Mehmet Y. Yılmaz: Saklambaç oynamayı bırakın beyler

T24 yazarı Mehmet Y. Yılmaz, bugün kaleme aldığı ve "Kestane kebap, acele cevap" diyerek bitirdiği yazısının Sedat Peker'in iddialarına ilişkin bölümünde, ortaya atılan ve cevapsız kalan sorulara dikkat çekti. Bir gazeteci olarak görevinin "hatırlatmak" olduğunu belirten Yılmaz, "Onun için gazeteci olarak görevlerimden biri de yöneticilerin unutturmaya çalıştıklarını, unutturmamaya çalışmak diye düşünürüm." ifadelerini kullandı.

Vanmed Haber Merkezi - İşte, Mehmet Y. Yılmaz'ın bugünkü yazısının ilgili bölümü:

"Susup, saklanarak unutturmaya çalışıyorlar: 1) Peker'den maaş alan politikacı kim? 2) Olmayan MASAK raporu, nasıl varmış gibi yapıldı ve SBK'ya 150 milyon dolarlık satış olanağı sağlandı?

Türkiye gibi gündemin son derece hızla değiştiği ülkelerde, kamu yöneticilerinin işleri son derece kolaydır.

Hoşlarına gitmeyen sorulara yanıt vermeyip, bir – iki gün sabrederlerse bilirler ki "daha önemli" bir konu açılacak ve kendileri ile ilgili olanlar unutulacak.

Onun için bizde kamu yöneticilerinin araziye uyma ve tam siper alma yetenekleri fazlasıyla gelişmiştir.

Bu durumu değiştirecek güç basındır ama o da Türkiye'de büyük ölçüde iktidarın kontrolünde.

Onun için gazeteci olarak görevlerimden biri de yöneticilerin unutturmaya çalıştıklarını, unutturmamaya çalışmak diye düşünürüm.

Bizim meslekte buna fikri takip deniliyor.

Son birkaç ay içinde en çok konuşulan konulardan biri Sedat Peker'in, maaşa bağladığı politikacı konusuydu.

Bunu bizzat İçişleri Bakanı açıkladı.

Sedat Peker de el arttırdı: Paraları bavulla otomobillerine koydum!

Kimdi bu adam? Bilmiyoruz.

TBMM Başkanı, Bakan'a sordu, maiyet yazarlarının yazdığına göre ikilinin buluşması "sıcak bir ortamda cereyan etti" ama isim hâlâ ortada yok.

Bakan, savcıya gitti, birlikte oturup çay içtiler, ama ortada hâlâ bir isim yok, soruşturma yok. Ne oldu?

Mafya reisinin maaşa bağladığı, bavulla para verdiği politikacı kimdir?

Yoksa Erdoğan'ın, Soylu'yu silmesinin nedeni, bu politikacıyı öne sürmesine kızmış olması mı?

Politikacıyı koruyan asıl aktör AKP Genel Başkanı mı? Soylu bu nedenle mi konuşamıyor? Savcı bu nedenle mi kulağının üstüne yatıyor?

Öte yandan Sezgin Baran Korkmaz'ın mal varlığına tedbir konması ile bu tedbirin kaldırılması sırasında yaşanan gıllıgışlı işler de açıklığa kavuşmadı. Aktörler hâlâ susuyor.

Sezgin Baran Korkmaz, bu sayede 150 milyon dolara varan bir satış yaptı ve bu parayı ABD yetkililerine ödeyip, paçayı kurtarma planları yapıyor.

Bu soruları daha önce sormuştum, yine soruyorum, yanıt alana kadar da sormaya devam edeceğim.

* İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, kaçmasından bir gün önce Sezgin Baran Korkmaz ile makam odasında neden görüştü?

* Bu görüşmede iki polis şefi neden vardı?

* Adalet Bakanı Yardımcısı yapılarak taltif edilen savcı, neden olmayan bir MASAK raporunu varmış gibi göstererek mal varlıklarının üzerindeki tedbiri kaldırılmasını sağladı?

* Savcı'nın Adalet Bakanı Yardımcısı yapılmasında, bu "operasyonunun" bir rolü oldu mu?

* Olmayan MASAK raporunu varmış gibi kabul ederek, mal varlıkları üzerindeki tedbir kararını kaldıran hakim bunu hangi müşevvikin etkisiyle yaptı?

* Hakim ve savcı üzerinde siyasi nüfuz kullanan birisi mi vardı?

Şu anda bildiğimiz şu: İçişleri Bakanı, iki polis şefi, bir savcı, bir hakimin dahil olduğu bir grup (başkaları da var mıydı acaba?) bir karar verdi ve bu karar, Sezgin Baran Korkmaz'a 150 milyon ABD Doları tutarında satış olanağı yarattı.

Kestane kebap, acele cevap!"

TÜM HABERLER