Prof. Dr. Ahmet ÖZER yazdı: Acı(ların) Siyaseti
"Dün yangın yerinden bir dostumun durumunu, hallerini, hatırlarını sordum. Yangın kadar yakıcı bir şey söyledi: “Acılarımızı siyasetlerine meze yapıyorlar.”
Yangın çıkıyor. Her yer yanıyor. Çığlıklar arşa yükseliyor. Sonra birileri son model arabası, lüks giyimi ve besili bakımlı suratıyla gidiyor, eli yüzü yanmış, kavruk yoksul, acılı, yüreği orman gibi yanan insanları etrafına toplayıp fotograf çektiriyor. Ve o fotografı paylaşarak, ne yaman bir yardımsever olduğunu bu şekilde gösteriyor ve anlatıyor.
Fotograf daha servise ulaşmadan, o katına, yatına, villasına ya da makamına çekilip lüks yaşamına geri dönüyor. Ateş ise düştüğü yeri yakmaya devam ediyor.
Bu nasıl bir siyaset, nemenem bir adalet, ne biçim bir hizmet anlayışı, biri söyleyebilir mi?
Son yıllarda bir acıları sömüren, acıları siyasetlerine dekor yapan bir anlayış peyda oldu. Acıları kullanarak bir fotograf çektirme siyaseti. Bu yaşadığımz o acıdan daha acı geliyor bana sanki...
Ve acılarımızla bir birini döven göstermelik bir siyaset var sahnede...
BİLBORD SİYASETİ:
Bir de son yıllarda bir bilbord siyaseti avdet etti..
Dişe dokunur hiç bir hizmet yapmadan halkın parasıyla kendi reklamınınyapan siyasetçiler... ha bire kendi fotograflarını çektip sağa sola asarak propaganda yapıyorlar. Sözüm ona bunu da millete hlzmet dlye yutturuyorlar.
23 nisani, 29 ekimi, analar gününü, babalar gününü, sevgililer gününü, domates toplama gününden salça kututma gününe vaıncaya orda burda fotografları eşliğinde gün kutlaması yapıyorlar... hemen her gün orda burda falanın, filanın gülümseyen bir artisti fotoğrafı karşılıyor bizi. Nedir bu ya?
Analar babalar bacılar adam akıllı hizmet bekliyorlar. Aç bi ilaç sokaklarda dolaşan insanlar için bu neyi ifade eder, hiç düşündünüz mü? Onlar da nasıl bir haleti ruhiyeye yol açar hiç aklınıza getirdiniz mi?
CENAZE SİYASETİ
Bir de insanı en çok üzen şu cenaze siyaseti.
Çoğunlukla bir tabutun başında yoksul giysileri içinde gözlerinin feri kaçmış bir ana baba, ya da elinde öksüz çocuğu ile gidenin ardından baka kalırken bayılan vir genç kadın, ya da gözü yaşlı bir eş bir kardeş. Onların iç dünyasındaki yangın bütün bedenlerini yakarken birileri kürsüden ya da cenazenin başında “ne güzel bir ölüm bü ölüm, kimseye nasip olmaz bu mertebe”
Adeta acılara gark olmuş aile ile dalga geçer gibi. Bir kere de çıkıp demiyor ki ey, mevkisi makamı, işi aşı, mali mülkü ve de kravatı olan beyefendi sen bu dünyadaki bütün mevkileri kapmışsın, bizler için şu övüp durduğunuz öbür dünyanın mertebelerine bu kadar güzelseler sizinkiler neden hiç talip olmuyorlar?
Üstelik de bu vatanın en güzel nimetlerini siz yiyorsunuz....
İlginizi Çekebilir