Eğitim-Sen’den sürece ilişkin önemli tespitler
Eğitim-Sen’den sürece ilişkin önemli tespitler haberine ait detaylar
Eğitim-Sen Van Şubesi, koronavirüs önlemleri çerçevesinde eğitim alanında alınan önlemlerden idari personel ile akademik personelin dışta tutulması konusu ile ücretli öğretmenlerin durumuna ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Halk Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezleri gibi kurumlarda çalışanların da durumuna dikkat çekilen Eğitim-Sen Van Şubesi’nin açıklaması şöyle:
"*Eğitim ve bilim iş kolunda öğrencilerin okullarda ve üniversitelerde bulunmamasına rağmen idari personeller ile üniversitelerdeki akademik personeller iş yerlerine gitmeye devam etmektedir. Bu durumda olan çalışanların tamamının yaşanan süreçten olumsuz etkilenmemeleri ve herhangi bir sağlık sorunu yaşamamaları için idari izin kapsamına alınması gerekmektedir.
- Van ilinde MEB bünyesinde çalışmakta olan 4 bin civarında ücretli öğretmen bulunmaktadır. Tüm öğretmenlerin kadrolu atanması ısrarımıza rağmen, MEB kadrosuz ve güvencesiz çalıştırma ısrarından vazgeçmeyerek ücretli öğretmen görevlendirmeyi tercih etmektedir. MEB tarafından alınan kararla tüm öğretmenler idari izinli sayılmış ve bu şekilde ekonomik olarak kayıp yaşanmasının önüne geçilmiş ancak ücretli öğretmenler, mevzuat gerekçe gösterilerek, bu kapsamın dışında tutulmuştur. Zaten çoğunlukla çalışırken de asgari ücretin altında gelirleri olan “ücretli olarak görev yapan eğitim emekçisi” arkadaşlarımızın tüm ekonomik gelirleri ortadan kalkmış durumdadır. Ücretli olarak görev yapan emekçilerin ve ailelerinin, bu süreçte yaşayacağı ekonomik sıkıntılar dikkate alınarak bir an önce mağduriyetlerini giderecek önlemler alınmalıdır.
- Okullar tatil edilmiş, 65 yaş üstü ve kronik hastalığı olanlara sokağa çıkma yasağı getirilmiş, 12 yaşından küçük çocuğu olanlar idari izinli sayılmış, lokantalar, kafeler, pastaneler kapatılmışken; MEB müdürlüklerinde çalışan emekçilere yönelik hiçbir çalışmanın yapılmamış olması da kaygı vericidir. İl ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinde çalışan emekçiler ile ilgili hem sağlık hem de ekonomik anlamda gerekli tedbirler de bir an önce alınmalıdır.
- Rehabilitasyon merkezlerinde çalışan eğitim emekçileri, çalıştıkları iş yerlerinin kapalı olmasından dolayı ücretsiz izne çıkmaya ve yarım ücret almaya zorlanmaktadır. Arkadaşlarımızın yaşadıkları sıkıntılar ve hakları yok sayılmakta, adeta açlığa mahkûm edilmektedirler. MEB ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın sorunun çözümü için adım atarak, sayıları Türkiye genelinde sayıları 60 bine yaklaşan eğitim emekçisinin işverenin insafına bırakıldığı bu durumu değiştirmesi gerekmektedir. Özel okullar başta olmak üzere tüm özel öğretim kurumlarında bu dönemde hak kayıpları yaşandığı veya yaşanacağı açıktır. Özel öğretim kurumlarında çalışan eğitim emekçilerinin hak kaybı yaşamaması esastır. MEB’in bu konuyla ilgili önlemleri, sorunun muhatapları ile birlikte zaman geçirilmeden alması gerekmektedir.
- Yaşanılan sorunun ne kadar devam edeceği bilenemediği için, çalışanların her türden ekonomik kayıplarının karşılanmasına dönük önlemler şimdiden alınmalıdır.
- MEB son bir haftadır, meslek liselerinin maske ve temizlik malzemesi ürettiğini ifade etmekte, üretilen ürünlerin fiyat listesini dahi yayınlamaktadır. MEB’e bağlı tüm okulların kapalı olması, öğretmenlerin sağlık tedbirleri nedeniyle evlerinde olması gereken bir dönemde, meslek liselerinin açık olması, ilgili branş öğretmenlerinin ve usta öğreticilerin ise okulda olması oldukça düşündürücü ve kaygı vericidir. Milli Eğitim Bakanı’nın bu konu ile ilgili katıldığı bir programda yaptığı açıklamaları da kaygı ile izlediğimizi belirtmek isteriz. MEB’in bu uygulaması eğitim emekçilerinin sağlığı açısından tartışmalıdır. Dönem, gelir elde etme, meslek liselerinin reklamını yapma dönemi değil, insan sağlığını koruma dönemidir. Bu nedenle, söz konusu gereksinimin bu işin uzmanı olan emekçiler tarafından gerekli önlemlerin alındığı koşullarda üretilmesi esastır. Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü gecikmeden bu konuyla ilgili gerekli önlemleri almalıdır.
