PSK Parti Meclisi, toplantı sonuç bildirgesi yayınladı

Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) Parti Meclisi, son siyasi gelişmelere ilişkin olarak düzenlediği toplantıda yapılan değerlendirmeleri içeren sonuç bildirgesini açıkladı.

VANMED HABER MERKEZİ - PSK Parti Meclisi, 2 Haziran 2026 tarihinde toplanarak son siyasi gelişmeleri değerlendirdi. Toplantıda yapılan değerlendirmeler, öneri ve düşünceler sonuç bildirgesi ile kamuoyuyla paylaşıldı. 

Kürtlere kuşatma

Bildirgede, Kürtlerin yaşadığı devletler tarafından bir kuşatma altına alınarak, kazanımlarının ortadan kaldırılmak istendiği, yeni kazanım elde etmek için önlerinin çeşitli planlarla kesilmeye çalışıldığı belirtildi. 

"Ortadoğu’da tarihi ve baş döndürücü gelişmeler yaşanırken, Kürt halkına karşı sistematik ve düşmanca saldırılara hız verilmiş durumdadır. Ülkeler Kürt halkının yeni kazanımlar elde etmemesi ve kazandıklarını kaybetmesi için işbirliği yaparak sinsi planlar uygulamaktadır. Suriye’de meşruiyetten yoksun Şam yönetimi bölge ülkeleri ve uluslararası güçlerin desteğiyle halkımızın dilini, kültürünü, kimliğini ortadan kaldırmak için her gün yeni bir plan devreye sokmaktadır." denildi.

İran

İran'daki gelimlere değinilen bildirgede, "28 Şubat’tan bu yana ABD ve İsrail’in saldırıları karşısında ağır yenilgi alan çağdışı İran rejimi, aldığı darbelerin hıncını Doğu Kürdistan halkımızdan, sivil ve savunmasız insanlardan çıkartmaya çalışıyor. İran’daki barbar rejim şimdiye kadar İsrail’den daha çok Doğu Kürdistan Kürtlerinin kamplarına saldırdı, yüzlerce Kürdün ölümüne, binlercesinin yaralanmasına yol açtı. İran içinde Kürt gençlerine dönük idam uygulamaları aralıksız devam ediyor." ifadesi kullanıldı. 

Kürdistan Bölgesi

Irak Kürdistan Bölgesi'ndeki İran saldırılarına dikkat çekilen bildirgede, şöyle denildi:

"Son dönemde Kürt düşmanları ağırlıklı olarak Güney Kürdistan’ı hedef tahtasına koymuş bulunmaktadır. Güney Kürdistan’da halkımızın elde ettiği tarihi kazanımlar ve federe statü sömürgecilerin uykusunu kaçırıyor. İran ve Irak’taki yandaş siyasi ve milis güçler Kürdistan Bölgesi’ni aralıksız bombalayarak bölgeyi istikrarsızlaştırmak istiyor. Kürdistan Bölgesi’nin federe statüsünün ortadan kaldırılması için çok yönlü saldırılar gerçekleştiriliyor. Başka bir ifade ile Kürt halkının umudu ve geleceği Kürdistan Bölgesi yaşamsal bir tehdit altındadır. Bu tehditle baş etmek en başta Güney Kürdistan’daki siyasi aktörlere düşmektedir. Güney Kürdistan’daki bütün siyasi partiler tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıyadır. Bu çerçevede Güney Kürdistan siyasi partileri, iki yıldır kurulamayan Kürdistan hükümetini kurma konusunda bir an önce uzlaşıya varmalıdır. Kürdistan Hükümeti’nin kurulması Kürtlerin Bağdat’taki elini güçlendirebileceği gibi içerde de iç barış ve istikrarın kurulmasına katkıda bulunacaktır.  Kürdistan’ın statüsünü yok etmeye dönük düşmanca saldırı ve planlar ancak ortak ve kapsayıcı bir Kürdistan hükümetinin kurulmasıyla boşa çıkartılabilir. Kürdistan Bölgesi hükümeti aynı zamanda diğer parçalarda Kürtlerin meşru hak ve özgürlük mücadelelerine diplomatik ve moral destek sunabilir."

Türkiye'deki süreç

Türkiye'de devam eden PKK'yi tasfiye sürecine de değinilen bildirgede şunlar aktarıldı:

"Bir buçuk yıldır gündeme getirilen 'süreç'te demokrasi ve Kürt sorunuyla ilgili atılan tek bir adım yok. Tersine iktidar söz konusu 'süreç' adı altında Kürt halkının ulusal birikim ve enerjisini sisteme entegre etmeye çalışıyor. PKK’ye silah bıraktırma konusunda bile adım atmamakta diretiyor. Bunun için asgari yasal ve idari düzenlemeler yapmaktan kaçınıyor. PKK lideri Abdullah Öcalan ise takındığı tutum ve yaptığı açıklamalarla, Kürt halkının özgürlük mücadelesinin içini boşaltmak için yürütülen entegrasyoncu politikalara destek sunmaktadır. Şurası çok net, Kürt meselesinde inkar ve şiddette ısrar, Türkiye’deki siyasal sistemi her geçen gün daha da otoriterleştirmiştir. Kürt meselesindeki çözümsüzlük Türkiye’de çok yönlü krizlere yol açmıştır. Türkiye’de hukuksuzluk, keyfi yönetim, muhalefete karşı baskılar, kayyım atamaları her geçen gün artıyor. Türkiye’de mevcut yasa ve anayasa bile askıya alınmış durumda. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının gereği yerine getirilmiyor. Aydınlara, bilim insanlarına, basın mensuplarına, öğrencilere, düşünen insanlara karşı sert ve acımasız yaptırımlar uygulanıyor.

"Çağrımız açık ve nettir"

Kürt meselesinde izlenen inkar, şiddet ve gerilim politikası bir an önce son bulmalı. Kürt meselesi dahil bütün sorunların çözümünün tartışılacağı demokratik, özgür bir siyasi ortam oluşturulmalı. Dağdakilerin silahlarını bırakması, içerdeki siyasi tutukluların serbest bırakılması, yurttaşındakilerin ülkeye dönüşü için yasal ve idari düzenlemeler yapılmalı. Kürdistan partilerinin örgütlenme ve siyasi faaliyete bulunması önündeki engeller kaldırılmalı, haklarında açılan kapatma davaları düşürülmeli.

Bir kez daha altını çizeriz ki Kürt meselesinin adil ve eşitlikçi çözümü, Türkiye’de, Kürt halkının varlığını tanıyan çok uluslu, çok kültürlü, çok inançlı bir anlayışa dayalı federal bir sistemin inşasından geçer. Kürt halkının kendi geleceğini özgürce belirlediği federal bir sistem, Türkiye’nin diğer temel sorunlarının çözümünün ve demokratikleşmesinin de yolunu açar."

Bildirgede, ulusal diyalog ve birlik çağrısı yapıldı.

 

TÜM HABERLER