının giderek imgeler ve temsiller aracılığıyla kurulmasıdır. Debord’a göre gösteri, yalnızca insanların edilgen biçimde izlediği görüntüler bütünü değil; insanların birbirleriyle kurduğu toplumsal ilişkilerin imgeler aracılığıyla biçimlenmesidir.
Bugün sosyal medya, bu gösteri düzeninin en güçlü araçlarından biri haline gelmiş durumda. TikTok, Instagram ve benzeri platformlarda dolaşıma sokulan yaşam biçimleri, yalnızca eğlence veya kişisel paylaşım olmaktan çıkıp bir tür toplumsal norm üretmeye başladı. Gösterişli düğünler, yüksek miktarda altın, para desteleri, lüks araçlar ve ölçüsüz harcamaların sergilendiği görüntüler de bu yeni gösteri kültürünün önemli unsurları arasında yer alıyor.
Van’da son yıllarda sosyal medya üzerinden görünür hale gelen bazı düğün görüntüleri, bu açıdan yalnızca bir eğlence biçimi olarak değil, ekonomik ve toplumsal açıdan da tartışılması gereken bir olgu olarak öne çıkıyor.
Van’ın Geleneksel Düğün Kültürü Gösterişten mi İbaret?
Van ve çevresindeki düğün, şenlik ve toplumsal dayanışma gelenekleri uzun bir tarihsel ve kültürel birikimin parçasıdır. Bu geleneklerin merkezinde yalnızca eğlenmek değil; paylaşmak, dayanışmak, akrabalık ilişkilerini güçlendirmek ve toplumsal hafızayı canlı tutmak bulunur.
Ancak sosyal medya aracılığıyla giderek daha fazla görünür hale gelen ölçüsüz tüketim ve zenginlik gösterilerinin, Van’ın geleneksel kültürünün doğal bir parçasıymış gibi sunulması tartışmaları beraberinde getiriyor.
Hayatın Renkleri Solmasın Derneği Başkanı Sosyolog Osman Turğut da bu noktaya dikkat çekerek, sosyal medyada dolaşıma sokulan gösterişli yaşam biçimlerinin Van’ın toplumsal ve kültürel gerçekliğinin tamamını temsil etmediğini belirtiyor.
Turğut’a göre mesele yalnızca birkaç düğünde ne kadar para harcandığı değil; bu görüntülerin nasıl bir yaşam anlayışını normalleştirdiği.
Bir Yanda Geçim Sıkıntısı, Diğer Yanda Gösterişli Düğünler
Van’da hayat pahalılığı, işsizlik, yüksek kiralar ve temel ihtiyaç giderlerindeki artış vatandaşların gündemindeki önemli sorunlar arasında yer alırken, düğün sezonunda ortaya çıkan yüksek harcamalar toplumsal bir çelişkiyi de görünür hale getiriyor.
Bir tarafta düğün masraflarını karşılamakta zorlanan, düğün yapabilmek veya takı takabilmek için borçlanan aileler bulunuyor. Diğer tarafta ise sosyal medyada altınların, para destelerinin, para sayma makinelerinin ve yüksek miktardaki harcamaların sergilendiği görüntüler milyonlarca kişiye ulaşıyor.
Turğut, bu durumun özellikle dar gelirli aileler ve gençler üzerinde ekonomik ve psikolojik bir baskı oluşturabileceğine dikkat çekiyor.
Çünkü sosyal medyada sürekli olarak zenginlik ve tüketim görüntülerinin öne çıkarılması, insanların kendi yaşamlarını bu görüntülerle kıyaslamasına neden olabiliyor. Böylece düğün, bir toplumsal dayanışma ve mutluluk paylaşımı olmaktan çıkıp ekonomik gücün sergilendiği bir yarışa dönüşebiliyor.
