Kadri Önal yazdı: Ana dilime sırtımın döndüğü yıl
"(...)Bir gün kaybolduk, meğer evimizin yan sokağındaymışız. Amcam binanın rengini karıştırmış, tesadüf babam işten gelirken hep o sokağı kullanırdı. Akşam ayazında amcamla duvar dibine tünemişiz, babamı görünce aldı bir sevinç bizi. Amcamın babama ilk lafı şu oldu Eliyo (Ali) bizi köyümüze geri götür, dilimizi konuşamıyoruz kimseye derdimizi anlatamıyoruz."
Yıl 1968...
Ana dilime sırtımın döndüğü yıl, asimilasyon dönemi...
Anlam yükleyemediğim yeni bir yurtluğa yol alırdım, yedi yaşını bitirmek üzereydim. Köyde bir okul kurulmuştu, Akçadağ mezunu amcam Ali Rıza Doğan öğretmen olmuştu ve köyümüzde görev yapıyordu. O yıl damdan düşüp kolumu kırmıştım ve okula yazılmamıştım. İki ablam okuyordu ,bende onlarla birlikte ara ara okula gidip bir şeyler öğrenme derdine düştüm.
Ana dilimiz kürtçe dışında yeni bir dil olan Türkçe artık konuşulmaya başlanmıştı. Oysa hep ana dilimizde konuşup, düşünüp zoraki Türkçe yazmaya okumaya, konuşmaya başladığımız zor yıllar yüzümüze tokat gibi çarpmıştı. Dersim coğrayamızda yapılan soy kırım sonrası kalanlara asimilasyon yılları başlamıştı.
Yollar stabilize, toprak henüz ziftle tanışmamıştık, ocaktaki tencerenin dibinin karanlığı dışında. Mavi bir otobüsle göçümüz başlardı.
Babam harput şehrinde devlet memuru olmuştu yıllar önce, iyi bir gelecek ve bizlerin tutuna bilmesi adına. Hasretlik ve yoksulluk boynumuza asılmıştı yol tabelaları gibi.
Geride kerpiç bir ev ve üç beş hayvan, çorak iki üç tarla amcama bırakarak terki diyar ettik ana toprağımıza.
Öğlen oniki harput şehrine vardık.pireketle tanıştık iki odalı tuvaleti dışarda tahtadan bir barakada.
Şehirliler etrafımızı sarardı.
Bozuk şivesiyle ablam kendi akranlarıyla kaynaşmaya çalıştı.
Sorun ben ve büyük ablam, bir de annem ve çelik lakaplı mehmet amcam.
Tek kelime türkçe bilmiyorduk.
Şimdi travma diyorum ( ama o ğün horlandık naçar günlerin hatırına, kıro diye aşağılandık hep. Oysa anadilimde kıro eşeğin yavrusu idi.) Niye bir böyle gömlek giydik diye hayıflanırdım, mahalle çocukları beni oyunlarına almazdı. Hep uzaktan izlerdim, Mehmet amcam elimden tutardı mahalleyi gezerdik, kaybolmıyalım diye büyük binaları iz bellerdi.
Bir gün kaybolduk, meğer evimizin yan sokağındaymışız. Amcam binanın rengini karıştırmış, tesadüf babam işten gelirken hep o sokağı kullanırdı. Akşam ayazında amcamla duvar dibine tünemişiz, babamı görünce aldı bir sevinç bizi. Amcamın babama ilk lafı şu oldu Eliyo (Ali) bizi köyümüze geri götür, dilimizi konuşamıyoruz kimseye derdimizi anlatamıyoruz.
Babam biraz daha sabredin dedi.
Ve 1968 asimile kurbanı ben okula başladım.
Şehire gelinceye kadar adımın HASAN KAYA bilirdim, okula kaydolunca gerçek adımı öğrendim. Artık ben KADRİ ÖNAL' dım.
iki yıl geçmedi ana dilimi unutmaya yüz tuttum.
Çelik Mehmet amcam ve Annem sayesinde evde hep anadilimizi konuştuğumuz için unutmadık,sırlandığı güne kadar hep konuştuk.Minnet eylerim amcama ve Anneme.
Ve annem 1981 cuntasının Ali okulu mezunu, o yılda öğrendi türkçeyi.Çelik Mehmet amcamsa hiç öğrenmedi Türkçeyi, sırlandığı günün gecesinde bizlere son kelimesi Şewbaş oldu.
Hayatımız manidar yıllar üzerinden şekil alırken,
Susarak özlüyorum çocukluğumu Ana dilimi, köyümü...
K.önal
İlginizi Çekebilir