Prof. Dr. Mustafa Sarı, geldiği Van'da balık göçünü izledi: 'Mutluluktan gözlerim doldu'
Uzun yıllar Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde akademik çalışma yürüten, İnci Kefalinin korunması ve neslinin devamı için yaptığı çalışmalarla adından sıkça söz ettiren, 2016 yılında Van'dan ayrılarak akademik kariyerine Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı olarak devam eden Prof. Dr. Mustafa Sarı, panel davetlisi olarak geldiği Van'da, ilk iş olarak inci kefali göçünü izlemeye gitti. Pandemiden dolayı 3 yıldır Van'a gelemediğini ve balık göçünü izleyemediğini belirten Prof Dr. Sarı; “3 yılın ardından geldiğim Van'da inci kefali göçünü izlemeye gittim. Açıkçası gördüğüm manzara karşısında gözlerim doldu. Bir zamanlar uğruna büyük çabalar verdiğimiz balığın, sürüler halinde göç yolculuğunu izlemeye gelen çok sayıda insanın olduğunu görmek, balığın boyunun büyüdüğünü, sayısının arttığını görmek beni ziyadesiyle mutlu etti” dedi.
Vanmed Haber Merkezi - Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, davet edildiği bir panele katılmak üzere Van'a geldi. Uzun yıllar Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde görev yapan ve bu süre içerisinde inci kefalinin korunması ve neslinin devam etmesi için yaptığı çalışmalarla sıkça gündeme gelen Prof. Dr. Sarı, gittiği Bandırma'da da inci kefalini takip etmeyi sürdürüyor. İnci kefalinin göç esnasında verdiği mücadeleyi anlatan kitaplar da yazan Prof. Dr. Sarı, geldiği Van'da ilk iş olarak balık göçünü izlemeye gitti.
“GELİNEN NOKTA BİZLERİ MUTLU EDİYOR”
Van'da göreve başladığı ilk yıllarda inci kefalinin korunması ve neslinin devam etmesi için verdiği çabaları kısaca özetleyen ve gelinen noktada gördüğü manzara karşısında duygulandığını belirten Prof. Dr. Sarı; “1992 yılında, 25 yaşında genç bir araştırma görevlisi olarak geldim Van'a. 2016 yılında da, yaklaşık 50 yaşın içindeyken Van'dan ayrıldım. Bu 23 yıl içinde bilfiil Van Gölü inci kefalinin korunması çabası içinde oldum. Dönemlere ayrılmış bir çalışma içerisine girdik. Mevcut durumu ortaya koymak için devlet merkezli yaklaşım, sivil toplum merkezli yaklaşım, balıkçı merkezli yaklaşım diye çok sayıda yol yöntem denedik. Bunları yaparken derdimiz neydi? Üreme döneminde inci kefali yanlış avlanıyordu, bunun önüne geçmekti. İnci kefali, üremek için ilk baharda sürüler halinde akar sulara göç ediyordu ve 1996 yılında toplam 15 bin ton balığın 12 bin tonu üreme göçü esnasında avlanıyordu. O zaman dereler ihaleye veriliyordu, üreme göçü döneminde balıkçılığı yapmak üzere 12 tane kooperatif kurdurulmuştu. Bunlar hep yanlıştı tabi. Önceleri bunlar yanlış dediğimde karşı çıkanlar oldu. Av tarihlerini geriye çekmemiz gerekiyordu, bunu yapmaya çalıştık. O zamanlar çok itirazlar oldu ama sonunda o dönem Tarım Bakanlığı bu hatayı gördü ve av yasaklarını 25 Mayıs'tan 15 Nisan'a çekti. Sonra denetim sorun olmaya başlamıştı. Ancak çok şükür, önce bana itiraz edenler de doğruyu gördüler. Sonunda devlet kurumları, yerel yönetimler, tarım, hepsi bir araya geldiler. Şimdi, Türkiye'de tek bir balığın korunması için Tarım Bakanlığı bütçe ayırıyor. Hangi balık bu biliyor musunuz? Van Gölü İnci Kefali Balığı için bütçe ayrılıyor. İş bu noktalara geldi. Her yıl Van Valiliği, Bitlis Valiliği, Tarım Müdürlükleri koordinasyon toplantısı yapıyor, balığı koruyacak olanların, denetimi yapacak kurumların ihtiyaçları belirleniyor, bütçeden bu ihtiyaçlar karşılanıyor. Ve bir sistem kuruldu Van Gölü çevresinde. Balıkçılar bugün bunun meyvesini almaya başladı. Bir projeksiyon yaptık o zaman. Dedik ki, bu kurallara uyarsak, sürdürülebilir balıkçılığa ulaştığımızda balığın boyu büyüyecek. Balıkçı şimdi bunu görüyor, balığın boyunun büyüdüğünü görüyor. Halkımız da bunu farkediyor. Daha önce 16 – 18 tane balık 1 kg. gelirken, şimdi 7 – 8 tane balık 1 kg. geliyor. Çok şükür. Bu bize şunu gösteriyor; aklı ve bilimi rehber edineceğiz kendimize. Akıl vermiş Allah hepimize ve bilim var ortada. Bu kadar yıldır, insanlığın var olduğundan beri üste üste konularak, bina olmuş bir bilim var önümüzde. Onu rehber edineceğiz kendimize. İnci kefali projeksiyonunu önümüze koyarken işte bu anlattığım bilime göre yaptık. Mustafa Sarı olarak 'ben böyle istiyorum, bunu böyle yapacaksınız' demedim. Bilimsel veriyi dikkate aldık, hesabını kitabını yaptık, böyle yaparsak buraya ulaşırız dedik. Ve çok şükür bugün gelinen nokta bizi ziyadesiyle mutlu ediyor...” ifadelerini kullandı.