“Düğün Yapacak Parayı Bulamayan Aileler Var”
Turğut, Van’daki ekonomik koşulların sosyal medyada sunulan gösterişli yaşam görüntülerinden çok daha farklı olduğuna dikkat çekiyor.
Özellikle düğün masraflarının birçok aile açısından ciddi bir mali yük haline geldiğini belirten Turğut, insanların yalnızca düğün yapabilmek için değil, düğünde takı takabilmek için dahi borçlanabildiğini ifade ediyor.
Bu nedenle tartışmanın yalnızca “Düğünde ne kadar para harcandı?” sorusuyla sınırlı kalmaması gerektiğini savunan Turğut, asıl sorgulanması gerekenin bu tüketim biçiminin toplumda nasıl bir yaşam standardı olarak sunulduğu olduğunu belirtiyor.
Van’ın Göç Gerçeği de Bu Tartışmanın Bir Parçası
Van’ın ekonomik ve toplumsal sorunları yalnızca düğün harcamalarıyla sınırlı değil. Kent, uzun süredir istihdam olanaklarının yetersizliği ve ekonomik nedenlerle yaşanan göç sorunuyla da karşı karşıya.
Gençlerin iş ve gelecek kaygısıyla İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer büyük kentlere yönelmesi, Van’ın önemli toplumsal meselelerinden biri olmayı sürdürüyor.
Bir yanda kentte kalabilmek ve geçinebilmek için mücadele eden geniş kesimler bulunurken, diğer yanda sosyal medyada sürekli olarak lüks ve refah görüntülerinin öne çıkarılması, ekonomik gerçeklikle sanal dünyada üretilen yaşam algısı arasındaki mesafeyi büyütüyor.
Turğut’un eleştirisi de tam bu noktada anlam kazanıyor. Ona göre sosyal medyada yaratılan zenginlik görüntülerinin Van’ın tamamının ekonomik ve kültürel gerçekliğiymiş gibi sunulması doğru değil.
Tefecilik ve Kaynağı Belirsiz Paralar Tartışması
Gösterişli düğün görüntülerinin bir başka boyutu ise yüksek miktardaki paraların kaynağına ilişkin soru işaretleri.
Altınların, para destelerinin ve para sayma makinelerinin sergilendiği görüntüler sosyal medyada hızla yayılırken, ekonomik sıkıntıların yaşandığı bir ortamda bu ölçekteki harcamaların toplumsal açıdan sorgulanması gerektiğini belirten Turğut, tefecilik ve kaynağı belirsiz paralar üzerinden oluşturulan gösterişli yaşam algısına da dikkat çekiyor.
Buradaki temel mesele, herhangi bir düğün veya aile hakkında doğrudan bir suçlama yöneltmek değil; sosyal medyada dolaşıma sokulan zenginlik imgelerinin nasıl bir toplumsal algı oluşturduğunu tartışmak.
Turğut ayrıca, sosyal medyada “karikatürize edilmiş bir aşiret tipi” üzerinden oluşturulan güç ve zenginlik gösterisinin bütün bölgeye ve bütün topluma mal edilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Yerel Ajanslara da Çağrı: “Gösteriş Kültürünü Normalleştirmeyin”
Turğut’un eleştirilerinin bir diğer muhatabı ise düğün görüntülerini sosyal medyada profesyonel biçimde dolaşıma sokan organizasyon ve medya ajansları.
Sosyal medyanın yalnızca olanı kaydetmediğini, aynı zamanda neyin görünür olacağını da belirlediğini ifade eden Turğut, ajansların gösteriş kültürünün normalleştirilmesine öncülük etmemesi gerektiğini savunuyor.
“Bu vebale ortak olmayın” çağrısında bulunan Turğut, düğünlerin toplumsal dayanışma ve paylaşma boyutunun geri plana itilerek yalnızca para, altın ve güç gösterisine indirgenmesinin doğru olmadığını belirtiyor.
