KESK’in Van raporu: 24 pozitif, 54 şüpheli hasta, 2 can kaybı
KESK’in Van raporu: 24 pozitif, 54 şüpheli hasta, 2 can kaybı haberine ait detaylar
KESK Van Şubeler Platformu tarafından oluşturulan raporda, Van’da, 24 kişinin test sonucunun pozitif sonuçlandığı, bunlardan 4’ünün sağlık emekçisi olduğu, şüpheli statüsünde bulunan kişi sayısının 54 olduğu ve 2 kişinin de COVID-19 şüphesiyle vefat ettiği belirtildi.
KESK Van Şubeler Platformu tarafından, farklı araştırmaların yanı sıra Van İl Sağlık Müdürü Mahmut Sünnetçioğlu ile de görüşülerek hazırlanan raporda, Van’daki koronavirüs vakalarıyla ilgili bilgiler paylaşıldı.
Konu ile ilgili olarak SES Van Şube Başkanı Zeki Seven, platform adına açıklama yaptı.
Sağlık İl Müdürü ile yapılan görüşmeye değinen Seven, şunları söyledi:
“25.03.2020 tarihinde İl Sağlık Müdürü Mahmut Sünnetçioğlu ile yapılan görüşmede, ilimizde COVİD-19 salgınına ilişkin mevcut genel tablo, mücadele stratejileri ve sınırlarda kurulan Sahra Hastaneleri hakkında sorular yöneltilmiştir. Sorulara cevaben İl Sağlık Müdürü Sünnetçioğlu; COVİD-19 salgınına ilişkin ilimizdeki genel tablonun baş edilmeyecek boyutlarda olmadığını, mücadelenin etkin bir şekilde yürütüldüğünü, bakanlığın bu noktada gerekli hassasiyeti gösterdiğini belirtmiştir. Sahra Hastanelerine ilişkin olarak Sünnetçioğlu; sınırda kurulan Sahra Hastanelerinin etkin bir şekilde üzerine düşen görevleri yerine getirdiklerini, ülkemize giriş yapan Mültecilerin 14 gün boyunca karantina kapsamında tutulduklarını ve durumu şüphe arz eden kişileri belirlenen ilgili hastanelere sevk edildiğini aktarmıştır. Sünnetçioğlu; Valilik ile eş güdümlü çalıştıklarını denetimlerin aksatılmadığını belirtmiştir.”
Yaptıkları araştırmalar neticesinde Van’daki vakalarla ilgili elde ettikleri bilgiler hakkında da açıklamada bulunan Seven, şöyle devam etti:
“İlimize COVİD-19 virüsünün teşhisine yönelik kullanılan kitlerden geçen hafta itibarıyla 200 adet bu hafta ise 300 adet geldiği öğrenilmiştir. Bunlar Van için yetersizdir. Van’ın ihtiyaç duyduğu yeteri sayıda kitlerin bir an önce tedarik edilmesi ve kamu sağlığı açısından kullanılması önündeki engellerin kaldırılmasını ve ayrıca büyük risk altında çalışan sağlık emekçilerine testlerin belli aralıklara yapılmasını talep ediyoruz. 30.03.2020 tarihi itibarıyla ilimizde tespit edilen COVİD-19 vaka sayısı şu şekildedir; 24 kişinin test sonucunun pozitif sonuçlandığı, bunlardan 4’ünün sağlık emekçisi olduğu, şüpheli statüsünde bulunan kişi sayısının 54 olduğu ve 2 kişinin de COVID-19 şüphesiyle vefat ettiği bilgilerine ulaşılmıştır.”
KESK raporunun ayrıntısı şöyle:
“Üyelerimizin çalışmakta olduğu sağlık alanlarında Konfederasyonumuz tarafından yapılan genel gözlemleri doğrultusunda; Karantina alanlarına dönüştürülen bölümlerden koruyucu donanım noktasında bir eksikliğin bulunmadığı ancak sağlık hizmetinin sunulduğu diğer alanlarda koruyucu donanım noktasında birtakım eksikliklerin bulunduğu (özellikle önlük, gözlük, maske ve eldiven erişiminde) sorun yaşandığı, Koruyucu donanım kullanımı açısından, COVİD-19 salgını ile mücadelede görev alan tüm emekçilerin genel yaklaşımı göz önünde alınarak salgına ilişkin hizmet içi eğitime ihtiyaç duyulduğu görülmüştür.
Gelen her vakanın şüpheli olarak değerlendirilmesinin idareci ve yöneticiler tarafından koruyucu donanım eksikliği yaratacağı endişesine kapılmalarına neden olduğu yönünde duyumlar alınmıştır. Bu tutum COVİD-19 salgını ile mücadelede en ön saflarda dolayısıyla risk alanlarında çalışan sağlık emekçilerinin can güvenliğini hiçe saymak anlamına gelmektedir ve derhal bu tutumdan vazgeçilmelidir.
