Av. Abdulmenaf KIRAN yazdı: Önce İnfaz, Sonra Savunma !

Av. Abdulmenaf KIRAN yazdı: Önce İnfaz, Sonra Savunma ! haberine ait detaylar

1997 yılında Van'da Devlet Güvenlik Mahkemesi açıldı. Ben de aynı yılın Kasım ayının başında Mersin Barosundan naklimi Van Barosuna yaptım.

Faili meçhul siyasi cinayetler henüz yeni yeni durmaya başlamıştı. Fakat Olağanüstü Hal Bölgesinin ağır, anti demokratik uygulamaları son hızla devam ediyordu.

Bir yıl önce Susurluk olayı patlak vermiş, Mafya, Devlet ve Siyaset ilişkisi artık saklanamayacak şekilde ortaya çıkmıştı. Kamuoyu uzun süre bu olay üzerinde durdu. Göstermelik bir yargılama da yapıldı. Ama faili belli cinayetler! aydınlatılmadı.

Avukat Şevket EPÖZDEMİR ve Av. Metin CAN da faili meçhul bir şekilde katledilmişlerdi. Kürt sorununa duyarlı ve demokratik düşüncelere sahip her kes muhtemel hedefti. Siyasi davaları takip eden Avukatlar da çeşitli hukuksuzluklara maruz kalıyorlardı.

Durum bu olunca, meslektaşlarımızın büyük bir kısmı, DGM kapsamındaki siyasi suçlara girmekten çekiniyordu. Ben, Van'da Ofis açar açmaz her türlü davaya gireceğimi soranlara ve STK temsilcilerine söyledim. Haliyle hemen hemen bana sadece siyasi davalar gelmeye başladı.

O zamanlar 'terör' isnadıyla takibe uğrayan çok olunca, bir de baktım ki, neredeyse duruşma günlerimin tamamı DGM barosunda ve duruşma salonunda geçiyor.

Çevre illerden gelen meslektaşlarımız da çoktu. Muş, Bitlis, Hakkari ve Van'da Devletin Güvenliğine karşı işlenen tüm suç failleri Van DGM'de yargılanıyordu. Anımsadığım kadarıyla duruşmalar salı ve Perşembe günleri yapılıyordu.

Duruşmalar kimi zaman gece yarılarına kadar devam ederdi. O zamanlar aynı güne duruşmaları bırakılan tüm davalara duruşma saati 09.00 olarak yazılıyordu. Dolayısıyla genelde o gün duruşması olan tüm Avukatlar sabah saat 09.00'dan itibaren DGM barosunda hazır olurdu. Bol bol çay ve sigara eşliğinde duruşmaya çağrılmayı beklerken, sohbet de ederdik. Rahmetli Cumhur Keskin'in hem sesi Türk Sanat Müziğine iyi gidiyordu, hem de repretuarı çok genişti. Zaman zaman Baro odasının kapsını kapatırdık. Cumhur Bey söyler, Tahsin abi ( Saydan ) da eşlik ederdi. Bir de bakmışsınız ki solomuz koroya dönüşmüş. Av. Okyar Soydan'da çok iyi nüktedandı. Bir fıkra anlatır, ortalık kahkahadan yıkılırdı. Hakkını yememek lazım Tahsin abi de çok güzel espriler patlatırdı.

Mahkeme öğlen arası ara verene kadar, hasbıhal ederek beklerdik. Bazen hukuk sohbetlerimiz, bir dosya üzerinde hukuki görüş alış verişi de olurdu. Kimi zaman bu hal bir Hukuk Münazarasına dönüşürdü.

Öğlen arası verildiğinde , biz Baroda hazır olanlar genelde birlikte yemeğe giderdik. Saat 11 civarları da ,o gün kimin yemek ısmarlayacağı belli oluyordu.i Bir bakmışsınız ki Tahsin Abi birine hitaben "Bu gün yemekler sendendir. Önce yemek cezanı infaz edelim, sonra savunmanı yaparsın." diye espri yapardı. Başka bir gün, Tahsin Abi "Bu gün ben cezalıyım, öğlen kimse kaybolmasın , hepinizi infaza bekliyorum" derdi. Ama Tahsin Abi'nin müthiş bir adaleti vardı. Genelde yemek cezalarını meslekte yıllanmış, ekonomik durumu görece iyi olan meslektaşlara verirdi. Kendisi o kadar samimi ve cömert bir insandı ki, ona itiraz edecek meslektaş çıkamazdı.

Ben de hem meslekte yeniydim, hem de müvekkillerim genelde yoksuldu. Haliyle kazancım da diğer meslektaşlarla kıyaslanmayacak kadar azdı. Tahsin Abi de farkında olacak ki hiç bir zaman bana ceza vermezdi. Deyim yerindeyse tam bir beleşçi olmuştum. Zaman zaman cebime davransam da Tahsin Abi asla müsaade etmiyor. Tabi ki diğer arkadaşlar da bu durumu çok hoş karşılıyordular. Fakat ben rahat etmiyordum. Ben de ceza almak istiyordum.

Ben bu cezayı nasıl hak edebilirim diye pek çok kez düşündüm. Saat 11 civarları olduğunda, orda olduğumu hissettiriyorum. Belki bu gün Tahsin Abi bana da ceza verir diye umut ediyorum, hatta " bu gün de bana ceza ver " dediğim oluyor. Tahsin Abi " Menaf oğlum, senin etin ne budun ne ki sana ceza vereyim, katiyen olmaz " diyor.

Bir gün, bir müvekkilim şöyle cebimi kabartacak kadar para getirdi bana. Sanırım bir kısmı ücretimdi, bir kısmı da müvekkil adına bir yere yatırmam gerekiyordu. Parayı cebime koydum, DGM barosuna gittim. Cebim kabarık, Tahsin Abiye çaktırmaya çalışıyorum, hiç oralı olmadı. Tahsin abinin tam karşısına gittim, o da Cumhur Abi ile bir şey konuşuyordu. Sohbetleri biter bitmez, parayı sağ cebimden aldım, göstere göster sol cebime koydum. Tahsin abi bunu görünce " Menaf sen bu kez gerçekten cezayı hak ettin, sonra savunmanı verirsin " dedi.

Tahsin Abi " önce infaz, sonra savunma esprisini de "Kararını tefhime hazır Mahkemelerin, usulen savunmaya söz vermesi " üzerine geliştirmişti. Genelde Mahkemeler duruşmadan önce kararlarını hazırlarlar. Hatta flaşdiske yükleyerek duruşmaya çıkarlar. Ceza muhakemesi kanunu gereğince son söz hakkı, sanığa ait olduğu için kararı tefhim etmeden önce savunmaya söz hakkı verilir. Savunma avukatları da hararetli savunmalar yapar ama aslında bu savunmalar çok nadir hazır kararı değiştirir. Tahsin Abi de "Nasılsa savunma etkili olmuyor, o zaman önce infaz sonra savunma " derdi. Böylece yargılamaya ince bir eleştiri getirmiş oluyordu.

Aslında derse çalışmam gerekiyordu, ama işte dersi kaynattım! 04.06.2021

Av.Abdulmenaf KIRAN

TÜM HABERLER