YAŞAM

Adil HARMANCI yazdı: Ayanis Kalesi

Van Gölü kıyısında muhteşem bir doğa ve muhteşem bir tarih var, insanlara rağmen bin yıllar doğasını yok edememiş buranın, kırılmalar, dökülmeler var ama doğa inatla ayakta kalmayı sürdürüyor, çevreye hayat vermeye devam ediyor.

Tarih ise bir başka olay, neresine dokunursanız Van Gölü kıyısına, binlerce yıllık bir hatıra çıkıyor karşınıza; kimi yerde bir anıt, kimi yerde bir mabet, kimi yerde bir kale, bir sur, bir kanal, bir gölet, ya da bir höyük…

Ayanıs Kalesi de böyle bir tarih hatırası.

Şimdiki adıyla Ağartı mahallesi yakınlarında Van Gölü’nü tepeden gören bir noktada inşa edilmiş bir tarih harikası.

Urartu Krallığının son kalesi.

Van Gölü kıyısına, Van Kalesi’nden çok daha yakın bir noktada; gölün serinliğini belki en iyi burada his eder, güneşin batışını en iyi burada izlersiniz.

Şimdi orada devam eden kazılar var, 31 yıldır sürüyor, ama size abartıyı ortadan kaldırmak için aydınlatıcı bir bilgi vereyim; 31 yıl denilen bu rakam yılda 2 ay gibi bir aktif çalışma dönemini içeriyor topu topu, en azından orada kazı yapanların verdiği bilgi bu yönde, “en fazla 2 ay çalışabiliyoruz bu iklim şartlarında” diyorlar, yani 31 yıl ile çarptığınızda toplamda 62 aylık bir çalışma söz konusu burada…

Koca bir kale, önemli bir tarih hazinesi, hırpalamadan, kırıp-dökmeden, özelliklerini tahrip etmeden üstüne düşen bin yılların toprağı altından yeniden çıkarmak gerekiyor.

Tam 3 bin yıllık bir mazi, bir dünya değeri, Urartu tarihine tanıklık eden İran ve diğer yakın devletleri de içine katarsak Ayanıs hakikaten de bugün için uluslar arası özelliği olan, tüm dünyayı ilgilendiren bir değer.

Zaten Van Gölü’nün kendisi bir dünya değeri ve mirası olduğu genel kabul gören bir şey, hele hele çevresinde yeniden yeşertilmeye çalışılan kayıp olmaktan kurtarılmaya çalışılan tarihi değerler de kendiliğinden dünya mirası listesine dahil olmaya en yakın adaylar…

Şimdi esas derdimiz Ayanıs Kalesi ile ilgili şu; burası bir an önce üzerindeki topraktan, taştan, çakıldan, dezenformasyondan kurtarılıp eski görüntüsüyle günümüz için bir turizm değeri haline getirmektir.

Ne var ki bu yapılırken, hani kaba tarifle 31 yılda, normalde yılda 2 aylık bir çalışmayla çok da verimli sonuç elde edilemediği dile getiriliyor.

Neden böyle?

Çünkü, daha etkili bir çalışma ve daha erken bir sonuç için daha fazla insan gücüne ve daha fazla kaynağa ihtiyaç var…

Bütçesi ve organizasyonu güçlü olmalı kısaca…

Önceki gün Van Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva, Ayanıs kazı bölgesine giderek kazı ekibinin çalışmalarını ve önerilerini dinleyince şunu demekten kendini alamamıştı:

“Dünyaya, BM’ye çağrı yapıyorum, bu çalışmalara bir omuz verin”

Tabi yine izah ettiğim gibi “dünya mirası” olması babından böyle bir çağrı yapmıştı, fakat çağrının içeriğine baktığımızda, bu çağrı aslında şu anda yapılan yatırımın, ayrılan bütçenin yetersiz olduğuna bir serzenişti.

Yani evet Ayanıs’ta bir kazı çabası var, ama para yetersiz ve insan gücü yetersiz, zaten gidip görürseniz birkaç 31 yıl daha bitmesini beklemezsiniz.

Oysa ne tarih, ne turizm, ne de günlük yaşam bu kadar beklemeye tahammül etmez, zaten insanlar şimdi günlük yaşıyor, çok uzun planlamalar pek fazla olmuyor, o nedenle Ayanıs Kalesi’nin bir an önce Van Gölü havzasında yaşayanların, bölgede bulunanların ve dünya insanlarının ziyaretine sunulması için etkili bir desteğin olması şart, bu BM olur, birkaç ülke olur, ya da Turizm Bakanlığı’nın daha fazla bütçe ayırması ve yerel dinamiklerin de katkı sunmasıyla olur, ama bir şekilde şimdiki çalışmaların standarttan kurtarılıp daha etkili hale getirilmesi gerekiyor.

Bu sadece benim buraya yazdığım süslenmiş bir cümle değil, herkesin ve hemen hemen her kesimin beklentisi bu yönde, yetkililerin bunu görüp bir çözüm bulacağı umudunu taşıyor herkes…

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sitede spam yorumları azaltmak için Akismet kullanıyoruz. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini bu yazıya tıklayarak öğrenin.

Başa dön tuşu
Kapalı