Sağnıç kardeşlerden iki önemli roman: Yarım Kalan Sesler ve Zorlu Yıllar

Yazar Azad Sağnıç ile kardeşi Ferhat Sağnıç'ın kaleme aldığı ve 12 Eylül 1980 darbesi döneminin konu edildiği romanlar Erda Yayınları arasında çıktı.

VANMED HABER MERKEZİ - Yazar Azad Sağnıç'ın kaleme aldığı Yarım Kalan Sesler ve Saat 03:59 isimli romanı ile kardeşi yazar Ferhat Sağnıç'ın kaleme aldığı Zorlu Yıllar isimli romanın ikinci baskısı Erda Yayınları arasında çıktı. 

Her iki eser, kitapçı vitrinlerinde okurlarını bekliyor.

Yazar Azad Sağnıç, romanı için "Sesi yarım kalmış bütün dünya devrimci ve sosyalistlerin bu kitabı kapadıktan sonra kendi seslerinin neden yarım kaldığını, neden meramlarını anlatamadıklarını, karşılarında duran mekanizmanın ne denli sert ve acımasız olduğunun farkına varacağına inanıyorum. ... Sinan aracılığıyla okur, 12 Eylül 1980 darbesinin karanlığına götürülür; yalnızca baskıyı değil, sağ - sol ve Kürd örgütlerinde yaşanan savrulmaları da görür. Tüm bu sert tarihsel arka planın içinde Sinan ile Canan arasında filizlenen aşk ise, insan ruhunun en kırılgan hâlini gözler önüne serer. Bu aşk, sizi hem Sinan’a yaklaştıracak hem de sizi kızdıracaktır; çünkü suskunluğu, uzun süre zihninizden çıkmayacaktır…" ifadelerini kullanıyor.

Ferhat Sağnıç ise, anı-roman tarzı olan ikinci baskısı çıkan eseri için şu notu düşüyor:

"Sorgu timinden biri özellikle ayakkabılarının altına demir pençe çaktırmıştı. Karslı bir polisti bu. Onun bütün hareketlerini aşağıdan takip edebiliyorduk. Tak... tak... tak... Sesleriyle mutfağa mı, tuvlete mi, sorgu odasına mı, evrak odasına mı gittiğini kestirebiliyorduk. Uzun koridoru aşıp merdiven başına geldiğinde, dışarı mı çıkacağına, aşağıya mı ineceğine ayak seslerinden tahmin edebiliyorduk. Merdivenlerden inişte çıkardığı sesler daha bir küttü. Her basamakta neredeyse farklı sesler çıkıyordu. Basamaklar bitince o ayak artık aşağıdaydı, aramızdaydı... Acelesi olmazdı. Tüm odaları gezerdi. Gözleri kapalı, yüzleri duvara dönük bizlerin arkasında dolaşır, bazen birimizin arkasında durarak ondaki heyecanın tavan yapmasını sağlardı sonra tak... tak... tak... Yürümeye, bir başka kurbanına aynı korku ve heyecanı yaşatmaya koyulurdu. Sonunda içimizden birini alır ve aynı tak... tak’larla yukarı çıkarırdı."

Haber: Adil Harmancı

TÜM HABERLER