Şair Yazar Zekeriya EKİNCİ yazdı: DİL İÇİNDE DİLSİZ OLMAK

Şair Yazar Zekeriya EKİNCİ, yazıda ve konuşmada dili kullanma kuralları ve incelikleri üzerine yazdı.

Ne zaman bir kitap fuarına yolum düşerse ilk uğrak yerim TDK Yayınları standı olur.

Stantta gözlerim ilkin Yazım Kılavuzu’nu, sonra edebiyat ve tarih kitaplarını arar. Dokunurum kitaplara ellerimle, okşarım. Ama ilkim Yazım Kılavuzu’dur.

Yazım kılavuzları, yazım ve noktalama kurallarıyla bir dilin olmazsa olmazıdır.

Dilde yer edinen art zamanlı sözcükleri görmek, noktalamada gereksiz işaretleri atmak, yabancı kökenli yeni teknolojik adların Türkçeleşmesine tanıklık ve rehberlik etmek, toplum katmanları arasında ayrıştırmaya neden olan yazımı gelenekleşmiş biçimleri esas alarak düzenlemek, kısacası, dilde yaşanan gelişmeler sonucunda ortaya çıkan yazımla ilgili sorunları bir kurala bağlamak Yazım Kılavuzu Çalışma Grubunun görevidir.

Siyasal iktidarlar, kendi düşünceleri doğrultusunda, yazılı dile müdahale edebilirler. Müdahaleler çoğu zaman dilin evrensel gelişimini engelleme yönlüdür. Millî duygu ve dinsel inançtan kaynaklanan bu müdahale, uluslararası bağlamda, dilin karanlıkta bırakılması anlamına gelmektedir.

Bir dilin gelişimi, o dilin diğer dillerle olan ilişkisiyle orantılıdır.

Biri çıkıp CIA kısaltmasını “SiAyEy” yerine “CİA” diye okuyorsa ve okuyan da bu okuma nedeniyle vatanperver ilan ediliyorsa!… Bir diğeri, okunuş itibariyle dilimizde k (ka) diye bir ünsüz yoktur, k (ke) ünsüzü vardır, diyen bir oluşum içinde yer alıyorsa ama aynı kişi TDK kısaltmasını yazım kılavuzuna “TeDeKe” olarak yerleşimini sağladığı hâlde hâlâ “TeDeKa” diye okumaya devam ediyorsa ve üstelik bu zat-ı muhterem -padişah misali- toplumun en üst katmanında bulunuyorsa!...

Türk dili siyasi iktidarlardan çektiği kadar hiçbir şeyden çekmemiştir!

Hangi siyasal oluşum iktidara gelmişse ilk yaptığı -Yazım Kılavuzu'ndaki biçimiyle- TDK’yi tümden ele geçirmek olmuştur. Çünkü dilin siyasal düşünceyle ilişkisi önemlidir. Sağ iktidarlar dili geriye, sol iktidarlar dili ileriye yöneltir. İlerici ve gerici dil çatışmalarında kaybeden dildir.

Dil, teknolojik hıza ayak uydurmada zorlanmaktadır. Teknolojide her yeni ürün, yeni bir sözcük doğurur. Bu sözcüğü adlandıracak olan elbette ki toplumdur. Toplumun ağzından alıp ona şekil vermek de Yazım Kılavuzu’nun görevidir. Yazım Kılavuzu Çalışma Grubu içindekilerin kendi alanlarında yeterli ve bilimsel bağlamda tarafsız olmaları önemlidir.

Türk Dil Kurumu Yayını olan Yazım Kılavuzu’nun kaçımızın elinde bulunduğunu merak ederim. Elimizdeki kılavuz 2012 basım tarihli 27. Baskı. On sekiz yıl önce kullandığımız yazım ve noktalamalar! Gerçi kılavuzu yanında bulunduranların da sayfaları çevirdiklerine inanmak hayli zor! Hâlâ bağlaçlardan sonra virgül ya da noktalı virgül kullanma alışkanlığı devam ettiğine göre!...

Yazım Kılavuzu Çalışma Grubu her beş yılda bir olmak üzere Yazım Kılavuzu’nu yenilenmiş hâliyle basıma vermelidir. Gerçi elimizdeki 2012 basım tarihli 27. Baskı olan Yazım Kılavuzu Türkiye genelinde tükenmiş durumda. Önümüzdeki yıl güncellenmiş olarak basıma verilip yayımlanması bekleniyor. On dokuz yıl sonra yazımda ve noktalama yerlerinde ne gibi değişikliklerin yapılacağını herkesin merak ettiğini söylersem abartmış olmam, sanırım.

TÜM HABERLER