Ali BİÇER yazdı: SOULİN VE KİM KARDASHİAN, MERYEM XAN VE AYŞE ŞAN

Ali BİÇER yazdı: SOULİN VE KİM KARDASHİAN, MERYEM XAN VE AYŞE ŞAN haberine ait detaylar

Yazılarıyla beni düşündüren ve bana ilham kaynağı olan arkadaşlarımdan biri Nurcan abla (Nurcan Kurun). O sadece Çiçeği değil, çiçeğin yaprağını da koklar, çimeni değil, çimenin üzerindeki yağmur damlasını da görür. Yalnız insanın değil, insanla aynı kaderi paylaşan gölgenin acısını da hisseder.

Belli ki Alman kültürünü biliyor. “Şeytan ayrıntıda gizli.” Geçende Kim Kardashian ile ilgili bir yazı paylaştı, o yazının beni düşündürttüklerini kısaca burada yazmak istiyorum.

Bizim Adile Naşit’imiz oldu mu ki, Kim Kardashian’ımız olsun? Neyse bu ayrı bir konu. Hem Kim Kardashian’ımız olsa onu dinlemeyenimiz olur mu? O kadar güzel bir kadını kim dinlemez. 60’nı 70’ni geçmiş asık suratlı adamları dinlemektense... Bilimsel olarak bile ispatlanmış güzel ve yakışıklı olan insanlar hem çevresi tarafından çabuk seviliyor hem de iş başvurularında şansları fazla oluyor.

Kim Kardashian

“Vücudunun her bölgesini pazarlayan bir kadın” demek yerine şöyle desek daha iyi olmaz mı; vücudunun her bölgesini sanat ve estetik kültü haline getirmiş bir kadın. Ve sahip olduğu bu doğa vergisi güzelliğini aynı zamanda kendi halkı için kullanan bir kadın diye de eklemek gerek . Ve Ermeniler de onun vücudunu estetiksel bir norm haline dönüşmesinden utanmıyorlar, tam tersine onun güzelliği ile övünüyorlar, göğüslerini gere gere bu güzel kadın bizim halkımıza ait diyorlar. Onun çıplak halini de sahipleniyorlar varsa kapalı halini de. Aslında doğa ya da Allah vergisi olan bir şeyle övünmek çok da doğru bir şey değil ama olsun övünüyorlar. Ne mutlu onlara ki bir doğa vergisi de olsa kendi değerlerine sahip çıkıyorlar ve değerleri de onlara sahip çıkıyor.

Bir Meryem Xan’ımız vardı. Hani şu Bağdat ve Erivan radyolarında çıktığında köylülerin hemen radyolarını pencereye koyduğu, bütün köyün işi gücü bırakıp, olduğu yere çöküp onu dinlediği. O zamanlar radyolardaki ses şimdiki şarkıcı evin içinde söylüyormuş gibi gelmezdi. Ses gerçekten çok uzaktan gelirdi. Öyle ki, bazen iyice duyulmaz olurdu. O zaman köylüler “ hah dereye girdi! “ derlerdi. Sanırlardı ki Meryem Xan yolda hem yürüyor hem de elini kulağına atıp türkü söylüyor. Ee yol bu bazen de dereden geçiyor. Meryem Xan aslen Şırnak ‘ın Dergol köyünden ama birinci dünya savaşı ortamında Suriye‘ye geçiyor, orada yaşıyor. Burada hani şu demokrat, yurtsever, vatanperver ilk alfabemizi yazan , ilk gazetemizi çıkaranlardan Celadet ve Kamuran Bedirxan ile yani ailesi ile tanışır. Bu aileden biri ile evlenir. Ama evlendiği gencin bir şartı vardır “ya ev ya şarkı!“ Kocanın gerekçesinin de şu olduğu söylenilir; “biz büyük ve köklü bir aileyiz.” Yani şarkı söyleyen bir kadın bize yakışmaz. Meryem Xan “Şarkı” der ve ayrılırlar. Meryem Xan kurmanci lehçesiyle radyoda ilk şarkı söyleyen sanatçı olur.

