Ali Biçer yazdı: Bir kuşağın hızla tükenişi

"Her geçen gün, bir kuşağın gökyüzündeki yıldızları hızla azalıyordu."

"Dün bir devrimciyi daha bilinmezliğe, sonsuzluğa yolcu etmeye giderken, yolda karşılaştığımız dostlarla sohbet ettik. Sığınmacı, göçmen olarak ilk Avrupa’ya geldiğimiz yıllarda, "Ne yapacağız şimdi? Nasıl bir iş kuracağız? Ekmeğimizi nasıl kazanacağız? Hangi okullarda, hangi kurslarda kendimizi geliştirebiliriz? Her şeyden önce, geldiğimiz ülkenin dilini nasıl öğreneceğiz? Bunların yanı sıra, ideallerimiz için nasıl mücadeleye devam edebiliriz, ülkemize, halkımıza nasıl faydalı olabiliriz?" sorularını konuşurduk. Ne zaman dostlarla bir araya gelsek, bu konuları konuşup sohbet ederdik.

Sonsuzluğa yolcu etmeye gittiğimiz kişi Nuri Akyol’du. Dersimliydi. Devrimciydi. Uzun yıllar cezaevinde yatmıştı. İşkence görmüş, açlık grevlerine katılmış, yani her devrimci gibi çok acı çekmişti. Her şeye rağmen, geçmişi coşkuyla gülümseyerek anlatan biriydi.

Türkiye’de ve Avrupa’nın dört bir yanında yakınları ve dostları gelmişti. Belli ki yaşarken çok dost biriktirmişti. Son yolculuğunda ona el sallayan ne çok insan vardı. Ve herkes ardında güzel şeyler söyledi.

Kalbim bir dağın ağırlığı altında kalmış gibiydi. Bizim kuşak yavaş yavaş azalıyordu. Oysa biz hep çoğalacağımızı düşünmüştük. Halkımız bize inanacak, peşimizden gelecek; yüzken bin, binken milyonlar olacaktık.

Biz gökyüzündeki yıldızlar gibiydik. Tek isteğimiz vardı, o da yeryüzünü aydınlatmaktı. Ama şimdi tek tek kayıyoruz. Sonsuzluğun karanlığında acılarımızı sırtlayıp kaybolup gidiyoruz. Her geçen gün, bir kuşağın gökyüzündeki yıldızları hızla azalıyordu.

Nuri Akyol’u İsviçre’nin Bern kentinde toprağa vermeye giderken, baktım ki dostlarla sohbetlerimizin içeriği değişmiş.

Öldüğümüzde nereye gömülecektik? Avrupa’da ömrümüzün önemli bir kısmını geçirdiğimiz şehirde, yani çocuklarımızın olduğu yere mi, yoksa doğduğumuz yere, çocukluğumuzun geçtiği yere mi gömülecektik? "Çocuklarımın olduğu yere," diyen de vardı, "Çocukluğumun geçtiği yere gömülmek isterim," diyen de.

İkincisi ise Avrupa’da gömüleceksek, yakılmaya mı izin verecektik yoksa toprağa gömülmeyi mi vasiyet edecektik?

Dil öğrenme, yeni bir hayat kurma ve dünyayı daha güzelleştirme mücadelesinde, ne zaman nerede gömülme ve yakılıp yakılmama derdine düştük, hiç anlamadım. Biz ne zaman yaşadık ki şimdi ölüyoruz."

Ali Biçer

TÜM HABERLER