Van'da 1 Eylül'de hangi talepler dile getirildi?

Van Emek ve Demokrasi Platformu ile Van Demokratik Kurumlar Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yaptıkları açıklamada, savaş ve çatışmaların sona erdirilmesi, Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yollarla çözülmesi ve temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması çağrısında bulundu.

VANMED (VAN) - Van’da 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla düzenlenen yürüyüş ardından Van Emek ve Demokrasi Platformu ile Van Demokratik Kurumlar Platformu, “Demokratik toplum için barışa ses ver” başlığıyla açıklama yaptı.

Açıklamada, dünyanın farklı bölgelerinde savaş ve çatışmaların sürdüğüne dikkat çekilerek, savaş ve şiddet politikalarının halklara ölüm, yıkım ve acıdan başka bir sonuç getirmediği belirtildi. Halkların eşit, özgür ve demokratik yaşam hakkının savunulması gerektiği ifade edilen açıklamada, savaşların yerine halkların iradesinin ve demokratik çözüm yollarının esas alınması çağrısı yapıldı.

Türkiye’de Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl çözümü açısından son bir yılın önemli gelişmelere sahne olduğu belirtilen açıklamada, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” sonrasında PKK’nin silahlı mücadeleyi sonlandırma ve kendisini feshetme yönünde aldığı karar ile başlayan silahsızlanma sürecinin Türkiye’nin çatışma ve şiddet döngüsünden çıkması açısından tarihsel bir fırsat oluşturduğu savunuldu.

Açıklamada, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen çerçeve yasanın da çatışmalı sürecin sona erdirilmesi ve yeni dönemin hukuki zemininin oluşturulması açısından önemli bir adım olduğu ifade edildi.

Ancak söz konusu düzenlemenin “bir son değil, başlangıç” olduğu belirtilerek, “Kalıcı ve onurlu bir barış; Kürt meselesinin demokratik çözümünü, demokratik siyasetin önünün açılmasını, eşit yurttaşlığın güvence altına alınmasını, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün sağlanmasını ve halkların kendi kimlikleriyle özgürce yaşayabilmesini gerektirmektedir” denildi.

“Silahsızlanmanın yanında demokratik dönüşüm de gerçekleşmeli”

Çerçeve yasanın kapsamının dar tutulduğu ve sürecin ihtiyaç duyduğu demokratikleşme adımlarını bütünüyle içermediği savunulan açıklamada, siyasi mahpusların durumu, kayyım uygulamaları, demokratik siyaset üzerindeki baskılar, anadil hakkı ile temel hak ve özgürlükler gibi sorunların kalıcı bir barış sürecinin dışında bırakılamayacağı belirtildi.

Barış sürecinin başarıya ulaşabilmesi için silahsızlanma sürecinin yanı sıra demokratik ve hukuki dönüşümün de eş zamanlı yürütülmesi gerektiği ifade edilen açıklamada, Abdullah Öcalan’ın sürece etkin biçimde katılmasının önündeki engellerin kaldırılması ve sürecin gereklerine uygun koşulların oluşturulması istendi.

Kürt meselesinin güvenlikçi politikalarla çözülemeyeceğinin geçmişte defalarca görüldüğü belirtilen açıklamada, inkâr, asimilasyon ve çatışma politikalarının yerine eşit yurttaşlık, demokratik siyaset ve halkların özgür iradesini esas alan bir anlayışın geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.

Talepler sıralandı

Platformlar, açıklamalarında taleplerini şöyle sıraladı:

  • Hapishanelerdeki siyasi mahpusların serbest bırakılması,
  • Terörle Mücadele Yasası’nın kaldırılması,
  • İfade ve örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması,
  • Kürt halkının kimlik, dil ve kültürel haklarının güvence altına alınması,
  • Kürtçenin anadilinde eğitim dili olarak kullanılmasının yasal ve anayasal güvenceye kavuşturulması,
  • Anadilinde eğitim hakkının önündeki bütün engellerin kaldırılması,
  • Kayyım uygulamalarına son verilerek halkın seçilmiş iradesine saygı gösterilmesi,
  • Hasta mahpusların tahliye edilmesi,
  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının gereğinin yerine getirilmesi,
  • Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin eksiksiz uygulanması,
  • Barış ve Demokratik Toplum sürecinin hukuki ve anayasal güvencelerle kalıcı hale getirilmesi.

Açıklamada, bu taleplerin barışla doğrudan bağlantılı olduğu belirtilerek, ifade ve örgütlenme özgürlüğü sağlanmadan, demokratik siyaset güvence altına alınmadan ve halkların kendi kimlikleriyle özgürce yaşayabildiği demokratik bir hukuk düzeni kurulmadan kalıcı barışın mümkün olmayacağı ifade edildi.

Topluma yönelik “tekçi, ırkçı, milliyetçi ve ötekileştirici politikaların” ve nefret dilinin son bulması çağrısı yapılan açıklamada, siyasal iradeye insan haklarına dayalı, demokratik ve barışçıl politikalar geliştirme çağrısında bulunuldu.

Açıklamanın sonunda, mevcut sürecin tarihsel bir fırsat sunduğu belirtilerek, bu fırsatın kalıcı barış ve demokratik topluma dönüşmesi için herkesin sorumluluk üstlenmesi gerektiği vurgulandı.

Platformlar açıklamayı, “Bizler savaşların ve çatışmaların değil, barışın ve kardeşliğin tarafındayız” sözleriyle tamamladı.

Açıklamanın ardından “Yaşasın barış! Bijî Aşîtî!”, “Bijî jiyana azad û demokratîk!” ve “Yaşasın halkların kardeşliği!” sloganları atıldı.

TÜM HABERLER