Prof. Dr. Ahmet ÖZER yazdı: BİR DENGE FELSEFESİ OLARAK STOACILIK
Prof. Dr. Ahmet ÖZER yazdı: BİR DENGE FELSEFESİ OLARAK STOACILIK haberine ait detaylar
Stoacılık bir Antik Yunan Felsefesidir. Rasyonal ve dengeci bir özelliğe sahiptir. Peki giderek günümüzde de popülerleşen bu bu felsefe neyin dengesidir? Ve tabi 2500 yol sonra neden ve nasıl popüler olabiliyor?
Antik Yunan’da birbirinin tam zıddı iki felsefe daha var. Biri hazı kutsayan hedonizmdir, diğeri de hazı reddeden Kiynisizmdır. Hedonistler yaşamın temel amacı mutlu olmak, bunun için hazı yaşamak ve hazın peşinde koşmak esastır. Epicurus gibi öncüleri vardır. Diğeri, Kiynikçilere göre ise hazlar ve istekler insanı köleleştirir. Erdemli yaşamak İçin onlarda kurtulmak lazım. En ünlü Kıyikçi Sinoplu Diyojendir.
İşte Stocılık bu iki felsefenin tam ortasında bulunur. Ne sürekli haz peşinde koşmak ne de bir köpek gibi yaşamak akılcı ve Erdemli bir yaşamdır. Erdemli yaşam her şeyi kararında ve akla uygun yaşatmaktır. Kurucusu Kubrıslı Zenon’dur.
Kıbrıslı Zenon, isminden de anlaşıldığı üzere Kobrıslı çok zengin bir tüccardır. Zenon bir gemi kazasında bütün mal varlığını kaybeder. Çok zengin biri ilken bir anda hiç bir şeyi olmayan bir adam haline gelir.
Bilirsiniz yüksekten düşenler çok incinirler fakat zeminde olanlar düşseler de incinmezler. Bu durumda Zenonun durumunu bir düşünün. Büyük döküntü yaşıyor.
Atina’ya kendini zor atan Zenon bir kitapçıda Sokrates hakkında yazışmış bir kitaba rastlar. Bir kitap okudum hayatım değişti sözü tam da Zenon İçin söylenmiş gibi. Kitaptan çöl etkilenen Zenon kitabın yazarını ya da bu dşğmcere sahip birini nasıl bulacağını sorar. Tesadüfen o anda oradan Sokrates’in bir Öğrencisi geçmektedir. Kitapçı Zenona işte aradığın adam, peşini bırakma der. Ve Zenon bir daha bu işin peşini bırakmaz, kusa bir süre sonra başka birine dönüşür adeta. Ve sütunlarla örülü bir salonda felsefe dersleri vermeye başlar. Yunancada sütün stoa demek olduğu İçin okula Stoa Okulu, okulun takipçilerine de Stoacılar denmiştir.
Zenon sonunda ulaştığı sonuca göre yaşamda önemli olan hiç düşmemek değil düştükten sonra kalkabilmek olduğudur. Ona göre dışımızda gelebilecek gelişebilecek olayları biz belirleyelemeyiz, (ki insanın mutlu mutsuz kılan da bu karşılaştığı olaylardrdır) ama onlara karşı mücadele edebiliriz. Böyle bir bakış açısına ulaşıyor.
1-Bizi mutsuz eden şey bizim karşılaştığımız olayları nasıl yorumladığımız ve onlara karşı nasıl tutum aldığımızdır. Bu durumda mutluluk ve huzur dışsal olaylara bağlı değil çünkü onlara hükmümüz geçmez. O halde mutluluk ve huzur içsel olana elbette.
2- Fiziksel rahatsızlıkların kaynağı nasıl ki fiziksel beden ve organlarsa düşünsel rahatsızlıkların kaynağı da ruhsal ve psikolojiktir. Oysa düşüncelerimize yön verebiliriz.
3- Elinde olanı istemek. Elinde olanakların dahilinde olanları istersen kavuşabilir ve mutlu olabilirsin. İsteklerin küçükten büyüğe gitsin. Ulaşmayacağın şeyleri istemek sadece mutsuzluk verir. Burada ruhun doyuma ulaşması ve kendini buna göre terbiye etmen önemli. Çünkü istemenin bir sınırı yok. Sınırı olmayan istekler ruhumuzu daima hasta eder. Örneğin bir telefon çokıyor onu alıyoruz, bir üst modeli çıkıyor hemen ona koşuyoruz, (bunun adı, hedonist adaptasyon). Kıyafet de öyle. Moda insana değil para kazanana, kapitaliste uyarlanmış bir mekanizmadır. Bunu takip eden asla tatmin olmaz, tatmin olmayan da asla mutlu olmaz.
Bu yüzden kapitalizm ruhumuzu yücelten şeylerle uğraşmaz o bedenimizi pazarlamanın peşindedir, onun için doyumsuz hazzı habire harlar durur. Stoacılık bu noktada dengeyi savunur.
4-Hedonik çilgınlık ise ancak negatif canlandırma ile durdurulabilir. Elimizde olanı bir an yitirdiğimizi düşünelim. O zaman ona elimizdeyken gereken değeri veririz. Biz bunu yapmayız gebelikle. Ancak hastalıkta sağlığın, yoksullukta varsıllığın, yaşlılıkta gençliğin kıymetini anlıyoruz, o zaman da iş işten geçmiş oluyor.
5- Aşırılıktan kaçın. İnsan ruhuna ve bedenine aşırı gelecek herşeyden sakın diyor. Aşırı sevinç gibi aşırı mutluluk, aşırı korku gibi aşırı cesaret, aşırı istekler, velhasıl her şeyin aşırısı insan ruhuna zararlıdır. İsteklerin sonunun olmadığı gibi aşırılıkların da sonu yok. Bu yüzden olsa gerek, Aristo erdem dengede olmak, dengeli yaşatmaktır der. O halde bu aşırılıklara ketvurabilir, dengede tutabilirsen mutlu olabilirsin.
6-Bir şey nasıl olmadı gerekiyorsa öyle olur diyor Stoacılar. Doğadan kaynaklı bir kadercilik gibi. İnançtan kaynaklı olanı Said Nursi’de var: Ecel tektir değişmez. O yüzden yaşarken uğradığı zulümlerden kaçmamıştır.
Çiçero’nun peşinden yürüyen imparatör Marks Arelius mutlu yaşam İçin pek az şey gerekli. İhtiyaç duyduğunuz her şey içinizde ve düşüncelerinizde var” diyor
İlginizi Çekebilir