“3 YIL ARADAN SONRA VAN'A GELDİM”
Bandırma'ya gittikten sonra arada Van'a geldiğini ancak pandemiden dolayı son 3 yıldır gelemediğini söyleyen Prof. Dr. Sarı; “Pandemiden dolayı 3 yıldır Van'a gelemiyordum. 3 yıl sonra geldiğimde gözlerim doldu inanın. Muradiye'ye gittik, balık bendi yanında araba park edecek yer yok. Erciş'e gittik, arabamızı park edecek yer yok. Ve milyonlarca balık gelmiş, göç ediyor. İnsanlar hayran hayran seyrediyor. Balıkların boyuna hayran kaldım. Bu durumu görmek, beni duygulandırdı.” dedi.
“İNSANLAR BALIK GÖÇÜNÜ KONUŞUYOR”
Uçakla Van'a seyahati sırasında insanların balık göçünü konuştuğuna şahit olduğunu söyleyen Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, “Benim seyahat ettiğim uçaktakilerin belki yarısından fazlasının dışarıdan Van'a gelen misafirler olduğunu söyleyebilirim. Şahit oldum, kulak misafiri oldum, bir çok insanın kendi arasında inci kefali göçünü konuştuğunu duydum. Bunlar beni çok mutlu etti. Gözlem noktalarına gittim, bir tur otobüsü giriyor, bir tur otobüsü çıkıyor. Bu noktaya gelinmesi, bu işe emek veren birisi olarak elbette ki beni çok sevindiriyor” şeklinde konuştu.
“CİRO 10 KAT ARTTI”
Geçmişten örnek veren ve şimdiyle kıyaslama yapan Prof. Dr. Sarı, şunları söyledi; “Gelin yıl 1996'ya gidelim, hatta benim Van'a geldiğim 1992 yılına gidelim. O zaman İnci Kefalinin cirosu 1.2 milyon dolardı. Peki bugün ne kadar? Sadece avlanandan söz ediyorum; 12 milyon dolar. 10 kat artmış ciro.”
“BALIĞI DAHA İYİ DEĞERLENDİRMEK GEREKİYOR”
Balık göçünün turizm yönüne de işaret eden Prof. Dr. Mustafa Sarı, açıklamalarını şu şekilde sürdürdü; “Avlanan balığın cirosundan söz ettim, bir de bunun balık göçünden kaynaklı turizm geliri var. Tabi bunu çok daha iyi değerlendirmemiz lazım. İnsanlar inci kefali için akıyor buraya. Gelen misafirleri burada tutmak lazım, kaldıkları süreyi arttırmak lazım. Bunu da sadece bir Akdamar Adası ile, bir inci kefali göçü ile yapamazsınız. Hem insanlar neden Van'da 1 gün, 2 gün kalsın? Gelen insanları burada belki 1 hafta tutmak gerekiyor. Gölde mikrobiyalitler var, su altı turizmi sürece dahil edilebilir. Dalış turizmi çok önemli çünkü. İnci kefali göçünü izleyen insanları, inci kefalinin korunması ile ilgili bir etkinliğe katalım mesela. Turist olarak gelen insanları, tabi isteyenleri, derenin başında bir güzergah belirleyelim, yarım saat yürütelim onları orada. İnsanlar balığın zorlu göçünü hissetsinler, bir sahiplenme duygusu geliştirelim. O sazlıkların arasında, inci kefalini kaçak avcılardan korumak için uğraşan jandarmanın, tarım müdürlüğü personellerinin, polisin, zabıtanın, ilgili bütün kurum personellerinin işinin ne kadar zor olduğunu görsünler. Bunu dahil edelim sürece. Bu insanlar daha çok Van'da kalsın, daha çok inci kefali ile ilgili faaliyetler olsun. Göç döneminde sadece göçü görüp gitmesin insanlar. Bu noktada turizmi çeşitlendirmek lazım diye düşünüyorum.”