- 23 Mart Pazartesi günü MEB tarafından başlatılan uzaktan eğitim uygulaması, örgün eğitimin yerini alması mümkün olmayan, tamamlayıcı eğitim olarak kabul edilmelidir. Ancak, uzaktan eğitim ve EBA kullanımının bizleri kaygılandıran ve MEB tarafından dikkate alınması gerektiğini düşündüğümüz yanları bulunmaktadır. Bunlardan ilki, özellikle EBA uygulamasının öğrenciler arasında eşitsizlik yaratma olasılığıdır. EBA’nın tamamen teknoloji temelli, çevrimiçi bir sosyal eğitim paylaşım platformu olması ve pek çok ailenin ekonomik sorunlar yaşıyor olması, kaygılarımızın haklılığını ortaya koymaktadır. Kamusal eğitim tüm öğrencilerin bu hizmetten eşit, ücretsiz yararlanması ve yine bu hizmetin tüm öğrenciler için ulaşılabilir olması önkoşulları üzerine inşa edilmiştir. Bu haliyle kimi öğrenciler için bu dönemde olumlu bir olanak olacak olan uzaktan eğitim uygulamalarının, pek çok öğrenci açısından da eşitsizlik yarattığı ilk gün itibariyle anlaşılmıştır. Bu nedenle MEB, olanağı olmayan öğrencilerin EBA’yı kullanacak donanıma sahip olmaları için adım atmalıdır. MEB hem kendi olanakları ile hem de depolarında, stoklarında öğrencilerin kullanabileceği donanımı olan firmalara çağrı yaparak, bu donanımın öğrencilere ücretsiz ulaştırılmasını sağlamalıdır.
- Bilindiği üzere Dünya Sağlık Örgütü, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu, sağlık örgütleri ve konunun uzmanları korona virüse karşı alınacak temel önlemlerin, kişisel temizlik, hijyen, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için düzenli ve dengeli beslenme olduğu konusunda ortaklaşmaktadır. Bu noktada düzenli ve dengeli beslenmenin yani bağışıklık dostu besinler tüketmenin temizlik ve hijyen kadar anahtar rol oynadığı görülmektedir. Ancak ne yazık ki açlık sınırının iki bin beş yüz TL’ye dayandığı günümüz koşullarında başta dar gelirliler, asgari ücretliler, emekliler, işçilerin ve kamu emekçilerinin önemli bir bölümünü de içeren milyonlarca insanımız sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmek için gerekli gelirden mahrumdur. Bu nedenle korona virüsün tehdit ettiği en önemli risk grupları sadece kronik hastalıkları-rahatsızlıkları olanlardan, belirli yaşın üzerinde olanlardan ibaret değildir. En dezavantajlı gruplara sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenmekten uzak açlık sınırı altında bir yaşama itilen milyonlarca dar gelirli, asgari ücretli, emekli, işçi ve kamu emekçisi de girmektedir. Hükümet bu süreçte sokağa çıkma yasağı ilan etmeyerek ve bunu birçok işletmeyi kapatıp fiili olarak uygulayarak sorumluluktan kaçmaktadır. Şu an işsiz kalan, çalıştığı iş yeri kapatılan, insanlar dışarı çıkmadığı için iş yerini kapatmak zorunda kalan ve hiçbir geliri olmayan yüz binlerce vatandaşımız ve aileleri için hiçbir adım atılmamıştır. Açıklanan ekonomik destek paketinin emekçilere, işsizlere, işsiz kalanlara dönük değil de, daha çok holdingler için hazırlanmış olması da sorunun gündemde olmadığı düşüncesinin oluşmasına neden olmaktadır. Unutulmamalıdır ki şu an hiçbir geliri olmayan ve çalışmazsa aç kalacak olan milyonlarca vatandaşımıza evde kalın demek bir çözüm değildir. Evde kalırken yaşamlarını sürdürebilecekleri bir çözümü üretmek de sosyal devletin en önemli sorumluluğudur.
Eğitim-Sen olarak bundan sonraki süreçte de sadece kamu emekçilerinin değil tüm halkımızın sağlığını koruyacak, açlığa mahkûm etmeyecek ve insanlık onuruna yakışır bir yaşam sürmelerini sağlayacak ortamın oluşturulması için mücadelemize devam edeceğiz. Bu anlamda bu insanlık mücadelesinde tüm emekçilerin birliği ve dayanışmasının önemini bir kez daha vurgulayarak tüm emekçileri dayanışmaya davet ediyoruz.
Ayrıca tüm dünya salgın ile uğraşırken bu sabah Batman, Lice, Silvan, Eğil, ve Ergani Belediyelerine kayyum atanması demokrasiye bulaşan virüslerin hızla yayılmaya devam ettiği anlamına gelmektedir. Halk iradesine darbe anlamına gelen bu atamalar hukuka ve demokratik toplum düzenine aykırıdır. Bu anti-demokratik uygulamayı en sert biçimde kınıyoruz.”
Vanmed Haber Merkezi
İlginizi Çekebilir