Prof. Dr. Ahmet ÖZER yazdı: İNSAN DEDİĞİN NEDİR Kİ!?
Prof. Dr. Ahmet ÖZER yazdı: İNSAN DEDİĞİN NEDİR Kİ!? haberine ait detaylar
İnsan, insan için biraz kafa yorduğunda neye ulaşır?
“İnsan değerli bir varlıktır” deniyor.
Kim diyor, kendisi, yani insan. Kendi kendini övenin söylediğinin ne kadar itibarlı olacağını varın düşünün.
Bu sorunlu bir söylem, sorunlu bir tespit. Nerden çıkıyor bu belirleme. Bu belirleme insanın iyi bir varlık olduğunu söyler bize, külliyen yalan.
Çünkü insan saf iyi ya da saf kötü bir varlık değil, insan iyi ile kötünün toplamından müteşekkil bir varlık. Yani kimse iyi ya da kötü doğmaz anasından. Doğduğunda bu ikisini de yapacak potansiyellerle doğar. İyi de olabilir. Kötü de... Bunu ne belirler? Tabi ki koşullar, içine doğduğu çevre, aldığı eğitim, yaşadığı toplum, karşılaştığı devlet belirler.
Bunların sağladığı olanak yarattiği koşullar iyiyi de kötüyü de ortaya çokarabilir. İyi tarafı ortaya çıkardığında kötü yan küçülür gider; kötülük geliştiğinde iyilik siner. Bileşik kap gibi.
İşte öğretmenlerin, okulların, kitapların, peygamberlerin iddiası insandaki bu iyiyi bulup ortaya çıkartmaktır. Çıkarabilirlerse tabi...
Yoksa şu yaklaşım lafı güzaftır. Hele bak, Dünya ne hale geldi? Bu nasıl insandır böyle yahu? İnsan olan bunu yapar mu? vs. Dünya hep böyleydi, insan da hep bu insandı. İnsan olan ancak Hun’u yapabilir, bu kötülüğü de, bu iyiliği de. Başka bir hayvan asla insan kadar kötü ve canavar olamaz, çünkü bu olacağı yok, bu sadece insanda var. Dün öyleydi yarın da öyle olacak. Bunun değişmesini mi istiyorsun? İşe kendinden başlayabilirsin.
Çünkü “Bunun” değişmesi insanın değişmesi ile mümkün. Çok insan iyi yönde değişirse iyi bir toplum meydana gelir. İnsanların ekseriyeti iyi olan toplumlar doğal olarak iyi insanları yetiştirirler, kötü olan kötücülleri. Çünkü kötülüğün kol gezdiği toplumlar toplumsal olarak hasta olurlar, toplumsal felce uğrarlar. Hiç bir kötülüğe tepki göstermez, vicdan sızlatanhiç bir şey karşısında ayağa kalkmazlar. Susar, pusar kalır; bana değmeyen yılan bin yaşasın modunda taşar ( ta ki o yılan bir gün onu ısırıncaya kadar) Mesela mafya racon keser, hırsızlara özenilir, katiller ellerininkollarını sallayarak gezer böyle yerlerde.
Şimdi bir düşünün bunca talan dolan talan öldürme yoksulluk açlık karşısında neden susuyoruz? Çünkü korku hastalığına yakalanmışı, korku bizi susturup felç etmiş.
Sonra biz iyi insan oluyoruz öbürleri kötü. Öyle mi? Hadi canım...,!?
O kötüleri kim kötü yaptı dersiniz. Biz, siz, toplum, devlet. Elbirliği ile yaptık. Olanak yaratarak yaptık. Susarak yaptık. Hatta kimi zaman yanlışları alkışlayarak yaptık. Talanın dolanın taşanın teşvijçileri olduk. Suçlu sensin, suçlu benim, suçlu biziz. Sonra da değişsin diyoruz. Kim değiştirecek? Başkaları değiştirsin. Ne me gerek sonu iyi gelmeyebilir. İyisi mi ben susayım, seyredeyim vakalım be oluyor?
Evet, “Bunları” değiştirmek için bir şey yapmıyoruz, tünemiş seyrediyoruz. Bulunduğumuz yerlerde, rahat evlerimizde, rahat mevzilerimize elimize aldığınız küçücük taşlarla şeyttan taşlıyoruz.
Konforumuzu bozmuyoruz. Değişimi istiyoruz ama başkaları değişisin ama ben aynı kalayım istiyoruz.
Düzenin değişmesini istiyoruz ama bana bir şey olmasın diyoruz.
Temiz toplum istiyoruz ama kendi hırsızlarımıza toz kondurmuyoruz.
Hatta devletin malı deniz yemeyen keriz diyoruz. Biz de faydalansak hiç fena olmazdı diyoruz içimizden .
Temiz siyaset temiz toplumdan geçer, ben ve partim hariç herkes temizlensin istiyoruz
Yeşili seviyoruz ama benim arsam yeşil alan olmasın kimin olursa olsun diyoruz.
Hak hukuk adalet diyoruz ama hakkı yenenlerle ilgili elinizi kıpardatmıyoruz.
İnsan dediğin nedir, iyi ile kötünün toplamından başka.
İlginizi Çekebilir