“İNCİ KEFALİ İLE İLGİLİ YETERİNCE KAYNAĞIMIZ VAR MI?
İnci kefali göçünü izleyen insanların balığa ilişkin daha çok bilgi sahibi olması için bu yönlü bir tanıtım faaliyetinin olmasının da iyi olabileceği görüşünü dile getiren Prof. Dr. Sarı; “Buraya gelen insanlar inci kefalini gördü, peki inci kefali ile ilgili yeterince kaynaklarımız var mı, broşürlerimiz var mı? Bunları çeşitlendirmemiz lazım. Ne güzel bir lokomotif bu aslında. Sadece Van'da değil bu göç, Van'ın ilçelerinde, Tatvan'da da var. Her tarafta inci kefali göçü var. Buraları da dahil edelim. Ama en önemlisi de ne biliyor musunuz? Dünyanın hiçbir yerinde şehir merkezine atlaya zıplaya gelen balık yok. Geldiğimiz arkadaşımızın arabasını Akköprü Deresi'nin oraya parkettik, baktık ki insanlar dereye bakıyorlar. Biz de gittik baktık, balıklar gelmiş. İnci kefali atlaya zıplaya Beşyol'a gelmiş. Derenin başından Van Gölü'ne kadar parklar yapalım, ki yapılmaya başlanmış, yürüyüş yolları yapalım, dereyi ter temiz tutalım. Tarım İl Müdürlüğümüz ile Valiliğimizin, Akköprü deresi üzerinde, inci kefallerinin izlenebileceği bazı çalışmalar yapmaya başladıklarını duydum. Geliştirelim bunları, insanlar şehir merkezinde boydan boya yürüsünler balıklarla beraber. O zaman turizm gerçek anlamda burada değer yaratan bir duruma dönüşmüş olur. İnci kefali bir kaldıraç. Ben buraya gelmeden 1 hafta önce otel aradım, hepsi dolu. İnci kefalini bir kaldıraç gibi kullanalım, hem bölge kalkınsın, hem insanlarımız daha mutlu olsun. Böyle bir değer var. Dünya, balıklarını kaybederken biz bir balığımızı kurtardık, bu bizim umut ışığımız olsun.” dedi.
“GÖZÜM ARKADA DEĞİL”
İnci kefali ile ilgili önemli bir duyarlılığın ve bilincin oluştuğunu gördüğünü ve bundan dolayı da gözünün arkada kalmadığını dile getiren Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, şu ifadeleri kullandı; “İnci kefali doğru yoldadır, gözüm arkada değil. Bir zamanlar inci kefali ile ilgili bir afiş bastırmak istedim, ekibizle birlikte oturduk, genç öğrenci arkadaşlarımız vardı ekibimizde. Afişte ne yazmalı diye düşünürken, genç bir arkadaşımız “Sahibi sizsiniz” yazalım dedi. O zaman, diyoruz ki balığı koruyalım, ama insanları sahiplendirmemiz lazım ki korusunlar diye bir düşünce ortaya çıkmıştı ve bu afişi böyle yaparak sağa sola astık. İnsanlarımızda da bir bilinç gelişti. Üreme sezonu boyunca beni arayanlar, gönüllü olarak balığı korumak istediğini söyleyenler oluyordu. Ve gördüm ki hakikaten insanlar iyice balığı sahiplenmeye başladılar. Zaten ben sonsuza kadar koruyamam ki, onu çevresindeki insanlar koruyacak. Benim sorumluluğum vardı, ben bilim insanıyım, bilim bana bunu gösterdi, ben de bunu başkalarına gösterdim ve insanlar bunu sahiplendi, kurumlar sahiplendi. Şuanda da üniversiteden Mustafa Akkuş hocamız sahiplendi, benim eskiden yaptığımı şimdi o yapmaya çalışıyor. Vanlılar sahiplenmiş durumda. Bu yüzden gözüm arkada değil. Bir de şunu söyleyeyim, 81 ilimizin hangisinde balık heykeli var? Bakın burada en işlek caddede inci kefali heykeli var. Bunların hepsi bölgede inci kefalinin sahiplenildiğini gösteriyor. İnci kefali iyi yolda ancak her iyi yolda olan hiç o yoldan çıkmaz demek de değil. Hep gözümüz üzerinde olmak zorunda. Eğer yerel basın, yaygın basın, inci kefaline bu kadar yer vermeseydi bu noktaya gelinemezdi. Allah sizden razı olsun...”Prestij Haber Merkezi
İlginizi Çekebilir