Ali Biçer yazdı: ŞİMDİ BU KİTABI KİM ALIR?

"Beş şiir kitabımdan bir seçki yapıp çevirtmeye karar verdim. Sevgili dostum ve Kürt Edebiyatin en büyük romancılarından biri ve belki de halen birincisi olan Mehmed Uzun bazı şiirleri mi Nüdem dergisinde kürtçeye çevirmişti. Meme Malê Hinê’yi tanıyordum, Kürtçe bilgi ve birikimine güveniyordum. Seçtiğimiz şiirleri çevirdi ve yayınevi bulup yayınladık. Sorun kitabın dağıtımına ve marketing kısmına gelince; “bunun çok önemli olduğunu” yayıncıya söyledim. Yayıncı dönüp bana “BU KİTABI KİM ALIR Kİ” dedi. Bunu derken kitabın içeriği ya da şiiri kim okur anlamında demiyordu, Kürtçe bir kitabı kim okur demek istiyordu. Yayıncı arkadaşın Kürtçe’ye karşı olduğu anlaşılmasın, aslında bir gerçekliğe parmak basıyordu."

ŞİMDİ BU KİTABI KİM ALIR?

“ki eller demesin

Kürtler bilgisiz, asılsız ve temelsizdirler

çeşitli milletler kitap sahibidirler

yalnız Kürtler nasipsizdirler

hem düşünce adamları demesin

Kütler aşkı kendilerine amaç edinmediler.”

E. XANÎ

Bugüne kadar yayınlanmış olan beş tane şiir kitabım var. Bu beş kitabı da anadilim olan Kürtçe ile değil, eğitim dilim olan Türkçe yazdım ve yayınladım. Türkçe şiir yazmak beni hiç rahatsız etmedi. Ben hep söyledim ve yine söylüyorum; yazarın kullandığı dil eserinin kalitesini artırmaz, ha olur satışını artırabilir.

Bugün İngilizce yazılan bir kitabın satış oranı, diğer herhangi bir dilde yazılandan daha fazla olması olasıdır. Kullanılan dil estetiğin normlarından biri değildir. Ama yazarın dili nasıl kullandığı estetik bir normdur!

Ben iç Anadolu Kürtlerindenim. Köyümüz Kürt olsa da çevre köyleri Türk’tü, onlar bizim dilimizi öğrenmese de biz onların dilini öğreniyorduk, öğrenmek zorunda kalıyorduk. İstesek de istemesek de bir nevi çift dilli büyüyorduk. Neden ne olursa olsun, çift dilli büyümeyi, bir ayrıcalık olarak düşünüyorum. Ama Kürtçe ile yazmamış olmak içimde bir eksiklik, bir gönül borcu olarak kaldı. Birkaç kez yeltendiysem de çıkan sonuçlardan yeterince memnun kalmadım.

Beş şiir kitabımdan bir seçki yapıp çevirtmeye karar verdim. Sevgili dostum ve Kürt Edebiyatin en büyük romancılarından biri ve belki de halen birincisi olan Mehmed Uzun bazı şiirleri mi Nüdem dergisinde kürtçeye çevirmişti. Meme Malê Hinê’yi tanıyordum, Kürtçe bilgi ve birikimine güveniyordum. Seçtiğimiz şiirleri çevirdi ve yayınevi bulup yayınladık. Sorun kitabın dağıtımına ve marketing kısmına gelince; “bunun çok önemli olduğunu” yayıncıya söyledim. Yayıncı dönüp bana “BU KİTABI KİM ALIR Kİ” dedi. Bunu derken kitabın içeriği ya da şiiri kim okur anlamında demiyordu, Kürtçe bir kitabı kim okur demek istiyordu. Yayıncı arkadaşın Kürtçe’ye karşı olduğu anlaşılmasın, aslında bir gerçekliğe parmak basıyordu.

Çok kişi okur ya da alır diye şiirlerimi Kürtçe’ye çevirmemiştim. Kitap için; çeviridir, yayındır derken toplam on beş bin TL harcamıştım. Bunun tek lirasının gelmeyeceğini de biliyorum. Ben bu kitabı yayına Ehmedê Xanî’nin yukarıdaki dizelerinden dolayı yayına hazırladım.

Çetin Altan’ın deyimiyle “enseyi karartmayalım”. Bugüne kadar, Almanca yayınlanan kitaplarım da dahil, insanlar alsın diye hiç çaba harcamadım desem yeridir. 12 kitap yazmış biri olarak bugüne kadar hiçbir yarışmaya ve ödüle de katılmadım, başvurmadım. İsteyen, ilgilenen alır, istemeyen almaz diye düşündüm. Yazar pehlivan olmadığı gibi tüccar da değildir.

Ama şimdi diyorum ki, E. Xanî’nin dediklerini düşünün, bu kitabı ve Kürtçe yayınlanan kitapları alın, okumasanız bile evinizde dursun. Bu bir destektir, bu bir katkıdır, kan kaybeden bir dilin yarasına merhemdir. Bir dilin gelişmesine, kaybolmamasına küçük de olsa katkıda bulunmak, biraz da insanlık sorunudur.

Ali Biçer

Dara Xenvık A Gılyase

werger: Memme Mala Hine / Mehmed Uzun

Nas Yayınları

TÜM HABERLER