Türkiye genelinde Sağlık Bakanlığının ilde ise İl Sağlık Müdürlüklerinin şeffaf bir şekilde bilgilendirme yapmalarını ve gerekli tedbirleri almaları gerekmektedir.
EBA üzerinden yapılan uzaktan eğitim uygulamasının henüz ilk haftada birçok yönüyle ne kadar yetersiz olduğunu gördük. Özellikle Van gibi yoksul nüfusun çok olduğu bir ilde televizyon veya internet üzerinden uzaktan eğitimin ne kadar zor olduğu hatta Van’daki birçok bölge için imkânsız olduğunu gördük. Yapılan saha çalışmalarında özellikle kırsal kesimlerdeki öğrencilerin birçoğunun çeşitli sebeplerden EBA üzerinden uzaktan eğitime ulaşamadıklarını tespit etmiş bulunuyoruz. Özellikle Türkiye geneli yapılan merkezi sınavlara girecek olan 8.sınıflar ve 12.sınıflar açısından “EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ”nin hayati öneme sahip olduğunu biliyoruz. Sahip oldukları koşullar açısından dezavantajlı durumda olan kırsal kesimdeki öğrenciler ile merkezi bölgelerde bulunan okul ve özel okul öğrencileri aynı sınava tabi tutulacaklardır. Bu da söz konusu öğrenciler için büyük bir haksızlık olacaktır.
Mesleki ve teknik liselerde çalışan öğretmenlerin girdikleri mesleki eğitim dersi koordinatörlüğü ek ders ücretlerinin kesilmesi kabul edilemez bir uygulamadır.
Resmî Gazete ’de 1 Eylül 2019’da yayımlanan toplu sözleşme kararları gereği, eğitime verilen zorunlu arada idari izinli sayılan öğretmenlere ilgili ek ders ücretlerinin verilmesi gerekiyordu. Ancak MEB, çalışmaları tamamen kaldırarak sözleşmeyi uygulanamaz hale getirdi. Bakanlığın bu kararı ve Cumhurbaşkanına verilen kararname çıkarma yetkisi ile Toplu İş Sözleşmelerini geçersiz kılmakta ve keyfi uygulamaların yaşanacağının habercisi olmaktadır.
Ücretli öğretmenlik uygulaması eğitim alanında yaşanan büyük bir eksikliktir. Bu süreçte ücretli öğretmen veya usta öğretici olarak çalışan eğitim emekçilerinin ücretleri kesilmiştir. Devletin kendi eliyle mevsimlik işçi gibi çalıştırdığı ve emeğini sömürdüğü ücretli öğretmenler ve usta öğreticileri mağdur etmiş ve kendi kaderlerine terk etmiştir. Söz konusu eğitim emekçisi arkadaşlarımızın görev başındaymış gibi ücretlerinin ödenmesi ve sigorta primlerinin eksiksiz yapılması onların en doğal haklarıdır.
Rehabilitasyon merkezlerinde ve özel eğitim kurumlarında çalışan eğitim emekçilerinin ücretli izinli sayılması ekonomik ve sosyal hakların korunması konusunda derhal gerekli adımlar atılmalı gerekirse söz konusu kurumlara eğitim emekçilerinin mağduriyet yaşaması için gerekli destekler verilmelidir.
VEFA grupları adı altında bazı görev ve sorumlulukların verildiği eğitim emekçilerinin sağlığı ve hayatı tehlikeye atılmaktadır. Eğitim emekçilerinin çalışacağı alanlar kanun ve yönetmeliklerle açıkça belirtilmişken söz konusu uygulama ile eğitim emekçilerini görevleri olmayan bir işte çalıştırılmaları angaryadır. Eğitim emekçileri görevleri dışında bir işte çalışmaya zorlanamaz. Bu onların en temel hakkıdır.
Salgın sebebiyle eğitime verilen aranın uzatılmasında bakanlık tek başına kararlar alarak bu alanda mücadele eden eğitim emekçileri sendikalarının görüşlerinin alınmaması büyük bir eksikliktir. Millî Eğitim Bakanlığı bu konuda sendikaların görüşlerini almalı ve bu dönemde yaşanması muhtemel hak kayıplarının önüne geçmesi için yapılan önerileri dikkate almalıdır.
Ataması yapılan ve göreve henüz başlatılmayan 20 bin öğretmenin derhal göreve başlatılması, ekonomik ve sosyal haklarının kullanılması sağlanmalıdır.
Van’ da tüm PTT şubelerimizin tamamen kapatılması, yalnızca merkezlerden işlem yapılması, ancak merkezlerde yapılacak işlemlerde sosyal mesafenin korunması ve sağlık bakanlığının açıkladığı diğer kuralların uygulanmasında azami özenin gösterilmesi gerekmektedir.
Risk grubunda yer alan PTT emekçileri sağlık taramasından geçirilmeli ve virüs tespit testlerinin yapılması gerekmektedir.
