"Ajanlık baskısı" iddiasıyla 9 kişi İHD'ye başvurdu
İnsan Hakları Derneği (İHD) Van Şubesi, bu yıl 9 kişinin ajanlık dayatması şikayeti ile derneğe başvuru yaptığını açıkladı.
VANMED (VAN) - İHD Van Şubesi, 2025 yılının ilk 10 ayına ilişkin hak ihlali raporu yayınladı.
Şuneye 2025 yılının ilk 10 ayında 9 kişinin “ajanlaştırma, baskı ve tehdit” gerekçesiyle başvuru yaptığı belirtilen raporda, "Ajanlaştırma faaliyetlerine ilişkin hem şubemiz tarafından hem de genel merkezimiz tarafından defalarca veriler derlenip kamuoyu ile paylaşılmış gerekli başvurular yapılmıştır. Bu tür uygulamalar, önceki raporlarda da ifade edildiği üzere, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrası ilan edilen Olağanüstü Hal uygulaması ile devletin baskı politikası haline gelmiş ve Türk Ceza Kanunu’nda tanımlı tehdit, hakaret, işkence, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, görevi kötüye kullanma gibi birden fazla suçu da teşkil etmektedir." denildi.
Hak ihlali ile ilgili AYM ve AİHM kararlarının hatırlatıldığı raporda, kendisini polis olarak tanıtan kişilerin 'sohbet etmek, çay içmek, arkadaş olmak' gibi tekliflerle başvurucularla bir araya gelmeye çalıştığı, bu sohbete katılan fakat isteklerini kabul etmeyen başvurucuların ailesiyle, işiyle, sağlık durumuyla, özel hayatıyla tehdit edildiği, gözaltı ve tutuklamayla korkutulduğu belirtildi.
Raporda, şöyle denildi:
"Gözaltı merkezlerinde ise gözaltındaki başvurucu, yasal ifade alma işleminden önce ve avukatı olmaksızın belirli aralıklarla mülakat odasına götürülüp kayıt dışı ifade vermeye zorlanıyor. Gözaltındaki kişiler, tutuklanmakla veya dışarı çıksa bile her an peşinde olacakları ve kendisini rahat bırakmayacakları tehdidi ile korkutuluyor. Bazen de bu keyfi uygulamalar, kişinin kaçırılması, işkence ve kötü muameleye maruz kalmasıyla sonuçlanıyor, kişi tanımadığı insanlarca bir otomobile bindirilerek, gözleri kapalı bir şekilde kaçırılıyor, günlerce darp ediliyor ve tenha bir yerde salıveriliyor."
Öneriler
Raporda, şu öneriler yer aldı:
"Raporumuz içeriğinde verilen bilgiler, başvuru özetleri ve resmi mercilerin mevcut tutumu bir arada değerlendirildiğinde bu tür vakaların münferit olaylar değil sistematik bir yöntem olarak kullanıldığı açıkça görülmektedir. İnsan haklarının temel değerleriyle çelişen, kanunların ve uluslararası sözleşmelerin yasakladığı bu tür uygulamalara derhal son verilmesi gerektiğini bir daha vurguluyor ve bu yöndeki hak ihlallerinin son bulması yönündeki ısrarlı takibimizin devam edeceğini ifade ediyoruz. Sonuç ve Önerilerimiz Daha önceki raporlarımızda ifade ettiğimiz önerilerimiz halen geçerliliğini korumaktadır. Cumhuriyet Başsavcılıkları başta olmak üzere İçişleri Bakanlığı, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Kamu Denetçiliği Kurumu, TİHEK, Valiliklerin İnsan Hakları Kurulları insan hakları ihlalleriyle ilgili kuruluş amaçlarını yerine getirmeli, resen raporda bahsedilen ihlallerin takibini yaparak etkin bir adli ve idari soruşturma yürütülmesine katkı sunmalıdır. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu kolluğun denetlenmesine yönelik olarak bir alt komisyon kurmalı ve başvuruları değerlendirmelidir. Güvenlik ve istihbarat birimleri faaliyetlerini hukuka uygun bir biçimde sürdürmeli, kişilerden baskı ve tehdit yöntemleriyle delil elde etme yönteminden vazgeçmeli, TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu alt komisyon kurarak istihbarat örgütlerinin yasa dışı faaliyetleri konusunda araştırma yapmalıdır. İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan Kolluk Gözetim Komisyonu, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi kriterlerine uygun biçimde faaliyet göstermeli, kolluğun hesap verebilirliğini sağlamalıdır."
İlginizi Çekebilir