YAŞAM

Adil HARMANCI yazdı: Van Gölü’nde iki hikâye; biri güzel, biri çirkin…

Van Gölü’yle ilgili iki hikâye anlatayım size bugün, biri güzel biri de hakikaten oldukça çirkin…

Çirkin hikayeler anlatılır mı peki, ya kötü örnek olurlarsa; siz öyle düşünmeyin, çirkin hikayeler anlatılacak ki daha güzelleri ortaya çıksın, çirkinlikler su yüzüne vurmadan suyun dibi paklanmaz!

İşte bir hikayemizin konusu tam da böyle bir şey, bugünlerde Van Gölü’nde su yüzüne vuran insan bedenleri var, ama onları suya gömen öykü önemli, öykü ise çirkin mi çirkin…

İran sınırından başka ülkelerden insanlar gelmek istiyor Van’a, geliyorlar da, bazen de grup grup, çoluk-çocuk, yaşlı-genç…

Neden geliyorlar?

Van’dan batı illerine oradan da Avrupa ülkelerine gitmek için, çünkü çeşitli nedenlerle ülkelerinde barınamamışlar, hayatlarını başka bir coğrafyada garanti altına almak istiyorlar.

Nasıl geliyorlar peki?

“Kaçak yollardan” deniyor ama şunu çok iyi biliyoruz ki insan kaçakçılarının yardımıyla arabalara doldurularak getiriliyorlar ve bir kısmı sınırda yakalanabiliyor, gerisi geliyor.

Gelince ne oluyor peki?

İşte 27 Haziran’da olduğu gibi oluyor ya göç yolunda arabaları devriliyor ya da gölün dibini boyluyorlar, şu anda insan tüccarları yüzünden gölün dibinde onlarcasının cesedi var.

Hadi geldikleri devletlerin arızasına dokunmayalım ama bu hikâyede çirkin olan şey, üç kuruş için insanları ölüm tezgahına çekmektir.

Ki mültecilerin bu adamlara yüksek paralar verdiği sık sık dile de getiriliyor, hatta Van’da kalanların kendisi söylüyor.

İkinci hikayemiz, güzel bir hikâye…

Van Gölü Koruma Kanunu için, Van Gölü için Türkiye turuna çıktı Van’ın aktivistleri…

Bisikletlerine binip birkaç gündür il il dolaşıyorlar.

Sırtlarında da “Van Gölü Kirlenmesin Temiz Kalsın” yazılı tişörtler taşıyorlar.

Belki Türkiye’de hatta ‘dünya mirası’ olarak kabul görmesinden dolayı dünyada da korunması gereken yerlerden biri olan Van Gölü için siyaset sessiz kalınca iş başa düştü ve aktivistler şu anda o güzel iş için yollarda…

Sesleri ve nefesleri duyulacak mı, duyulsa iyi olur, hatta Van milletvekilleri de gidip yanlarında birer bisiklet sürse hiç fena olmaz, belki daha çok yankısı olur da dünya mirası olan Van Gölü yasayla koruma altına alınır.

Van Gölü kıyısında yaşayan biri olarak, yasayla olmadan Van’ın çürük arıtma tesisleriyle, palyatif çözümlerle korunamayacağına inanlardan biriyim.

Bisiklet sürme becerim olsaydı belki ben de bu inancımdan dolayı aktivistlere katılırdım, tabi bu insanlar geçen yıl da 450 kilometrelik Van Gölü etrafını yürüyerek turladılar, hatta Van Valisi Mehmet Emin Bilmez de finalde yürüyüşe destek verdi, üniversite yakınlarından il merkezine kadar olan bir yürüyüştü.

Yine dağlara tırmandılar, yabani hayvanlarla yüz yüze geldiler, aç kaldılar, susuz kaldılar Van Gölü sevdası terk etmedi onları ama talepleri olan Van Gölü Koruma Kanunu için de en küçük bir adım atılmadı.

Dileriz bu sefer bir adım atılır.

Haftaya, farklı hikayelerde görüşmek dileğiyle… Prestij

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sitede spam yorumları azaltmak için Akismet kullanıyoruz. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini bu yazıya tıklayarak öğrenin.

Başa dön tuşu
Kapalı