KESK: Van’da 10 kişi koronavirüsten hayatını kaybetti
KESK: Van’da 10 kişi koronavirüsten hayatını kaybetti haberine ait detaylar
KESK Van Şubeler Platformu'nun tespitlerine göre, Van’da koronavirüs testi pozitif çıkan 10 kişi hayatını kaybetti.
KESK Van Şubeler Platformu tarafından koronavirüsün Van sürecine ilişkin yapılan araştırma basın açıklamasıyla kamuoyuna deklere edildi.
Platform adına açıklamayı, Ses Van Şubesi Eş Başkanı Zeki Seven, yaptı.
KESK’in il genelinde yaptığı araştırmada, koronavirüsle ilgili elde ettiği sonuçlar, tespit etiği sorunlar ve çözüm önerileri, şöyle yer aldı:
“Sendikamızın ulaştığı bilgilere göre ilimizde COVİD-19 salgın tablosu şu şekildedir: 15.04.2020 tarihi itibarıyla 52 kişinin Coronavirüs test sonucunun pozitif çıktığı (bunlardan birinin sağlık emekçisi olduğu bilinmektedir.) ve tedavilerine devam edildiği, coronavirüs belirtisi gösteren 100 kişinin henüz test süreçlerinin sonuçlanmadığı, salgının başlamasından bu yana ilimizde toplamda 10 kişinin salgın nedeniyle vefat ettiği tespit edilmiştir. Ayrıca Çaldıran ilçesine bağlı iki mahalle daha karantinaya alındığı yaklaşık 10 pozitif vakanın olduğu ve serbest dolaşım kuralının ihlal edildiği öğrenilmiştir.
Geçen hafta sonu ilan edilen ve devamında Türkiye’nin tüm büyük şehirlerinde halk tabanında infiale neden olan ‘’sokağa çıkma yasağı’’ amacının tersine hizmet etmiş ve salgının bulaş hızını arttırmış olabileceği birçok bilim otoritesi tarafından dile getirilmiştir. Alınan Sokağa çıkma yasağı tedbirinin yerinde olmasına rağmen hayli acemi bir biçimde ele alınıp uygulanması, içinde olduğumuz pandemi sürecinde halk sağlığını tehlikeye sokmuştur. Burada dikkat edilmesi gereken asıl hususlardan biri şudur ki; bu tip toplumsal tabanlı çalışmalar yapılırken/tedbirler alınırken toplum ve kitle psikolojisinin iyi analiz edilememesi bu sonucu doğuran temel etkenlerdendir. Bu doğrultuda Toplum Bilimleri Kurulu’nun derhal işler hale getirilerek tavsiyeleri doğrultusunda toplumsal çalışmaların yapılması veya toplumsal tedbirlerin alınması önem arz etmektedir. Toplumun dezavantajlı kesimleriyle yani dolaysız biçimde içinde olduğumuz salgın sürecinde incinebilirliği en üst düzeyde olan vatandaşlar ile çalışan ve uygulamaya dayalı bir disiplin olan Sosyal Hizmet ‘in de Toplum Bilimleri Kuruluna dahil edilmesi gereklidir. Salgınla mücadelede devlet yetkilileri tarafından alınan bazı kararların alt yapısı oluşturulmaksızın uygulanmaya çalışılması, gerek ilgili hizmetin faydalanıcısı(halk) gerekse ilgili hizmetin sunucusu(kamu personeli) açısından karmaşaya neden olmaktadır. Yaşanılan bu organizasyon eksikliğinin temel nedenlerinden biri yazılı ve görsel medya araçları tarafından sağlıklı bilgilendirmenin yapılmamasıdır bu noktada da gerekli önlemlerin alınması gereklidir.
Her hafta dile getirdiğimiz ücretli öğretmenlerin durumunu bir kez daha gündeme taşıyoruz. Ücretli öğretmenlere ücretlerin ödeneceğini söyledikten sonra geleceklerini ipotek altına alan taahhütname imzalatmaları kabul edilemez. Derhal bu hatadan dönülmeli; ücretli öğretmen olarak çalışan eğitim emekçisi arkadaşlarımıza ücretlerinin şartsız ve tam ödenmesini istiyoruz.
Uzaktan eğitimin öğrenciler arasında yarattığı eğitimde fırsat eşitsizliği devam etmektedir. Mille Eğitim Bakanlığının bu eşitsizliği bir an önce gidermesi ve öğrencilere gereken desteğin verilmesi gerekir.
PTT iş kolunda çalışan emekçilerin taleplerinin yerine getirilmediği açıktır. Özellikle PTT dağıtım birimlerinde oturma alanı sosyal mesafe kuralına uyulmamaktadır.
Bugüne kadar memur ve dağıtıcı emekçi arkadaşlarımız için esnek bir çalışma modeli oluşturulmamıştır.
PTT’de çalışan bazı emekçi arkadaşlarımızın testlerinin pozitif çıktığını biliyoruz. Bu konuda yetkililerin kaç emekçi arkadaşımıza test yapıldığını, kaçının testlerinin pozitif çıktığını ve kaç arkadaşımızın hastanelerde tedavi gördüğü bilgisini kamuoyu ile paylaşmalıdır. Yeni vakaların oluşmaması için gerekli tedbirlerin alınmasını istiyoruz.
İŞKUR’da kısa çalışma ödeneği yoğunluğu hala devam etmektedir. Korkumuz İŞKUR emekçilerinin siyasi rant için evrak ya da işveren görüşmeleri için sokağa çıkarılarak sermayenin ayağına götürülmesidir.
SGK hali hazırda her ne kadar vardiyalı çalışmaya geçmiş olsa da: vatandaşın kuruma gelmesini engelleyememiş ve personeline koruyucu sağlık hizmetleri hakkında eğitim vermemiştir.
Maliye de ki yoğunluk devam etmekte. Vatandaşların ertelenmeyen vergi, harç, ceza gibi ödemeleri için kurumlarda yoğunluk oluşmaktadır.
Nüfus müdürlüklerinde parmak izi işlemleri için gelen vatandaşlar, emekçiler için risk oluşturmaktadır.
Zorunlu olmayan tüm hizmetler durdurulmalıdır.
İnfaz yasası adı altında çıkarılan kısmi af ile toplum vicdanını derinden yaralamıştır. Adalet bakanının açıklamaları bizim daha önce yaptığımız çağrılarımızın haklılığını göstermiştir. Özellikle hasta tutuklu ve hükümlülerin salgında dahi serbest bırakılmaması ısrarı onları ölüme terk etmektir.
Meclisteki görüşmeler sırasında iktidar partisi milletvekillerinin tutuklu kişiler için “ÖLSÜN” ifadesi, çıkarılan yasanın niyetini ve mantığını ortaya koymuştur. Önümüzdeki günlerde cezaevlerinde kalan tutuklu ve hükümlülerin salgın dolayısı ile ölüm haberlerini alma endişemiz büyüktür. Cezaevlerinin salgın dolayısı ile ayrım yapılmaksızın bütün tutuklu ve hükümlülerin derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Aksi durumda yaşanacak can kayıplarından iktidar sorumlu olacaktır.”
İlginizi Çekebilir