 Meryem Xan

Mihemed Arif Cizrawî, Bağdat radyosuna verdiği bir demecinde: Meryem Xan’ı “elbiseleri moderndi. Ama ruhu, yaşamı, sanatı Kürtçeydi. Kürt adetlerine bağlıydı. Şarkı söylerken içten ve gönülden söylerdi. O an tüm bedeni şarkıyla dolardı” sözleriyle tanımlar. Meryem Xan, usta bir sestir. Onun şarkılarında otantizm, asalet, orijinal Kürt gırtlağı ve ezilen Kürt kadınının sesi vardır. Sesi alto tabakasındadır. Gırtlağı temizdir. Heceleme ve cümlede dili berrak ve güzeldir. Her şeyden önemlisi sesinde hüzün ve hasret duyulur. Ritmik bir şarkıda bile bu hissedilir. Bu kadar hünerli, modern, başarılı ve güzel bir kadın bir daha evlenemez. Erkekler saygıdan önünde eğiliyorlardı ama evlenecek kadar namuslu görmüyorlardı. Çünkü o şarkı söylüyordu, şarkı söyleyen bir kadınla evlenilemez. Ve Meryem Xan’ın ne bir ailesi oldu ne de bir çocuğu. Ama 200’ün üzerinde derlediği ve söylediği şarkıları kaldı bize.

Ben Diyarbakır lisesinde okurken ne zaman ağzımda “Ayşe Şan” adı çıksa etrafımdaki muhafazakâr değil solcu gençler “Milli Orıspi“ diyorlardı. Ayşe Şan ne yapmıştı da “Milli Orıspi “ olmuştu? Kürtçe şarkı söylemişti. O zor koşullarda plak çıkarmış, “ölsem de Kürtçe klam söyleceğım” demişti. Ayşe Şan’a Diyarbakır’ı dar ederler. Antep’e gider, akrabaları tarafında sürekli ölüm tehditleri alır . İstanbul’a gider Kürtçe şarkılar söyler. Bu kez devlet İstanbul’u ona dar eder. Almanya’ya gider. Annesi ölür ona haber vermezler, haberi olduğunda ise, gelmesin Diyarbakır’a koymayız diye haber gönderirler. O da “Dayike” şarkısını söyler. Acılar öyle birikir ki artık klamlar bile derdine çare olmaz. Bu Xezal bakışlı Mağrur ve mağdur kadın kansere yaklanır. Öleceğini hisseder. Tek bir isteği vardır beni Diyarbakır’a götürün orada gömün der. Bu son isteği de yerine getiril(e)mez . İşte ben ne zaman Ayşe Şan dinlesem, o sesin gerisindeki hüzün bir çivi gibi yüreğime saplanır. Kara çalılarla göz bebeklerimi çırparlar. Ben Ayşe Şan’ı dinlerken hep ağlarım. Bir tek Ayşe Şan’ı dinlerken ağladığım için utanmam.

Ayşe Şan

Çetin Altan ‘ın dediği gibi “enseyi fazla karartmayalım” Heidi Klum tarafından sunulan Germany’s Next Topmodel 2021 programında Soulin adında bir Kürt kızı yarışıyor. Mülteci bir ailenin kızı. Rojava kökenli. Çok değil 6-7 senedir Almanya’da. Son derece zeki, yetenekli ve mücadeleci bir kız. Adım adım doruğa doğru yaklaşıyor. Bence amacı salt kendini ispat etmekle sınırlı değil, dünyaya şunu göstermeye çalışıyor: “fırsat verilirse hiçbir alanda kimseden geri değiliz. Biz sadece silah tutmasını değil gerekirse podyumlarda da yürümeyi de çok iyi biliriz.”

Soulin

Ben Soulin ile gurur duyuyorum! Ali Biçer

TÜM HABERLER