Çocuk, işsizlik ve sosyal yardımların üç aylığının peşin verilmesi PTT merkezlerinde oluşan kalabalığı azaltmada etkili olabileceği gibi virüsün bulaşma ve yayılımını engellemede etkili olacaktır. Bu yoğunluğun azalması bir günde yüzlerce insanla temas halinde olan dağıtıcı ve gişe memurlarını rahatlatacaktır.
Kamuda esnek çalışma uygulamasına geçildiği halde PTT’lerde çalışan dağıtıcı personel bu uygulama dışında tutulmuştur. COVİD-19 salgını dolayısıyla olağanüstü haller yaşadığımız bu günlerde internet üzerinden yapılan alışverişlere kısıtlama getirilmesi, acil ve zaruri olmayan posta, kargo gönderilerinin, virüs salgını kontrol altına alınana kadar kabul edilmemesi gerekmektedir.
Bütün kamu hizmet alanlarında olduğu gibi İŞKUR SGK, Adliye ve Maliye en büyük sıkıntıların yaşandığı kurumların başında gelmektedir.
Her ne kadar esnek ve vardiyalı çalışma sistemine geçilmiş olsa dahi insanların emekçilerle olan temasın önüne geçilmesinde büyük sorunlar yaşanmaktadır.
Bu süreçte İŞKUR üzerinde bilhassa artan kısa çalışma ödeneği ve işsizlik maaşı müracaatları hat safhaya ulaşmıştır. Bu da emekçileri risk altına sokmaktadır.
SGK özelinde hala devam eden ve kuruma ibraz edilme zorunluluğu bulunan bilgi ve evrak akışının ertelenmemiş olması büyük felaketlere yol açabilir.
Maliyeye bağlı işyerlerinde vardiyalı çalışma ile nispeten önlem alınmaya çalışılmış olmasına rağmen insan, belge ve para akışının yani sıcak temasın yaşandığı kurum olarak risk faktörü içermektedir.
Tüm iş yerlerinde zorunlu olmayan hizmetlerin durdurulmasını veya internet erişimi üzerinden işlem yapılmasını talep ediyoruz.
KHK’ler ile ihraç edilen özellikle sağlık emekçileri ve diğer bütün kamu emekçileri derhal görevlerine iade edilmelidir.
İl Pandemi Koordinasyon Kurulunu, ili yöneten vali/kayyum ildeki bürokratlarla kurmuştur. İlimizde bulunan STK ve siyasi parti temsilcilerini kurula dahil etmemiştir. Bu da İl Pandemi Koordinasyon Kurulunun yapacağı çalışmalar ile ilgili endişelenmemize neden oluyor. İl Pandemi Koordinasyon Kurulu Van’da herkesi kucaklayan, hiçbir ayrım yapılmaksızın herkese gerekli yardımı yapmalı ve desteği sağlamalıdır.
Dünyayı sarsan büyük salgına rağmen ülkemizde antidemokratik ve keyfi uygulamalar devam etmektedir.
Elâzığ ve Başkale depremlerinde gönderilen yardımları engelleyen yardım toplamayı yasaklayan tutumları salgın nedeniyle dayanışma içinde olmaya çalışan bazı belediye ve sivil toplum örgütlerinin çalışmalarına da genelgelerle ve verdikleri talimatlarla engel olmaya başladılar. Yayınladıkları genelgelerin yasalara uygun olmadığını kendileri de bildikleri halde verdikleri talimatlarla muhalefet partilerinin yönettiği belediyelere ya kayyum atanmış ya da yardım hesaplarına el konulmuştur. Biz hükümetin bu tavrını şiddetle kınıyoruz.
Devletlerin böylesi zor günlerde kullanmak üzere sakladıkları ihtiyat akçesini bile kendi yandaşlara peşkeş çeken hükümet bugün bütün dünya devletlerinin vatandaşları için seferber olduğu bir dönemde halktan para istemeye başladı. Hatta dünden beri sosyal medya üzerinden ve haber sitelerinde yayılmaya başlayan bazı haberlerde gördük ki kamu çalışanları ve bazı özel sektör çalışanlarından zorunlu kesinti yapılması yönünde talimatlar verilmiştir.
Sosyal devlet olmanın gereğini yerine getirmekle yükümlü hükümet halka ekonomik destek vermek yerine halkın cebindeki üç kuruşa da göz dikmeye başladı. Oysa halka böylesi yeni yükler yüklemek yerine; araç geçiş garantili yollara ve köprülere, yolcu garantili havaalanlarına ve hasta garantili şehir hastanelerine ödedikleri milyarlarca doları bu halkın sağlığı ve refahı için kullanmalıdır.
Meclisten geçen İnfaz Yasası ve belediyelere kayyum atamakla, belediyelerin yardım kampanyalarını engellemekle ülkede asla “BİZ” duygusu yaratılamaz. Salgında bile tutuklu ve mahkumlar arasında ayrım yapmak ne insani ne ahlaki ne de yasaldır.” Vanmed Haber Merkezi
İlginizi Çekebilir