Asıl Mesele Düğün Değil, Gösterinin Kendisi
Burada Debord’un “gösteri” kavramı yeniden önem kazanıyor.
Sosyal medyada paylaşılan düğün görüntüleri, yalnızca birkaç saatlik bir eğlencenin kaydı olmaktan çıkıyor. Görüntüler tekrar tekrar paylaşılıyor, beğeniliyor, taklit ediliyor ve yeni düğünlerde yeniden üretiliyor. Böylece tekil bir davranış, zaman içerisinde toplumsal bir beklentiye dönüşebiliyor.
Düğünün nasıl olması gerektiğine ilişkin beklentiler de bu süreçte değişiyor: Daha fazla altın, daha fazla para, daha lüks araçlar, daha büyük organizasyonlar ve daha fazla görünürlük...
Bu noktada ortaya çıkan soru şu:
Toplum kendi kültürel değerlerini mi yeniden üretiyor, yoksa sosyal medyanın belirlediği bir gösteri standardına mı uyum sağlıyor?
Van örneğinde bu sorunun ekonomik boyutu özellikle önemli. Çünkü gösterişli düğün görüntüleri, kentin tamamının refah düzeyini yansıtmıyor. Aksine, bazı görüntüler ile toplumun geniş kesimlerinin gerçek yaşam koşulları arasında ciddi bir fark bulunuyor.
“Bizim Kültürümüz Gösteriş Değil, Dayanışma”
Osman Turğut’un eleştirisinin merkezinde bu nedenle yalnızca ekonomik harcamalar değil, kültürel temsil meselesi de bulunuyor.
Van’ın düğün ve toplumsal etkinlik kültürünün temelinde dayanışma, paylaşma, birlikte eğlenme ve toplumsal bağları güçlendirme anlayışının bulunduğunu belirten Turğut, son dönemde sosyal medya üzerinden öne çıkarılan ölçüsüz tüketim biçimlerinin bu kültürün tamamını temsil etmediğini ifade ediyor.
“Bunlar bizim kültürümüz değil” diyerek gösterişin geleneksel değerlerin önüne geçirilmesine karşı çıkan Turğut, toplumsal yaşamın tüketim ve zenginlik gösterisi üzerinden tanımlanmaması gerektiğini savunuyor.
Van’ın Gerçek Gündemi Sosyal Medya Görüntülerinden Daha Büyük
Van’ın gerçek gündeminde geçim sıkıntısı, işsizlik, yüksek kiralar, artan yaşam maliyetleri ve göç gibi sorunlar bulunuyor.
Bu nedenle birkaç düğünde ortaya çıkan yüksek harcamaların kentin tamamının ekonomik durumunu temsil ediyormuş gibi sunulması yanıltıcı olabilir. Sosyal medya, hayatın yalnızca belirli ve seçilmiş anlarını görünür kılıyor. Oysa milyonlarca insanın gündelik hayatı bu görüntülerden çok farklı.
Asıl tartışılması gereken de belki tam olarak burada başlıyor:
Bir toplumun gerçek yaşamı mı görünür olacak, yoksa sosyal medyanın daha fazla izlenme ve etkileşim getiren gösterişli yüzü mü?
Van’ın kadim kültürü, yalnızca düğün salonlarında sergilenen altınların veya para destelerinin toplamından ibaret değil. Bu coğrafyanın kültürel hafızasında dayanışmanın, paylaşmanın ve birlikte ayakta kalmanın çok daha güçlü bir karşılığı bulunuyor.
Turğut’un ifadesiyle, “Bu coğrafyanın her santimetrekaresi var olabilmek için ağır bedeller ödemiş bir halkın izlerini taşır.”
Bu nedenle Van’ın kültürel değerlerini geleceğe taşımanın yolu, gösterişi büyütmekten değil; dayanışmayı, paylaşmayı ve toplumsal hafızayı güçlendirmekten geçiyor.
İlginizi Çekebilir